O, aile hayatı hakkında ağzı sıkıdır.He is very secretive in regard to his family life.
Umudu hakkında sana ne söyledi.What did he tell you about his hope?
O, geleceği hakkında belirsizdir.He is uncertain about his future.
O, geleceği hakkında endişelidir.He is anxious about his future.
Talihsizlikleri hakkında uzun uzadıya düşündü.He ruminated over his misfortunes.
Aşk ilişkisi hakkında bana güvendi.He confided in me about his love affair.
O, yetenekleri hakkında övündü.He boasted about his skills.
O, kendisi hakkında hiçbir şey söylemeyecektir.He won't say anything about himself.
Yiyeceği hakkında çok müşkülpesenttir.He is very particular about his food.
O, yemek hakkında seçicidir.She is particular about food.
Yemek hakkında ona şikâyette bulundu.He complained to her about the food.
O bize yeni bir faturalama sistemi hakkında bir açıklama yaptı.He gave us an explanation about the new billing system.
Matematik sınavı hakkında bana bazı sorular sordu.He asked me some questions about the math test.
O, siyaset hakkında bir şey bilmiyor.He knows nothing about politics.
O haklı mı?Is he right?
Başkaları hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.He is always saying bad things about others.
O, oğlunun kitap aşkı hakkında memnun.He is glad about his son's love of books.
Başkaları hakkında kötü konuşmamayı kendisine prensip olarak benimsemektedir.He makes it a rule never to speak ill of others.
Sağlığı hakkında endişeli görünüyordu.He seemed worried about his health.
Nasıl giyineceği hakkında müşkülpesent.He is particular about how he dresses.
Çin hakkında çok sayıda kitap yazdı.He wrote a lot of books on China.
Kelebekler hakkında çok fazla şey biliyor.He knows a lot about butterflies.
O, hayvanlar hakkında çok şey bilir.He knows a lot about animals.
O vahşi hayvanlar hakkında çok şey bilir.He knows a lot about wild animals.
O, hayvanlar hakkında hikayeler yazmaya devam etti.He kept on writing stories about animals.
Japonya hakkında çok şey bilmez.He doesn't know a lot about Japan.
Onun Japonya hakkında her şeyi bildiğini düşündüm.I thought that he knew everything about Japan.
O, Japonya'nın içişleri hakkında iyi bir bilgiye sahip.He has a good knowledge of the internal affairs of Japan.
Onun yaşı hakkında yalan söyledi.He lied about his age.
O mobilya hakkında onlarla bir pazarlık yaptı.He made a bargain with them about the furniture.
Onların planı hakkında bir şey bilmediğini inkar etti.He denied knowing anything of their plan.
Onun hakkında söylediklerini geri aldı.He took back what he had said about her.
O hatası hakkında onu ikna edemedi.He couldn't convince her of her mistake.
O, ona haklı olduğunu söyledi.He told her that she was right.
O ona hakaret etti. Onun sinirlenme nedeni budur.He insulted her. That is why she got angry.
Onların ona davranış tarzı hakkında söylendi.He grumbled about the way they treated him.
Ben onun kötü sağlığı hakkında endişe duyuyorum.I am concerned about his poor health.
Haksız şekilde muamele edilmekten şikâyet etti.He complained that he was unfairly treated.
Haksız biçimde muamele edilmekten şikâyet etti.He complained of having been treated unfairly.
Hakaret edilmesine rağmen öfkesini tutmayı başardı.In spite of being insulted, he managed to keep his temper.
Annesi onun hakkında endişeli.His mother is worried about him.
Annesinin sağlığı hakkında endişeli.He is anxious about his mother's health.
Ona hakaret ettiğim için kızgındı.He was angry that I had insulted him.
O, az bilinen ülkeler hakkındaki gerçekleri toplamak için dünyayı dolaşıyor.He travels about the world gathering facts about little known countries.
O varlıklıdır, bu yüzden para hakkında endişe etmez.He is well off, so he doesn't worry about money.
Nedensiz olarak bana hakaret etti.He insulted me without any reason.
Nedeni olmadan bana hakaret etti.He insulted me without reason.
Onun ebeveyninin sağlığı hakkında endişelidir.He is concerned about his parent's health.
Onun hakkında söyleyecek daha fazla sözüm yok.I have nothing more to say about him.
Onların öyle yapma hakkı var.They have the right to do so.
Onun planının başarısı hakkında şüphelerim var.I have doubts about the success of their plan.
Onların planı hakkında bir şey bilmiyorum.I am quite ignorant of their plan.
Onlar çöpü dışarıya taşımak için kimin sırası olduğu hakkında tartıştılar.They disputed about whose turn it was to take the trash out.
Onlar sık sık Tokyo'da yaşamanın maliyeti hakkında şikayetçi olurlar.They often complain about the cost of living in Tokyo.
Onlar para ile ne yapmaları gerektiği hakkında konuştular.They talked about what they should do with the money.
Konu hakkında bir tartışma başlattılar.They entered into a discussion about the issue.
Onlardan her biri gördüğü hakkında bir rapor yazmak zorunda.Each of them has to write a report about what he saw.
Onlar aşk hakkında konuştular.They talked about love.
Onlar müzik hakkında konuşuyorlar.They are talking about music.
Nükleer silahlar hakkında endişeleniyor gibi görünüyorlar.They seem to be worrying about nuclear weapons.