Şimdi gerçekten onun hakkında konuşmak istiyor musun?Do you really want to talk about that now?
Senin gibi bir kadın benim gibi bir erkeği hak etmiyor.A woman like you doesn't deserve a man like me.
Tom gibi bir çocuk Mary gibi bir kızı hak etmiyor.A boy like Tom doesn't deserve a girl like Mary.
Yarın onun hakkında konuşacağız.We'll talk about it tomorrow.
Onun okula çıplak gelmek hakkında bir hayali vardı.He had a dream about coming naked to school.
Bunun hakkında bir sözcük daha duymak istemiyorum.I don't want to hear another word about it!
Sessiz kalma hakkına sahipsin.You have the right to remain silent.
Sessiz kalma hakkına sahipsiniz.You have the right to remain silent.
Polisle konuşmadan önce bir avukata danışma hakkına sahipsin.You have the right to consult an attorney before speaking to the police.
Çok az tercih hakkım vardı.I had little choice.
Her zaman senin hakkında düşünüyorum.I think about you all the time.
Gün boyunca senin hakkında düşünüyorum.I think about you all day long.
Haklı olduğumu düşünüyorum.I reckon that I'm right.
Ben haklı mıyım?Am I right?
Başka bir şey hakkında konuşalım.Let's talk about something else.
Ben sadece projemiz hakkında biraz tarih vermek istiyorum.I'd just like to give you a little history about our project.
Onun hakkında düşünmek istiyorum.I'd like to think about it.
Onun hakkında biraz daha uzun düşünmek istiyorum.I'd like to think about it a little bit longer.
Seninle Tom hakkında konuşmak istiyorum.I'd like to talk with you about Tom.
Dün okulda ne olduğu hakkında seninle konuşmak istiyorum.I'd like to talk to you about what happened at school yesterday.
Senin durumun hakkında konuşmak istiyorum.I'd like to talk about your situation.
Tom hakkında konuşmak isterim.I'd like to talk about Tom.
Onun hakkında konuşmak istiyorum.I'd like to talk about that.
Ne hakkında konuştuğunu bilmek istiyorum.I'd like to know what you talked about.
Tom'a ne olduğu hakkında biraz daha bilmek istiyorum.I'd like to know more about what happened to Tom.
Tom hakkında daha fazla bilmek istiyorum.I'd like to know more about Tom.
Boston hakkında daha fazla bilmek istiyorum.I'd like to know more about Boston.
Onun hakkında daha fazla duymak istiyorum.I'd like to hear more about that.
Seyahatiniz hakkında daha fazla öğrenmek istiyorum.I'd like to hear a lot more about your trip.
Sana sizin için çalışan insanların bazıları hakkında bazı sorular sormak istiyorum.I'd like to ask you some questions about some of the people you have working for you.
Sana Tom hakkında soru sormak istiyorum.I'd like to ask you about Tom.
Senin bir öğrencin hakkında sana bir soru sormak istiyorum.I'd like to ask you about a student of yours.
Senin tedavi ettiğin bir hasta hakkındaa sana soru sormak istiyorum.I'd like to ask you about a patient you treated.
Geçen hafta sonu ne yaptığınız hakkında size birkaç soru sormak istiyorum.I'd like to ask you a few questions about what you did last weekend.
Tom'a onun hakkında kendim sormak istiyorum.I'd like to ask Tom about that myself.
Artık hiç kimse kitaplar hakkında konuşmak istemiyor.No one wants to talk about books anymore.
Tom'un onun hakkında konuşacağını düşündüm.I thought Tom would talk about that.
Tom'un onun hakkında mutlu olacağını düşündüm.I thought Tom would be happy about that.
Daha sonra bunun hakkında endişeleniriz diye düşündüm.I thought we'd worry about that later.
Tom'un daha önceden bunun hakkında Mary ile konuştuğunu sandım.I thought Tom had already talked to Mary about that.
Tom onun arkasından Mary hakkında konuştu.Tom talked about Mary behind her back.
Belki bugün bize sözlükleri nasıl kullanacağımız hakkında birkaç ipucu verebilirsin.Maybe today you can give us a couple of tips about how to use the dictionaries.
Tom hakikatten habersiz.Tom is out of touch with reality.
O, erkek arkadaşı hakkında ailesine yalan söylemek zorunda.She has to lie to her family about her boyfriend.
Bunun hakkında saatlerdir konuşuyoruz. Bırakabilir miyiz?We've been talking about this for hours. Can we just drop it?
Onlar haklı olamaz.They can't be right.
Tom'un Mary hakkında söylediklerinin hiçbirine inanamayız.We can't believe anything Tom says about Mary.
Sen Tom'un benim hakkımda söylediği herhangi bir şeye inanamazsın.You can't believe anything Tom says about me.
Bunun hakkında seninle konuştuğuma inanamıyorum.I can't believe I'm talking to you about this.
Tom'un Mary hakkında öyle dedikodu yapacağına inanamıyorum.I can't believe Tom would gossip about Mary like that.
Her ikiniz haklı olamazsınız.You can't both be right.
Onun hakkında bir şey yapamam.I can't do anything about that.
Ne hakkında kavga ettiğimizi ben bile hatırlayamıyorum.I can't even remember what we were fighting about.
Ben bile evlilik hakkında düşünemiyorum.I can't even think about marriage.
Tom bunun hakkında öğrenemiyor.Tom can't find out about this.
Nasıl zaman öldüreceğimiz hakkında düşünüyorken, zaman bizi öldürür.While we're thinking about how to kill time, time kills us.
Tom'un ne hakkında düşünüyor olabileceğini hayal bile edemiyorum.I can't imagine what Tom might be thinking about.
Şu anda onun hakkında bir karar veremiyorum.I can't make a decision about that right now.
O gece hakkında bir şey hatırlayamıyorum.I can't remember anything about that night.
Bunun hakkında düşünmeye dayanamıyorum.I can't stand to think about it.