Sorun hakkında onun tavsiyesini istedi.He asked her advice about the problem.
Sorun hakkında düşünüyor.He is thinking about the problem.
O, o gece arkadaşı Jesse Jackson'la toplantı hakkında konuşuyordu.He was chatting with his friend Jesse Jackson about the meeting that night.
O, onun hakkında bir kelime söylemedi.He didn't say a word about it.
O, onun hakkında bir soru sordu.He asked a question about it.
O, onun hakkında biliyor gibi görünüyor.It seems that he knows about it.
Daha fazla sinirine hakim olamadı.He couldn't keep his temper any longer.
Onun haklı olduğuna dair bir hissim var.I have a feeling he is right.
Karısının onu niçin terk ettiği hakkında hiçbir fikri yoktu.He had no idea why his wife left him.
Fransızca hakkında iyi bir okuma bilgisi var.He has a good reading knowledge of French.
O Fransızcaya hakim.He has a good command of French.
O, Fransızcaya hakim olmaya çalıştı.He tried to master French.
O, Ben hakkında bazı bilgileri ele geçirdi.He acquired some knowledge about Ben.
Daha iyi tedavi hakkına sahiptir.He is entitled to better treatment.
O, iyi bir fikir hakkında düşündü.He thought of a good idea.
O, komitenin kararı hakkında bilgilendirilmediğinden şikayet etti.He complained that he had not been informed of the committee's decision.
Kral hakkında bir hikaye uydurdu.He made up a story about the king.
Olacaklar hakkında korkuyordu.He was afraid about what was going to happen.
Bir şey hakkında endişeli görünüyor.He seems to be worried about something.
O, yapmak istediği şey hakkında kararsız görünüyordu.He seemed vague about what he wanted to do.
O ne hakkında çok öfkeli?What is he so angry about?
Her şey hakkında çok titizdir.He is very thorough about everything.
Onun Japonya hakkında düzinelerce kitabı var.He has dozens of books about Japan.
O, çiçekler hakkında çok şey bilir.He knows a lot about flowers.
Bizim takıma hakaret etti.He insulted our team.
Benimle ne zaman karşılaşsa arabası hakkında övünür.Every time he meets me, he brags about his car.
Dış ilişkiler hakkında çok şey bilir.He knows a lot about foreign affairs.
O, yurt dışındaki deneyimi hakkında çok sayıda kitaplar yazdı.He has written lots of books about his experience abroad.
O, yurtdışına gitme hakkındaki fikrini değiştirdi.He has changed his mind about going abroad.
O, çevreyi koruma hakkında taktire şayan bir konuşma yaptı.He made an admirable speech about protecting the environment.
O, bir hakarete katlandı.He suffered an insult.
Tatil planları hakkında konuşmak için bana telefon etti.He phoned me to talk about his holiday plans.
O, para hakkında dikkatsiz.He is careless about money.
O, gümüş ağaçları olan altın şehirler hakkında harika hikayeler duymuştu.He had heard wonderful stories about cities of gold with silver trees.
O hava yoluyla yurt dışına gitme hakkındaki fikrini değiştirdi.He has changed his mind about going abroad by air.
O başkaları hakkında asla kötü konuşmamayı kural haline getirmektedir.He makes it a rule never to speak badly of others.
Buna karşın haklıydı.He was right after all.
O, modern sanat hakkında ilginç bir yayın yaptı.He gave an interesting broadcast about modern art.
O, evi hakkında hayal kurdu.He dreamed about his home.
O, bana herkesin önünde hakaret etti.He insulted me in public.
Bir şey hakkında şikayet etmeden ağzını asla açmaz.He never opens his mouth without complaining about something.
O iyi bir ünü hak ediyor.He deserves a good reputation.
O, davranışları hakkında dikkatlidir.He is careful about his manners.
O rütbe indirme hakkında oldukça felsefi.He's quite philosophical about his demotion.
O, yaşlı ebeveynlerinin sağlığı hakkında çok endişeli.He is very concerned about his elderly parent's health.
O şimdiye kadar amacı hakkında sessizdi.He has so far been silent about his intention.
O bu gece Hakodate'ye varacaktır.He will reach Hakodate tonight.
Merhamet için hakime yalvardı.He appealed to the judge for mercy.
O, karısıyla çocukları hakkında tartıştı.He quarreled with his wife about their children.
O, medeni haklarından mahrum edildi.He was deprived of his civil rights.
Bizi ona haksızlık etmekle suçladı.He accused us of wronging him.
Onun aile ilişkilerimize müdahele etme hakkı yok.He has no right to interfere in our family affairs.
O, bana senin haklı olduğunu söyledi.He told me that you were right.
Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez.He never sees me without complaining about his wife.
Benim hakkımda söylediklerini geri aldı.He took back what he had said about me.
Bana Hindistan hakkında hikayeler anlatırdı.He used to tell me stories about India.
O, bana işim hakkında sordu.He asked me about my new job.
O bize iyi sağlığın önemi hakkında vaaz verdi.He preached to us about the importance of good health.
Bazen ne hakkında konuştuğunu unutuyor.He sometimes forgets what he was talking about.
Kendi hakkında yalanlar söylüyor.He has been telling lies about himself.