Ana içeriğe geç
Sözlük

haftam ile cümle

haftam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bizim sadece bir haftamız var.Kita cuma punya satu minggu.
Bizim sadece bir haftamız var.Mamy tylko jeden tydzień.
Bizim sadece bir haftamız var.Vi har bara en vecka.
Bizim sadece bir haftamız var.We hebben maar een week.
Bizim sadece bir haftamız var.Wir haben nur eine Woche.
Bizim sadece bir haftamız var.Έχουμε μόνο μια εβδομάδα.
Bizim sadece bir haftamız var.Имаме само една седмица.
Bizim sadece bir haftamız var.У нас есть только одна неделя.
Bizim sadece bir haftamız var..יש לנו רק שבוע אחד
Bizim sadece bir haftamız var.لدينا أسبوعً واحداً
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Es ruiniert mir quasi die ganze Woche, denn egal, was ich geplant habe, diese Woche ist irgendwie futsch.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Hal itu menghancurkan minggu saya karena apapun yang saya rencanakan sselama 1 minggu ini batal.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Het gooit mijn hele week in het honderd want wat ik ook plande, kan ik vergeten.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Îmi va ruina toată săptămâna, orice aș avea planificat pentru acea săptămână se duce pe apa sâmbetei.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.그 주에 하려고 했던 것들을 아무 것도 할 수 없었죠.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Men hvad med jer?
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Nó đã phá huỷ cả tuần của tôi Vì bất kể tôi đã lên lế hoạch gì trong tuần đó, đều bị lỡ hết cả
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Oda lesz az egész hetem, mert bármit is terveztem arra a hétre, annak annyi.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur. Peki ya siz?Vai estragar-me a semana toda, porque, o que eu tenha planeado para essa semana, vai pela janela fora.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Tak trochu mi to zničí celý týždeň, lebo čokoľvek som si naplánoval, bude už minulosťou.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Μου χαλάει όλη την εβδομάδα, επειδή ό, τι έχω προγραμματίσει εκείνη την εβδομάδα πάει στράφι.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.И ми проваля цялата седмица, защото всичките ми планове пропадат.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.Эта новость отнимет целую неделю моей жизни. Все планы на ближайшие семь дней пойдут прахом.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.מפני שכל מה שתכננתי לאותו שבוע מתבטל.
Bu bütün haftamı mahfetti sayılır, çünkü o hafta planladığım herşey heba olur.لأنه اياً كانت خططي لذلك الاسبوع فقد انتهت كلها
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.이 작품을 완성하기 까지는 대략 6-7주 정도 걸렸습니다.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.6、7週間かかった 作品はだいたい
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Aceasta mi-a luat cu aproximatie, as spune, sase-șapte saptămâni.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Celui-ci m'a pris environ, Je dirais, de six à sept semaines.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Das hat mich annähernd - ich würde sagen - sechs bis sieben Wochen gekostet.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Deze kostte me ongeveer, ik denk, 6 tot 7 weken.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Este demorou, aproximadamente, diria, 6 a 7 semanas.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Este me llevó aproximadamente, diría, seis a siete semanas.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Per questo mi ci sono volute più o meno tra le sei e le sette settimane.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Ta zajęła mi w przybliżeniu, powiedzmy, sześć, siedem tygodni.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Tôi phải nói rằng việc này tốn khoảng 6 đến 7 tuần thời gian của tôi.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Toto dielo mi trvalo približne šesť až sedem týždňov.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Вот эта скульптура заняла у меня примерно, я бы сказал, от шести до семи недель.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.Това ми отне приблизително, бих казал, шест до седем седмици.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.זה לקח לי בערך, הייתי אומר, בין 6 ל-7 שבועות.
Bunu yapmak, aşağı yukarı altı yedi haftamı aldı.هذا استغرق انهاؤه من ست إلى سبع أسابيع.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.이 작품은 완성하는데 한 6주 정도 걸렸습니다.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.Aceea mi-a luat sase saptamani cu aproximatie.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.Celle-là m'a pris environ 6 semaines.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.Este levou-me aproximadamente 6 semanas.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.Nó tốn của tôi khoảng 6 tuần.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.Toto mi trvalo asi šesť týždňov.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.Это заняло у меня примерно шесть недель.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.זה לקח לי בערך 6 שבועות.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.هذا استغرق انهاؤه ستة أسابيع.
Bunu yapmak yaklaşık altı haftamı aldı.(拍手)
Devlet hapishanesinde ilk haftamdı ve gerçekte olanların televizyondakiler gibi olmadığını hızla öğreniyordum.Det var min første uge i statsfængslet, og jeg lærte hurtigt at det ikke var det man så på TV.
Devlet hapishanesinde ilk haftamdı ve gerçekte olanların televizyondakiler gibi olmadığını hızla öğreniyordum.Es war meine erste Woche im Gefängnis und ich lernte schnell, dass es dort nicht wie im Fernsehen war.
Devlet hapishanesinde ilk haftamdı ve gerçekte olanların televizyondakiler gibi olmadığını hızla öğreniyordum.To był mój pierwszy tydzień w więzieniu federalnym. Widziałem, że nie przypomina tego z telewizji.
Devlet hapishanesinde ilk haftamdı ve gerçekte olanların televizyondakiler gibi olmadığını hızla öğreniyordum.연방 교도소 안에서 제가 보낸 첫번째 주에 전 여러분들이 TV에서는 절대 보지 못했던 그런 것들을 빠르게 익혀나갔습니다.
Devlet hapishanesinde ilk haftamdı ve gerçekte olanların televizyondakiler gibi olmadığını hızla öğreniyordum.Κατά την πρώτη μου εβδομάδα στις ομοσπονδιακές φυλακές, μάθαινα γρήγορα ότι δεν ήταν όπως στην τηλεόραση.
Devlet hapishanesinde ilk haftamdı ve gerçekte olanların televizyondakiler gibi olmadığını hızla öğreniyordum.זה היה השבוע הראשון שלי בכלא פדראלי, והבנתי דיי מהר שזה לא מה שרואים בטלוויזיה.
Devlet hapishanesinde ilk haftamdı ve gerçekte olanların televizyondakiler gibi olmadığını hızla öğreniyordum.كان ذلك أسبوعي الأول في السّجن الفيدرالي، وتعلّمت بسرعة، أنّه ليس مثل ما تروه على شاشة التلفزيون.
Devlet hapishanesinde ilk haftamdı ve gerçekte olanların televizyondakiler gibi olmadığını hızla öğreniyordum.テレビで見るものとは全然違うと すぐに分かりました 実際 刑務所にいたのは 利口で 熱意を抱く男たちでした
Evsizlerden sorumlu bir sosyal hizmetler birimiyle beraber iki haftamı geçirdim.Also verbrachte ich ein paar Wochen mit einer Sozialarbeitsfirma, die sich der Obdachlosen annahm.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod