Dün gece hafif bir baş ağrım vardı.I had a slight headache last night.
Dün geceden bu yana hafif bir baş ağrım var.I have had a slight headache since last night.
Dün geceden beri hafif bir baş ağrım var.I have had a slight headache since last night.
Fırtına hafifledi.The storm has died down.
Yan tarafımda hafif bir ağrı var.I have a slight pain in my side.
Bu hafif bir hatanın ciddi yaralanmalara yol açabileceği çok tehlikeli bir spor.It's a very dangerous sport, where a slight mistake can lead to serious injury.
Japon balığı gibi hafızam var.I have a memory like a goldfish.
Ona ulaştım ve onun omzuna hafifçe vurdum.I reached out and tapped him on the shoulder.
Ben ona ulaştım ve omzuna hafifçe vurdum.I reached out and tapped his shoulder.
Melekler uçabilirler çünkü kendilerini hafifçe alıyorlar.Angels can fly because they take themselves lightly.
Öteki takım bizi hafife aldı.The other team took us lightly.
Hafif-kavrulmuş kahve markaları en popüler kalır.Light-roasted coffee brands remain the most popular.
Bu sandalye hafif.This chair is light.
Bu laptop hafif.This laptop is light.
O şimdi iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.It's good now; neither too heavy nor too light.
Artık iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.It's good now; neither too heavy nor too light.
Rakibimin gücünü hafife almıştım.I have underestimated the strength of my opponent.
Erkek kardeşimin iyi bir hafızası var.My brother has a good memory.
Rakibini hafife alma.Don't underestimate your opponent.
Çinli otomotiv ithalat pazarı hafif büyüme sinyalleri gösteriyor.The Chinese automotive import market shows signs of slight growth.
Adı sık sık hafızamdan çıkar.Her name often slips my memory.
Zayıf bir hafızan var.You've got a poor memory!
Kendimi tüy kadar hafif hissettim.I felt light as a feather.
Amnezi, "hafıza kaybı" anlamına gelir.Amnesia means "loss of memory".
Hafızamı geliştirmek için bir yol bulmak istiyorum.I'd like to find a way to improve my memory.
Mary başıyla hafif bir hareket yaptı.Mary made a slight motion with her head.
Bu şeyleri hafife almamalısın.You shouldn't take those things for granted.
Almanya'da İtalyan Mafyası hafife alınan bir sorundur.In Germany, the Italian mafia is an underestimated problem.
Otobüs sürücüsü hafif yaralara maruz kaldı.The bus driver suffered minor injuries.
Onun hafızası sonsuza dek yaşayacak.His memory will live forever.
Hafif bir yağmur yağıyordu.A light rain was falling.
Kadınlar bir erkekle yemek yerken daha hafif yemekler yerler.Women eat lighter meals when they're eating with a guy.
O, elini hafifçe onun omzuna koydu.He put his hand gently on her shoulder.
Yalancılar iyi bir hafızaya sahip olmalıdırlar.Liars must have a good memory.
Hafızama 2.000 tane İngilizce sözcük kaydettim.I inscribed 2,000 English words into my memory.
Ben balık hafızalıyım.I have a memory like a sieve.
Trafik hafif olduğu için yolu hızlı katettik.We made good time since the traffic was light.
Tom, her sabah bazı hafif egzersizler yapmaya çalışır.Tom tries to do some light exercises every morning.
Tom'un sadece hafif bir yabancı aksanı var.Tom only has a slight foreign accent.
Tom hafızasını kaybetti.Tom lost his memory.
Tom'un zayıf bir hafızası var.Tom has a poor memory.
Tom Mary'yi hafife almamak için daha dikkatli olmalıdır.Tom should be careful not to underestimate Mary.
Tom Mary'yi yanağından hafifçe öptü.Tom kissed Mary lightly on the cheek.
Tom Mary'nin omuzuna hafifçe vurdu.Tom gave Mary a pat on the shoulder.
Tom birinin hafifçe omuzuna dokunduğunu hissetti.Tom felt someone tap him on the shoulder.
Tom hafifçe tavsiye vermez.Tom doesn't give advice lightly.
Tom, işi hafiften almayı göze alamaz.Tom can't afford to take it easy.
Bugün hafif bir şey yemek istiyorum.Today I want to eat something light.
Daha iyi bir hafızam olmasını istiyorum.I'd like to have a better memory.
İyi bir hafızan yok.You do not have a good memory.
Senin iyi bir hafızan yok.You don't have a good memory.
Dönmeden önce hafifçe fren yap.Brake lightly before making a turn.
Tom'un hafif bir ateşi var.Tom has a slight fever.
Tom hafif grip oldu.Tom has a touch of the flu.
Her sabah kahvaltıdan önce hafif koşuya giderim.I go for a jog every morning before breakfast.
Hafif rüzgarlı.It's slightly windy.
judynin hafızası karman çorman, gevelereyerek konuşuyor.Judy’s memory is patchy, her speech is slurred.
Havadan daha hafif hissediyorum.I feel lighter than air.
Onu hafife almayın.Don't underestimate it.
Hafif ekşi çikolataları seversin, değil mi?You like the slightly sour chocolates, don't you?