Haklısın. Taksiyle gideceğim.You are right. I will go by taxi.
Dün olanlar hakkında utandım.I am ashamed about what happened yesterday.
Onun hakkında bir şey bilmiyoruz.We don't know anything about him.
O hakime rüşvet veremezsin.You can't bribe that judge.
Onun şehre gelişinden beri, bütün kadınlar onun hakkında dikkatli kaldı.Since his arrival in town, all the women have remained cautious about him.
Senin hakkında endişeliyim.I'm worried about you.
İnsan haklarının birincisi susmaktır.The first of human rights is to shut up!!!
İnsan hakları kavramının açık bir tanımına ihtiyacımız var.We need a clear definition of the concept of human rights.
İşleri nasıl değiştirebileceğimiz hakkında birkaç örnek verdi.He gave several examples of how we could change things.
Diller hakkında bir kitap okuyorum.I'm reading a book about languages.
Hayat böyle şeyler hakkında endişe etmek için çok kısa.Life is too short to worry about things like that.
Herkesin düşündüğünü söyleme hakkı vardır.Everyone has a right to say what he thinks.
Serbest konuşma özgürlüğün var ama iftira etme hakkın yok.You have the right to free speech, but not the right to slander.
Davranışını haklı çıkar, haydi, bunların hepsi olduğunda orada olmanı haklı çıkar.Justify your attitude, come on, justify being there when it all happened.
Onun düğünü hakkında bir şey bilmemen tuhaf.It is strange that you know nothing about her wedding.
Tahminde bulunmak zor, özellikle de gelecek hakkında.It's tough to make predictions, especially about the future!
Onun hakkında daha fazla söylemeyi reddetti.He refused to say more about that.
O konu hakkında daha fazla söylemeyi reddetti.She refused to say more about that matter.
Haksız kazançların kimseye faydası olmaz.Ill-gotten gains never benefit anyone.
Bir şey hakkında biraz tavsiye istiyorum.I'd like some advice on something.
Vahşi Jaguarlar hakkında rüya gördü.She dreamt about wild jaguars.
Aşağıdaki konu hakkında yazın.Write about the following topic.
İngiltere'deki okul yaşamı hakkında duymak ilginçti.It was interesting to hear about school life in Britain.
Bu kırmızı şapka hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of this red hat?
Birçok haksız şeyler oldu.Many unfair things happened.
İşin hakkında hayal kırıklığına uğradın.You're frustrated about your job.
Ne hakkında konuşmak istiyorsun?What do you want to talk about?
Onun hakkında hoşlanmadığım bir şey var.There is something about him I don't like.
Kendine hakim ol.Put yourself together.
O, konuşmayı komşular hakkındaki dedikodu ile tatlandırmaya çalıştı.She tried to spice up the conversation with gossip about the neighbors.
Belgesel, yoksulların durumu hakkında bilinçlendirmek demektir.The documentary is meant to raise consciousness about the plight of the poor.
Bu durum hakkında ne düşünüyorsun?What do you think about this situation?
Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?What do you think about this situation?
Onun ailesi hakkında bir şey biliyor musun?Do you know anything about his family?
Hangi şarkıyı söyleyecekleri hakkında konuşuyorlar.They are talking about what they will sing.
İnternet hakkında sevdiğim tek şey onun ebediyetidir.One thing I love about the internet is its timelessness.
Hiç hak etmediği, harika bir kadın olan karısından bıkmıştı.He was bored with his wife, an excellent woman he didn't deserve.
Ben haklıyım.I am right.
Çin hakkındaki izleniminiz nedir?What's your impression of China?
Amerika hakkındaki izlenimim çok iyi.My impression of America is very good.
Onlar ona ve eşine hakaret ettiler.They insulted him and his wife.
Onlar birkaç şey hakkında kızgındı.They were angry about several things.
Onun filmlerinden bazıları hakkında espriler yaptılar.They told jokes about some of his movies.
Kendilerini yönetme hakkı istediler.They wanted the right to govern themselves.
Onlar onun özgürce konuşma hakkını destekledi.They supported his right to speak freely.
Bir süredir bu konu hakkında düşünüyorlardı.They had been thinking about it for some time.
Onlar onun saldırılarından bazılarının haksız olduğunu sezinlediler.They felt that some of his attacks were unjust.
Adamlar ne gördükleri hakkında hem haritalar hem de resimler çizdiler.Both men drew maps and pictures of what they saw.
Onlar birçok konu hakkında hemen tartışmaya başladı.They immediately began arguing about many issues.
Onlar kendi fikirlerinde hareket etme hakkına ve gücüne sahiptir.They have the right and power to act on their ideas.
Onun hakkında konuşarak çok zaman harcamak istemediler.They did not want to spend much time talking about it.
O, parti birliği hakkında konuştu.He spoke of party unity.
Onun haklı olup olmadığını sadece zaman gösterecek.Only time will tell if he was right.
O, bitkiler ve ağaçlar hakkında yazı yazdı.He wrote about plants and trees.
Onun hakkında bir şey bilmediğini söyledi.He said he had not known about it.
Aslında o haksızlıktan dolayı suçlu muydu?Was he, in fact, guilty of wrongdoing?
Kore'deki savaşa son verme hakkında konuştu.He talked about ending the war in Korea.
Onların her ikisi de çok yetkili hakimler.They are both very competent judges.
Birçok Amerikalı, Japon işgali hakkında kızgındı.Many Americans were angry about the Japanese invasion.
Her eyaletin, sadece bir oy hakkı vardı.Each state had just one vote.