M2 Hafif Tankı Amerikan Ordusu tarafından II. Dünya Savaşı sırasında Pasifik Cephesinde kullanılan bir tanktı.O Lança-chamas M2 foi extensamente utilizado pelas forças americanas no Pacífico.
Moğolistan’da hafif sanayi, ülkenin her tarafında mevcuttur.Na Índia, o mantra Om está em todas partes.
Adidas F50, Adidas tarafından üretilmiş bir hafif futbol ayakkabısıdır.A Adidas Telstar foi um modelo de bola de futebol produzida pela Adidas.
1954 yılında ise 4096 kelimelik manyetik tamburlu hafıza (drum memory) eklenmişti.Mais tarde, em 1955, foi adicionada uma memória de tambor de 12k-palavras.
Yolcu trenindeki birkaç yolcu hafif yaralandı.As crianças que estavam no ônibus saíram com ferimentos ligeiros.
Arka planda Matarazzo Binası ile Alexandre Mackenzie Binası (Hafif Bina).Edifício Alexandre Mackenzie (Prédio da Light) com o Edifício Matarazzo ao fundo.
Hafif gelenler ise cehenneme gidecek ve cezalandırılacaktırlar.Maar zij die te hoogmoedig zijn om Mij te aanbidden, zullen veracht de hel binnengaan."
Ama bütün bunlar, Süleyman Tapınağı'nda yapılanların yanında hafif kalıyordu.Wat er restte van het gehucht ging volledig op in de wijk Geleen-Zuid.
Hafıza 99 telefon numarasına sahip olabilir.Om herinneringen terug te krijgen moet hij 99 nummerkaarten zien te vinden.
Usul-i Hendese, Mehâdi-i Hesâb, İstihkâmât-i Hafîfe Fenn-i Mimârî adli eserleri yaşadığında yayınlanmıştır.Hij wordt ook opgedragen de Beloofde te gehoorzamen wanneer hij verschijnt.
Boyun hafif eğik veya düzgün, beş dişli biz biçimindedir.De vijfgangs-Saddlebred kan daarnaast ook de slow gait (langzame tölt) en de rack (snelle tölt).
O zât sabah Bişr-i Hâfî'yi arayıp meyhânede buldu.Mettertijd werd zij de gastvrouw en werd zij bijgenaamd Door.
Sadece hafif yaralanmalar vardır.Hij heeft enkel wat lichte verwondingen.
Hafîz (din), Allah'ın adlarından biri.Haqq (حق) waarheid, een van Gods Schone Namen.
Muhammed ilk hâfız olarak kabul edilir.Mohammed wordt gezien als de eerste die dit kon.
Bu yüzden buna işler hafıza da denir.Dit heet ook wel geheugen zoeken.
Beyaz renklidirler, hafif, karakteristik kokuları vardır, suda çözünmezler, alkollerde çözünürler.Het zijn witte poeders met een karakteristieke geur, onoplosbaar in water en oplosbaar in alcoholen.
Işık iletimini hafifçe artırabilir ve R2 ve R3 hatalarının etkisini azaltabilir.Ook bevordert het de lichttransmissie enigszins en beperkt het de invloed aan fouten in R2 en R3.
Odunları hafif ve yumuşaktır.De kaasmassa is glad en zacht.
Enfekte olan hayvanlarda hiç belirti görülmeyebilir ya da hafif veya şiddetli belirtiler ortaya çıkabilir.Dieren die geïnfecteerd zijn, kunnen geen symptomen, lichte symptomen of ernstige symptomen vertonen.
Krup semptomları hafif, orta veya ağır semptomlar olabilir ve bunların durumu genellikle geceleri kötüleşir.Kroep kan gepaard gaan met lichte, matige of ernstige symptomen, die 's nachts vaak verergeren.
Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir.De lichte industrie wordt gekenmerkt door suiker- en rumfabricage.
Hafif hareket etmemizi sağlar.Dit zorgt voor een soepele beweging.
Bununla birlikte BDNF uzun süreli hafızanın kalıcılığı için önemlidir.Deze laatste is een cruciaal onderdeel van het langetermijngeheugen.
Günümüzde hafif askerî araçlar üretmeye devam etmektedir.Saab produceert tegenwoordig alleen nog militaire toestellen.
Hafızasını tamamen kaybetmiş.Ze is haar geheugen kwijt.
Hafif aromalı, çok büyük, beyaz Doğu Asya kökenli turptur.Witte rammenas is een zacht smakende, lange, witte Oost-Aziatische radijs.
Bu karanlık çağ sona erdiğinde bu insanlar hafızalarındaki kitapları yeniden bastırtabileceklerdir.Als ze het einde van het verhaal veranderen zouden de personages weer in het boek kunnen gaan.
Savaşın ilerleyen dönemlerinde ağır keşif aracı görevlerini hafif sınıf T-60 ve T-70 tankları aldı.De rol van verkenningsvoertuig werd overgenomen door lichte tanks als de T-60 en T-70.
Yolcu trenindeki birkaç yolcu hafif yaralandı.Twee mannen op het werkvoertuig raakten lichtgewond.
İlk hafifletme çabaları, tamamen kazasız değildi.De eerste stappen van Coucke waren niet gemakkelijk.
En önemlileri hafif tank olan M-2 serisi idi.De M2 Light Tank was een kleine versie van de M2 Medium Tank.
Yami Yugi hafızasını kaybetti.In tegenstelling tot Yami Yugi weet hij zijn verleden nog wel.
Genel olarak, ceza Batı Avrupa’da daha hafifti.De verlichting deed zich overwegend gelden in West-Europa.
Hafızası da duyguları kadar kuvvetlidir Ceylan’ın."Het requiem is zo zachtmoedig als ikzelf."
Hava açıktı, güneydoğu yönünden hafif bir rüzgar vardı.Er was geen maan, er was oostelijke wind.
Kimilerine göre ise Agatha Christie geçici hafıza kaybına uğramıştır.In detectiveschrijfster Ariadne Oliver kon Agatha Christie veel van haar eigen ervaringen kwijt.
Tek kanallı dönemde yayınlanan program hafızalara kazındı, TV tarihinde bir klasik olarak yerini aldı.My Boyfriend Came Back From The War wordt algemeen beschouwd als een klassieker binnen de internetkunst.
Bir hafız tarafından eğitildi.Hij werd opgeleid door een huisleraar.
Bir miktar su ile hafifçe ıslatılır.Hoogstens lekt een klein beetje schoon water naar binnen.
Kendisi daha önce on yedi defa trafik kazası geçirmişti ancak bunların hepsini hafif sıyrıklarla atlatmıştı.Zijn vliegtuig was daarvoor al zeven keer neergeschoten geweest, maar hij had het telkens overleefd.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.Daarna worden haar hersens te moe.
Bu ayakkabı bilinen en hafif ayakkabıdır.Hans heeft de mooiste schoenen.
Gizli operasyonlar için hafızasına sahte anılar yerleştirildi.Hij werd vanwege zijn ondergrondse imago ook geassocieerd met geheime bijeenkomsten.
Savaş arabaları nehirleri yüzerek geçecek kadar hafifti.De zwaar beladen karren hadden het moeilijk om de wassende rivier over te steken.
Bu nedenle suyun katı hâli, sıvı hâlinden daha hafiftir.Zoet water is namelijk lichter dan zout water.
Dış yüzeyleri hafifçe tüylüdür.Het oppervlak is licht schubbig.
Kendisi için toprak adamı olarak bahsedilen Nuh ile toprağın laneti hafiflemiştir.Noach wordt zwak en God zegt hem druiven te eten, zodat hij aan zal sterken.
ML-15 tasarımı bundan ötürü hafif yapılmış ve bu sayede daha kolay taşınabiliyordu.De MiG-15 had dan iets mindere prestaties, hij was wel veel makkelijker en sneller te produceren.
Zihnin berraklaşıp hafızanın gelişmesi gibi.Ontwikkelen van het geheugen.
İçerikteki Baileys, Sambuka'nın anasonlu tadını hafifletir.De Baileys verzacht de anijssmaak van de Sambuca.
Hezâr (bin) Hâfiz gibi kulun yoluna fedadır.Om (het plan van) een leidinggevende belachelijk te maken.
CTrain, Kanada'nın Calgary kentinde bulunan bir hafif raylı sistemdir.De C-Train (of CTrain) is een elektrisch lightrail of sneltram-netwerk in de Canadese stad Calgary.
Hafif bombardıman uçağı olarak da kullanılmıştır.Deze vliegtuigen hebben ook dienstgedaan als lichte bommenwerper.
Program girilen tüm bilgilere göre hafızasında bir referans bina oluşturur.Tijdens de uitvoering bewaart een programma gegevens in zijn geheugenruimte.
Kumlu-killi, kumlu ve hafif toprakları sever.Wel houdt hij van een lichte zandige of kalkrijke bodem.
Dördüncü çocukları olan Hafız Esad 6 Ekim 1930'da doğdu.Zijn vierde kind, Neal, werd geboren op 30 november 2009.
Araba patlamasının meydana geldiği bölgede bulunan iki kişi, hafif yaralarla hastaneye kaldırıldı.Twee medewerkers werden vervoerd naar het ziekenhuis voor lichte verwondingen.
Fransız hatlarına yapılan ilk hafif süvari saldırısı kötü arazi koşulları sebebiyle başarısız olur.De aanval van de lichte cavalerie op de Fransen mislukte, omdat de regen de oevers te glad had gemaakt.
Başlangıçta soubrette soprano olan Popp, sırasıyla hafif lirik, lirik kolaratur soprano olarak devam etmiştir.Aanvankelijk was zij lyrisch sopraan, later steeds meer dramatisch sopraan.