Onun öğrencileri onun arkasından onun hakkında kötü konuşuyor.His students speak bad about him behind his back.
Onu asla başkaları hakkında kötü konuşurken duymadım.She was never heard speaking ill of others.
Hakata istasyonu nerede?Where is Hakata station located?
Ben şimdi vombatlar hakkındaki altı yeni gerçeği öğrendim.I just learned six new facts about wombats.
Ben sadece David Cameron hakkında yeni bir şey öğrendim.I just learned something new about David Cameron.
Dayanışma ve eşit haklar kamu politikasının temel taşını oluştururMake solidarity and equal rights the cornerstone of public policy.
Benim görüşüme göre, o haklıdır.In my opinion, he's right.
Bence haklı.In my opinion, he's right.
Bence o haklı.I think he's right.
Hakikat şaraptadır.Truth is in wine.
O, orman maceraları hakkında bir kitap yazdı.He wrote a book about jungle adventures.
Ben haklı olduğumu düşünüyorum.I think I'm right.
Bu büyük bir anlaşma değil. Onun hakkında endişelenme.It's not a big deal. Don't worry about it.
Onun hakkında üzülme.Don't worry about it.
Ne hakkında?About what?
Grevler hakkında makaleler yazıyorum.I am writing articles about strikes.
Onun hakkında düşünmek zorundayım.I have to think about it.
Onun hakkında düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.I need some time to think about it.
Kesinlikle haklısın!You're completely right!
Sen kesinlikle haklısın!You're absolutely right!
Lütfen onun hakkında düşün.Please think about it.
Ne hakkında konuştun?What did you talk about?
Ahtapot Paul haklıydı.Octopus Paul was right.
Bu kitap yıldızlar hakkında.This book is about stars.
Ortaçağ İspanyası hakkında bir kitap arıyorum.I'm looking for a book about medieval Spain.
Bizim faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi ister misiniz? Bültenimize abone olun.You want more information about our activities? Subscribe to our newsletter.
O, Fransa'nın modern tarihi hakkında bilgi sahibidir.He knows about the modern history of France.
Tabii ki o haklı.Of course, he is right.
O, onun hakkında bir şey söyledi mi?Did he say anything about it?
Neredeyse haklısın.You're almost right.
Müşteri her zaman haklıdır.The customer is always right.
Pikasonun skeçleri hakkında özel bir sergi var.There's a special exhibit of Picasso's sketches.
Onun önerisi hakkında ne düşünüyorsunuz?What do you think of his suggestion?
Paola hakkında konuşalım.Let's talk about Paola.
Onun hakkında ona bir şey söylememelisin.You shouldn't tell him anything about her.
Kız arkadaşın hakkında ona bir şey söylememelisin.You shouldn't tell him anything about your girlfriend.
Batman hakkında bilmeniz gereken şey, onun süper kahraman olmasıdır.The thing you have to know about Batman is, he's a superhero.
Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.Ill-gotten gains are short-lived.
Aileniz hakkında hiçbir şey bilmiyor.She knows nothing about your family.
Ailen hakkında hiçbir şey bilmiyor.She knows nothing about your family.
Eğer bu bilgi çağı ise, biz ne hakkında çok bilgiliyiz?If this is the information age, what are we so well-informed about?
Yunan kültürü hakkında çok şey öğrendim.I learned a lot about Greek culture.
Bana herkesin önünde hakaret etti.He publicly insulted me.
Bu kitap Çin hakkında.This book is about China.
O, kuşlar hakkında bir kitap yazdı.She wrote a book about birds.
Onun hakkında kesinlikle bir şey bilmiyorum.I know absolutely nothing about that.
O, her zaman bir şey hakkında şikâyet ediyor.He's always complaining about something.
Ben onun hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know a thing about her.
Evlilik bir tür insan hakları ihlalidir.Marriage is a type of human rights violation.
O çeşitli konular hakkında bilgili.He's knowledgable about a variety of subjects.
O diğerleri hakkında soru sordu.She asked about the others.
Onlar diğerleri hakkında sordu.They asked about the others.
Ne olursa olsun, hiç kimseye bunun hakkında bir şey anlatmayacağım.Whatever happens, I won't tell anybody about it.
O, yeni pantolon askısı hakkında gerçekten hassas.She's really touchy about her new braces.
O benim sağlığım hakkında endişeleniyor.She worries about my health.
Özgeçmişim hakkında çok fazla endişelenmiyorum.I don't worry so much about my resume.
Her şahıs memleketin kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir.Everyone has the right of equal access to public service in his country.
Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.
Hakikaten lezzetli.This is really delicious.
Mağaza hakkında birçok insana soru sordum ama hiç kimse onu duymamıştı.I asked many people about the store, but no one had heard of it.