Şaraba nazaran hafif ekşimsi bir tadı vardır.Das cremige Getränk hat einen leicht säuerlichen Geschmack.
Daha hızlı hareket ettirebilmek için genelde daha hafif olanları yeğ ile tutulur.Nur selten kuppelt er ihn ab, um schneller zu sein.
Christine Brochant ise aslında hafif bir trafik kazası geçirmiştir ve hastanede yatmaktadır.Brochants Frau ist stattdessen bei einem Verkehrsunfall schwer verunglückt und liegt im Krankenhaus.
Hafif olan vakaların kaç kişi olduğu bilinmemektedir.Es wird berichtet, wie wenig sich nahestehende Menschen übereinander wissen.
Bazen kamgarn kumaşlara da hafif bir dinkleme yapılabilir.Gelegentlich tritt aber auch eine leicht wellige Maserung auf.
Ayrıca daha küçük ve hafifti.Außerdem war er kürzer und leichter.
Hafiflik ve barış konumunu hissetmeye başladığınızda sadece gözlerinizi kapatın ve düşüncelerinizi seyredin.Wenn ich die Augen schließe fühle ich deine Liebe und deine Küsse.
Yukarıya çıkan merdiven çok hoş bir yapıya ve hafif kıvrıma sahip.Das großzügige Treppenhaus hat ein bemerkenswertes Treppengeländer.
Bu cihaz 33.2 gram daha önceki nesilden daha hafif.Insgesamt war der Motor um 1,2 kg leichter als der des Vorgängermodells.
30. Kolordu - 28. Hafif Tümen, 72. Piyade Tümeni ve 170.Korps (28. leichte Division, 72. und 170.
Yapımında M5 Hafif tank diğer adıyla(General Stuart VI) tank şasesi kullanılmıştır.Er wurde vor allem im Kampfpanzer Light Tank M3 "Stuart" verwendet.
Ayrıca "5. Hafif süvari alayı" bu ordu emrine verilmişti.5e division de cavalerie légère (5. leichte Kavalleriedivision) Dem 5. Armeekorps zugeteilt.
Lazer cerrahisi ayrıca renk ve gece görüşünü hafifçe azaltabilir.Die dunkle Maske könnte auch Blendeffekte reduzieren und dadurch die Nachtsicht verbessern.
Kenarının rengi hafifçe daha açık olur.Ihre Farben wurden sanfter.
Hafif sıklettirler.Leichte Schwere.
Yağ yakıcılarında yakıt olarak ağır ve hafif fuel oil (motorin) kullanılmaktadır.Als Treibstoff dient leichtes Heizöl.
Koluna kelepçe dövmesi yaptırarak acısını hafifletmeye çalışır.Daraufhin versucht er mit seinem Taschenmesser, den Arm zu amputieren.
Argoda hafif yaralama olarak kullanılmaktadır.Die Atago hatte nur leichte Schäden erlitten.
Bugün hafif bir soğuk almışım.Je suis un peu enrhumé, aujourd'hui.
Bir zeplin, havadan hafiftir.Un dirigeable est plus léger que l'air.
Uykum hafiftir.J'ai le sommeil léger.
Bu ilaç gerçekten ağrıyı hafifletir mi?Ce médicament soulage-t-il vraiment la douleur ?
Hafif bir yağmurluk, yolculuk için idealdir.Un imperméable léger est idéal pour le voyage.
Hava, sudan hafiftir.L'air est plus léger que l'eau.
Hafif gelenler ise cehenneme gidecek ve cezalandırılacaktırlar.Et ceux qui avaient mécru seront conduits par groupes à l’Enfer.
Genel yapı olarak 910, 906'ya kıyasla daha kısa ve daha hafiftir.En général, la 910 était plus légère et plus courte que la 906.
Hafif kruvazör Honolulu hasar aldı ama görevine devam etti.Le croiseur léger USS Honolulu fut endommagé mais resta en service.
Neyse ki yarası hafiftir.Sa blessure est légère.
Yunanlar, yüklü amber düğmelerin saç gibi hafif objeleri kendine çekebildiğini yazmışlardır.Les Grecs notent que des boutons en ambre chargés pouvaient attirer des objets légers tels que des cheveux.
Dahmer bundan kaçtı ve hafif yaralarla olayı atlattı.Dahmer réussit à s'échapper avec de légères blessures.
Harekatta Almanya Zeplini LZ92 (taktik ismi: L.43) ile Avustralya hafif kruvazörü , HMAS Sydney çarpışmıştır.Il a lieu entre le zeppelin allemand LZ92 (nom tactique : L.43) et le croiseur léger australien HMAS Sydney.
Organizatör başvuruları hafif iyileştirmeler sağladı.Les applications de l'organisateur ont reçu de légères améliorations.
Birinci derece donmalar: En hafif şeklidir.Type 1 : c'est le plus léger.
Süreç içinde gerek hafif gerekse ağır süvarinin ağırlığı azalmış, okçu unsurlar ise artmıştır.Plus leur faute est grave, plus ils tombent bas et plus leur châtiment est pénible.
Ne var ki bu tankların oldukça önemli bir kısmı, T-70 hafif tanklardır.Cependant, beaucoup d'entre eux n'étaient que des chars légers T-70.
Hafif kruvazör tabiri 1930 yılında imzalanan Londra Deniz Antlaşması ile belirtildi.Il prit cependant clairement position contre le traité naval de Londres signé en 1930.
Hava açıktı, güneydoğu yönünden hafif bir rüzgar vardı.Le temps était calme, le vent réduit à une légère brise du sud-ouest.
Sonunda ikisi kılıçlarını çekerler ve Octavian Ochs'u kolundan hafifçe yaralar.Ochs est finalement obligé de dégainer son épée et Octavian le blesse au bras.
Yolcu trenindeki birkaç yolcu hafif yaralandı.Quelques voyageurs du train tamponneur sont blessés dans la collision.
Rüzgar hafif hafif esiyormuş.Le vent souffle légèrement.
Anlatıcı bir süre sonra hafif bir ses duymaya başlar.Peu de temps après il commence à entendre une voix...
Genellikle diğer hafif tanklar üzerinde etkisi olan hafif bir silah ile donatılıyorlardı.Ils possédaient généralement un canon léger et efficace contre d'autres engins du même type.
Norinco Type 63 Çin yapımı bir ambifi hafif tanktır.Le Norinco Type 63 est un char léger amphibie de fabrication chinoise.
Hafif tanklar, genellikle onlarca ton ağırlığında idi ve keşif için kullanılıyorlardı.Des chars légers, pesant dix tonnes ou moins, furent employés principalement pour des tâches de surveillance.
Krup semptomları hafif, orta veya ağır semptomlar olabilir ve bunların durumu genellikle geceleri kötüleşir.Le croup peut produire des symptômes légers à sévères, souvent aggravés la nuit.
Owen, Avustralya yapımı bir hafif makineli silahtır.Fusil Owen, un pistolet mitrailleur australien.
Hızı ve hareketliliği sağlamak için hafif zırhlar giyerler.Ils portent une armure légère pour privilégier la mobilité et la rapidité.
Her nasılsa M3 savaşın ilk yıllarında kullanılan Sovyet yapımı T-60 hafif tankından çok daha üstündü.Toutefois le M3 était supérieur aux autres chars légers soviétiques du début de la guerre tels que les T-60.
Hafif bombardıman uçağı olarak da kullanılmıştır.Ils furent aussi employés en tant que bombardier léger.
Stabil ve hafiftir ve diğer tüm pigmentlerle uyumludur.Miscibilité ou compatibilité avec les autres pigments.
Uranüs Uranüs (19,6 AB), dış gezegenlerin en hafifidir (14 Dünya kütlesi).Uranus (19,6 UA), avec 14 masses terrestres, est la moins massive des géantes gazeuses.
Hafif disleksi rahatsızlığı olmasına rağmen, Ford literatüre karşı ciddi bir ilgi geliştirdi.Malgré une légère dyslexie, il développe un certain intérêt pour la littérature.
Merkezi disk hafifçe şişkindir ve kollardan daha yukarıda durur.Le disque est légèrement gonflé et est élevé au-dessus de la base des bras.
Hafif boğukça fakat parlak bir ses çıkarır.C'était chaud, on faisait du bruit évidemment.
28 Haziran'da Napolyon hafif çatışmaların ardından Vilnius'a girdi.28 juin : Napoléon entre à Vilna.
IMI Negev, İsrail yapımı bir hafif makineli tüfektir.La mitrailleuse légère IMI Negev est une arme israélienne fabriquée par les IMI.
Şaraba nazaran hafif ekşimsi bir tadı vardır.Le rhizome a un léger goût de mangue crue.
Ağır suçlulara cürümlüler, hafif suçlulara kabahatliler dendi.Interrogé sur les Phantom Thieves, il les qualifie de criminels, et d'injustes.
Nadiren hafifçe oval olurlar.Rarement ovipositeur saillant.
Dişiler erkeklerden daha küçük ve daha hafif olurlar.Les femelles sont plus petites et plus légères que les mâles.