Bunu hafife almamalıyız.We shouldn't take it lightly.
Tom'un kamyonu hafifçe hasar gördü.Tom's truck was slightly damaged.
Üç bisikletçi hafifçe yaralandı.Three cyclists were slightly injured.
Ben bir hafızım.I'm a swot.
Bu karbon fiber bisiklet inanılmaz hafiftir.This carbon fiber bicycle is incredibly lightweight.
Ben hafife aldım.I took it for granted.
Hafif yedim.I ate light.
Tony her gün hafif koşu yapar.Tony jogs every day.
Hafif bir öğle yemeği servis edilecektir.A light lunch will be served.
Kitaplar insanlığın kağıt hafızasıdır.Books are the paper memory of mankind.
Kendini hafife alma.Don't underestimate yourself.
Hafif bir kahvaltı servis edildi.A light breakfast was served.
Tom sadece hafifçe yaralandı.Tom was only slightly injured.
Çilek suyu hafızanız için iyidir.Strawberry juice is good for your memory.
Tom'un hâlâ hafif bir topallaması var.Tom still has a slight limp.
Tom hafif güldü.Tom laughed a little.
Tom hafif bir topallama ile yürür.Tom walks with a slight limp.
Tom Mary'ye yanaktan hafif bir öpücük verdi.Tom gave Mary a light kiss on the cheek.
Ben işimi hafife almam.I don't take my job lightly.
Fazladan beş gigabaytlık bir hafıza kartım var.I have an extra five-gigabyte memory card.
Onun doğru şeyi yapması için hafifçe dürtmek zorundayız.We have to nudge him to do the right thing.
Ben her sabah hafif koşu yaparım.I jog every morning.
Bana bir hafif yemek ısmarla.Buy me a snack.
Okyanus hafifçe alkalidir.The ocean is slightly alkaline.
Üç kişi hafif yaralandı.Three people were slightly injured.
O erkeğin kolu benimkine hafifçe çarptı.His arm brushed against mine.
Onun kolu benimkine hafifçe çarptı.Her arm brushed against mine.
Tom'un kolu benimkine hafifçe çarptı.Tom's arm brushed against mine.
Bir polis memuru hafif yaralandı.One police officer suffered minor injuries.
Birkaç itfaiyeci hafif yaralandı.A few firefighters suffered minor injuries.
Birkaç yaya hafif yaralandı.Several pedestrians were slightly wounded.
Yalan söyleyeceksen iyi bir hafızaya ihtiyacın var.If you're going to lie, you need a good memory.
Tom'un uykusu hafiftir.Tom is a light sleeper.
Tom uykusu çok hafif bir kimse.Tom is a very light sleeper.
Hayatı hafife almam.I don't take life lightly.
Hafif ikramlar servis edilecektir.Light refreshments will be served.
Anneannem hafızasını kaybetti.My grandmother lost her memory.
Bu yasa ekonomik durgunlukların olumsuz etkilerini hafifletir.This law mitigates the negative effects of economic recessions.
Hiç kimse, başarılı bir yalancı olmak için yeterli hafızaya sahip değildir.No man has a good enough memory to be a successful liar.
Ayağımı yere hafifçe vurdum.I tapped my foot on the floor.
Mary ayağını yere hafifçe vurdu.Mary tapped her foot on the floor.
Tom'un da iyi bir hafızası var.Tom has a good memory, too.
İnsan aptallığının gücünü hiçbir zaman hafife alma.Never underestimate the power of human stupidity.
Malzeme suyun içinde yüzecek kadar hafiftir.The material is light enough to float in water.
Biz kesinlikle onları hafife almadık.We certainly didn't underestimate them.
Hiçbir hafifletici durum yoktu.There were no mitigating circumstances.
Tom hafife alınacak bir adam değildir.Tom isn't a man to be trifled with.
Tom hafif yaralarla atlattı.Tom escaped with minor injuries.
Birisi hafızamı yenileyebilir mi?Can someone refresh my memory?
Tom her şeyi hafife alıyor.Tom makes light of everything.
Tom hafif yemek istiyor.Tom wants his food bland.
Tom bir hafif kamyon kullanıyor.Tom drives a light truck.
Hafızamı tazeleyin.Refresh my memory.
Akupunktur sırt ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.Acupuncture can help relieve back pain.
Tom havayı hafifletmeye çalıştı.Tom tried to lighten the mood.
Tom omzuma hafifçe vurdu.Tom tapped me on the shoulder.
Tom kapıyı hafifçe kapadı ve parmak uçlarına basarak Mary'ye doğru yürüdü.Tom softly closed the door and tiptoed over to Mary.
Hafızamı nasıl geliştirebilirim?How can I improve my memory?
Tom rakibini hafife aldı.Tom underestimated his opponent.
Düşmanı hafife alma.Don't underestimate the enemy.