Ana içeriğe geç
Sözlük

haftasonu ile cümle

haftasonu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu,Imaginen que digo:
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu,상상해보세요. 제가 "로마여행,
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Bayangkan saya katakan, "Sebuah akhir pekan di Roma, sebuah akhir pekan di Paris, atau mobil Anda dicuri?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Imaginaţi-vă că spun, "Un weekend la Roma, un weekend la Paris sau maşina voastră va fi furată?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Imaginez que je dise, "Un weekend à Rome, un weekend à Paris, ou vous faire voler votre voiture ?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Mondjuk, hétvége Rómában, hétvége Párizsban, vagy ellopják az autóját?
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Predstavte si, "Víkend v Ríme, víkend v Paríži, alebo Vám ukradnú auto?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Recimo, "Vikend v Rimu, vikend v Parizu, ali pa da vam ukradejo avto?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Tänk till exempel, "En weekend i Rom, en weekend i Paris, eller att någon snor din bil?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Tưởng tương tôi nói, "Một kì nghỉ ở Roma, một cuối tuần ở Paris, hay xe bạn bị lấy cắp?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?""Viikonloppu Roomassa, viikonloppu Pariisissa, tai että autonne varastetaan?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Wyobraźcie sobie, że powiem: " Weekend w Rzymie, weekend w Paryżu czy kradzież waszego samochodu?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu, Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"Например "Почивка в Рим, почивка в Париж или да ви откраднат колата?"
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu,Pensate se dicessi:
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu,Představte si, že jsem řekl:
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu,Stelt u zich voor dat ik zeg:
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu,Теперь предлагается на выбор:
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu,דמיינו שאמרתי, "סופ"ש ברומא,
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu,تخيلوا أنني قلت، " عطلة نهاية أسبوع في روما،
Mesela diyorum ki, "Roma'da bir haftasonu mu,パリでの週末 車を盗まれる」
Miko: Haftasonu Nakilia'nın Cadılar Bayramı partisinden haberin var mı?(미코) 나킬리아가 주말에 할로윈 파티를 연다는 얘기 들었어?
Miko: Haftasonu Nakilia'nın Cadılar Bayramı partisinden haberin var mı?מיקו: שמעת על מסיבת ליל כל הקדושים הגדולה של נקילה בסוף שבוע הזה?
Miko: Haftasonu Nakilia'nın Cadılar Bayramı partisinden haberin var mı?ميكو: هل سمعتي عن حفلة نيكيلا للهولوين هذا الأسبوع؟
Miko: Haftasonu Nakilia'nın Cadılar Bayramı partisinden haberin var mı?彼女があなたに確認してくれって。
Onlarla geçirdiğim ilk haftasonu -- bir çok haftasonundan ilki -- 20 saatten uzun bir konuşma kaydetmiştim.Duminică noaptea eram toți epuizați. Eram toți în bucătărie.
Onlarla geçirdiğim ilk haftasonu -- bir çok haftasonundan ilki -- 20 saatten uzun bir konuşma kaydetmiştim.El primer fin de semana que pasé con ellos, el primero de muchos, grabé más de 20 horas de conversación.
Onlarla geçirdiğim ilk haftasonu -- bir çok haftasonundan ilki -- 20 saatten uzun bir konuşma kaydetmiştim.그리고 승낙했을 때, 그들은 할 얘기가 너무나 많아서 멈출 수가 없을 정도였습니다.
Onlarla geçirdiğim ilk haftasonu -- bir çok haftasonundan ilki -- 20 saatten uzun bir konuşma kaydetmiştim.Vasárnap estére mindannyian kimerültek voltunk.
Onlarla geçirdiğim ilk haftasonu -- bir çok haftasonundan ilki -- 20 saatten uzun bir konuşma kaydetmiştim.Ze willen volledig zichzelf kunnen zijn.
Onlarla geçirdiğim ilk haftasonu -- bir çok haftasonundan ilki -- 20 saatten uzun bir konuşma kaydetmiştim.וכשהם הסכימו, הסיפור שלהם כל-כך מילא את נפשם, עד שלא יכלו להפסיק לספרו.
Onlarla geçirdiğim ilk haftasonu -- bir çok haftasonundan ilki -- 20 saatten uzun bir konuşma kaydetmiştim.وعندما وافقوا، كانوا مفعمين بقصتهم لم يتمكنوا من الوقوف عن سردها.
Onlarla geçirdiğim ilk haftasonu -- bir çok haftasonundan ilki -- 20 saatten uzun bir konuşma kaydetmiştim.止めどもなく 語ってくれました 週末ごとに何度も 彼らに会いましたが
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?""Een weekendje Rome, een weekendje Parijs, of dat iemand uw auto steelt?"
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?""Fin de semana en Roma, fin de semana en París o que te roben el coche?
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"파리여행, 또는 차를 도둑맞기" 중에 고르라고 한다면?
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?""um fim de semana em Paris, "ou que vos roubassem o carro?"
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?""Un weekend a Roma, un weekend a Parigi, o che vi rubino l' auto.
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?""Víkend v Římě, víkend v Paříži a nebo Vám ukradou auto?"
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?""Уик-энд в Риме, уик-энд в Париже, или кража вашего автомобиля?"
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"סופ"ש בפריז, או שיגנבו לכם את הרכב?"
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"عطلة نهاية أسبوع في باريس، أو أن تُسرق سيارتك؟"
Paris'te bir haftasonu mu, yoksa arabanızın çalınması mı?"(笑)
PArti genel merkezinin hedef alındığı protestolar tüm haftasonu sürdü.Az egész hétvégén végighúzódó tüntetések a párt székháza körül koncentrálódtak.
PArti genel merkezinin hedef alındığı protestolar tüm haftasonu sürdü.De protesten concentreerden zich rond het hoofdkantoor van de partij en duurden het hele weekend.
PArti genel merkezinin hedef alındığı protestolar tüm haftasonu sürdü.Die Proteste, die sich vor allem vor dem Sitz der Partei konzentrierten, dauerten das gesamte Wochenende.
PArti genel merkezinin hedef alındığı protestolar tüm haftasonu sürdü.Las protestas concentradas frente a la sede del partido duraron todo el fin de semana.
PArti genel merkezinin hedef alındığı protestolar tüm haftasonu sürdü.Les manifestants ont convergé devant le siège du PP tout le week-end.
PArti genel merkezinin hedef alındığı protestolar tüm haftasonu sürdü.Os protestos, concentrados do lado de fora do comitê do Partido, duraram todo o fim de semana.
PArti genel merkezinin hedef alındığı protestolar tüm haftasonu sürdü.В понедельник опозиционная Социалистическая партия Испании потребовала отставки Рахоя.
Sanırım bu haftasonu bunu yapmayı deneyeceğim.Azt hiszem ezt kipróbálom a hétvégén.
Sanırım bu haftasonu bunu yapmayı deneyeceğim.Em đúng đó. Anh nghĩ anh sẽ làm thử ngay cuối tuần này.
Sanırım bu haftasonu bunu yapmayı deneyeceğim."Ja, du har ret jeg tror jeg prøver det i week enden.
Sanırım bu haftasonu bunu yapmayı deneyeceğim."Sim, tens razão. "Vou tentar fazê-lo este fim de semana.
Sanırım bu haftasonu bunu yapmayı deneyeceğim."Sí, tienes razón. Creo que voy a hacerlo este fin de semana.
Sanırım bu haftasonu bunu yapmayı deneyeceğim."Да, прав си. Надявам се да успея да го организирам този уикенд.
Sanırım bu haftasonu bunu yapmayı deneyeceğim."Да, ты прав. Я думаю, что попытаюсь сделать это в ближайшие выходные.
Seçim gününün Salı'dan haftasonuna kaydırılmasını sağlayabilir; böylece --belki-- daha çok kişi oy verebilir.Dadurch würde der Wahltag auf das Wochenende verlegt werden, sodass mehr Leute wählen gehen können.
Seçim gününün Salı'dan haftasonuna kaydırılmasını sağlayabilir; böylece --belki-- daha çok kişi oy verebilir.De verkiezingsdag zou verplaatst worden van dinsdag naar het weekend, zodat, duh, meer mensen kunnen stemmen.
Seçim gününün Salı'dan haftasonuna kaydırılmasını sağlayabilir; böylece --belki-- daha çok kişi oy verebilir.Dự luật này sẽ dời ngày bầu cử từ thứ ba về cuối tuần, để mà --có thêm nhiều người bầu cử hơn nữa.
Seçim gününün Salı'dan haftasonuna kaydırılmasını sağlayabilir; böylece --belki-- daha çok kişi oy verebilir.많은 사람들이 더 투표를 할 수 있게 화요일에서 주말로 선거일을 옮긴 것이죠.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod