Ana içeriğe geç
Sözlük

hafif ile cümle

hafif kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Migrenim tutunca aspirin ağrımı hafifletmiyor.When I have migraines, aspirin doesn't alleviate the pain for me.
Onu hafife alıyorsun.You are selling him short.
Hafif dikkatsizlik büyük bir felakete sebep olabilir.Slight inattention can cause a great disaster.
Top hafifçe kavisli.The ball slightly curved.
Hoş kokular hafif rüzgârlarla yayılır.Sweet scents are borne on soft breezes.
Hafif bir düşünce farkımız vardı.We had a slight difference of opinion.
Baş ağrısını hafifletecek bir şeyin var mı?Do you have anything to relieve a headache?
Hafif bir şey istiyorum.I'd like something light.
Mumun alevi hafif rüzgarda titriyor.The candle's flame is flickering in the soft breeze.
Hiç hafif biran var mı?Do you have any light beer?
Boğazım ağrıyor ve hafif bir ateşim var.I have a sore throat and a slight fever.
Nepal'de yürüyüş yaparken hafif bir kaza geçirdim.I had a slight accident while trekking in Nepal.
Onun ızdırabını hiçbir kelime hafifletemez.No words can relieve her deep sorrow.
Havada hafif bir soğuk vardı.There was a slight chill in the air.
Benim hafif bir ateşim var.I have a slight fever.
Asker yaralarını hafife aldı.The soldier made light of his wounds.
Bu nesne su üzerinde yüzmek için yeterince hafif.The substance is light enough to float on the water.
Kutu bir çocuğun taşıması için yeterince hafif.The box is light enough for a child to carry.
Yol batıya doğru hafifçe kıvrılır.The road curves gently towards the west.
Kule sola doğru hafifçe eğildi.The tower leaned slightly to the left.
On kişi kazada hafif yaralandı.Ten people were slightly injured in the accident.
Bu çok hafif bir kahve.This is a very mild coffee.
Bu konu hafife alınmamalıdır.This matter must not be trifled with.
Bu kutu onun taşıması için yeterince hafif.This box is light enough for him to carry.
Bu kutu taşınacak kadar hafif.This box is light enough to carry.
Bu yol, hafifçe sağa döner.This road curves gently to the right.
Bu yol, hafifçe sağa bükülür.This road curves gently to the right.
Bu el yapımı İtalyan malı titanyum bisiklet son derece hafiftir.This handmade Italian-made titanium bicycle is terribly light.
Burada iklim İngiltere'ninkinden daha hafif.The climate here is milder than that of England.
Burada hafif bir ağrım var.I have a mild pain here.
Bir fincan kahve benim baş ağrımı hafifletti.A cup of coffee relieved me of my headache.
Kahvemi hafif istiyorum.I'd like my coffee weak.
Eri'nin çantası ağır gözükmesine rağmen, aslında oldukça hafiftir.Although Eri's suitcase looks heavy, it's actually very light.
Onun duygularını hafife almamalısın.You should not trifle with his feelings.
Ekonomi hafif bir krizde.The economy is in a slight depression.
Ben hafif bir öğle yemeği yedim.I had a light lunch.
Hafif soğuk ailemle birlikte Ibusuki'ye gidişimi engelledi.A slight cold prevented me from going to Ibusuki with my family.
Hafif bir yemek yiyebileceğim bir kafe var mı?Is there a cafe where I can have a light meal?
Trafik hafif olduğu sahile giden yolu hızla katettik.Since the traffic was light, we made good time driving to the beach.
Bugün hafif bir baş ağrım var.I have a slight headache today.
Bugün hafif bir ateşim var.I have a slight fever today.
Bugün hafif bir soğuk algınlığım var.I have a touch of a cold today.
Bu yıl hafif bir kış var.We have a mild winter this year.
Dün hafif bir yağmur vardı.There was a light rain yesterday.
Bu şimdiye kadar yaşadığımız en hafif kış.This is the mildest winter that we have ever experienced.
Onun yeteneğini hafife almış olabiliriz.We might have underestimated his ability.
Benim paltom hafif ama sıcak tutar.My overcoat is light but warm.
Omzuma hafifçe vurarak ona yardım ettiğim için bana teşekkür etti.Patting me on the shoulder, he thanked me for helping him.
Her zaman hafifçe giyinirim.I dress lightly all the time.
Hafif ayakkabıları severim.I like light shoes.
Hafif bir öğle yemeği yedim.I ate a light lunch.
Şimdi hafif bir baş ağrım var.I have a slight headache now.
Bu sabahtan beri hafif bir ateşim var.I have had a slight fever since this morning.
Hafifçe bir hayal kırıklığına uğradım.I was mildly disappointed.
Genellikle hafif bir kahvaltı yaparım.I usually have a light breakfast.
Ben hafif soğuk almışım.I have a slight cold.
Hafif bir suçluluk duygusu olsa da o kendini gülmekten alamadı.He could not refrain from smiling, though with a slight sense of guilt.
Hafif bir baş ağrım olduğu için erken yatmaya gittim.Having a slight headache, I went to bed early.
Hafif bir baş ağrım var.I have a slight headache.
Hafif bir ateşin olabilir.You may have a slight fever.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod