habersiz ile cümle
habersiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Filme alındığından habersiz.隠しカメラで撮影しています
Görüntüler şüphe, habersiz kalma durumlarını anlamamız için bizlere ışık tutuyor,Bilder haben aber auch die Macht, ein verständnisvolles Licht auf
Görüntüler şüphe, habersiz kalma durumlarını anlamamız için bizlere ışık tutuyor,현재, 사진은 의심과 무시 같은 것을 이해할 수 있게 하는 힘이 있습니다.
Görüntüler şüphe, habersiz kalma durumlarını anlamamız için bizlere ışık tutuyor,ובכן, לתמונות יש כוח להאיר בהבנה חשדות, בורות,
Görüntüler şüphe, habersiz kalma durumlarını anlamamız için bizlere ışık tutuyor,الآن .. إن للصور قوة تؤدي لإلقاء الضوء لفهم الإشتباه والجهل
Görüntüler şüphe, habersiz kalma durumlarını anlamamız için bizlere ışık tutuyor,疑いや無知に対して 理解の光をあてる力があります 特に-多くの写真のなかから
Habersiz gidip birinin evinde kalacak olsan, sana pek kullanmadıkları küçük bir oda verirler.Ами ако неочаквано се наложи да преспите в нечия къща и ви заделят само малко място, което не използват често.
İyi bir arkadaşınız olsa bile Finlandiya’da birinin evine habersiz gidilmez.I Finland ska man alltid på förhand komma överens om besök hos andra, även hos goda vänner.
İyi bir arkadaşınız olsa bile Finlandiya’da birinin evine habersiz gidilmez.Vierailusta toisen kotona täytyy Suomessa sopia aina etukäteen, vaikka kyse olisi hyvästä ystävästä.
İyi bir arkadaşınız olsa bile Finlandiya’da birinin evine habersiz gidilmez.Необходимо всегда заранее согласовывать визит в финский дом, даже если речь идёт о близком друге.
İyi bir arkadaşınız olsa bile Finlandiya’da birinin evine habersiz gidilmez.يتوجب دائماً في فنلندا الاتفاق مسبقاً عند زيارة شخص الآخر في البيت، حتى ولو كان الشخص صديقاً عزيزاً.
New York'ta bir okulu etkileyen kanunlar hakkinda bir arastirma yaptik. Egitim Kurulundan habersiz.Wir haben untersucht, welchen Regelungen eine einzige Schule in New York unterliegt.
Öğle yemeğine gidelim. Dekan'dan habersiz geldim. Çabucak yiyip geri dönmeliyim.Đi ăn Trưa đi. chủ tiệm không biết tớ ra ngoài, mình phải đi ăn nhanh để còn về nữa.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.A chlapec nevedel o ničom: len Jonatán a Dávid vedeli o veci.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.A deček ni vedel ničesar, samo Jonatan in David sta vedela, kaj to pomeni.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.A gyermek pedig semmit sem értett, hanem csak Jonathán és Dávid értették e dolgot.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.(Ale chłopiec nic nie wiedział, tylko Jonatan i Dawid wiedzieli, co się działo.)
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Băiatul nu ştia nimic: numai Ionatan şi David înţelegeau lucrul acesta.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Eikä poika tiennyt asiasta mitään; ainoastaan Joonatan ja Daavid tiesivät sen.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Hij begreep natuurlijk niet wat Jonathan bedoelde; alleen David en Jonathan wisten dat.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Ia sama sekali tidak mengerti maksud kata-kata Yonatan itu, hanya Yonatan dengan Daudlah yang mengerti
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Il ragazzo non aveva capito niente; soltanto Giònata e Davide sapevano la cosa
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.그 아이는 아무런지 알지 못하고 요나단과 다윗만 그 일을 알았더라
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Le garçon ne savait rien; Jonathan et David seuls comprenaient la chose.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Men gossen visste icke varom fråga var; allenast Jonatan och David visste det.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Men gutten visste ikke om noget; det var bare Jonatan og David som visste hvad det gjaldt.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Og Drengen vidste ikke noget, thi kun Jonatan og David kendte Sammenhængen.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.O moço, porém, nada percebeu; só Jônatas e Davi sabiam do negócio.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.(Pachole pak nic nevědělo, toliko Jonata a David věděli, co se jedná.)
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Pero el muchacho no entendió nada; solamente Jonatán y David entendían el asunto
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Und der Knabe wußte nichts darum; allein Jonathan und David wußten um die Sache.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Vả , tôi_tớ chẳng biết chi cả , song Ða - vít và Giô-na-than hiểu_biết điều đó là gì .
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Vả, tôi tớ chẳng biết chi cả, song Ða-vít và Giô-na-than hiểu biết điều đó là gì.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Το παιδαριον ομως δεν ηξευρεν ουδεν μονος ο Ιωναθαν και ο Δαβιδ ηξευρον την υποθεσιν.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Но момчето не знаеше нищо; само Ионатан и Давид знаеха работата.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.Отрок же не знал ничего; только Ионафан и Давид знали, в чем дело.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.והנער לא ידע מאומה אך יהונתן ודוד ידעו את הדבר׃
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.والغلام لم يكن يعلم شيئا واما يوناثان وداود فكانا يعلمان الامر.
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.童 子 卻 不 知 道 這 是 甚 麼 意 思 . 只 有 約 拿 單 和 大 衛 知 道
Olup bitenden habersizdi. Olanları yalnız Yonatanla Davut biliyordu.童子 卻 不知道 這是 甚麼意思 . 只有 約拿單 和 大衛 知道
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.A legtöbb ember nincs tisztában ezekkel a szűrőkkel.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.A maioria das pessoas não tem consciência de que usa estes filtros.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.De flesta människor är helt omedvetna om dessa filter.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.De fleste mennesker er fuldstændig ubevidste om disse filtre.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.De meeste mensen zijn zich helemaal niet bewust van deze filters.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Die meisten Menschen sind sich dieser Filter nicht im Geringsten bewusst.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Hầu hết mọi người hoàn toàn không hay biết về những bộ lọc này.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Kebanyakan orang tidak sadar akan saringan ini.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.대부분의 사람들은 자신이 이렇게 소리를 걸러낸다는것을 모르죠.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.La maggior parte delle persone usa questi filtri del tutto inconsciamente.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.La plupart des gens ne sont pas du tout conscient de l'existence de ces filtres.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Majoritatea oamenilor nu sunt conștienți că aceste filtre există.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Muchas personas usan estos filtros de manera inconsciente.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Väčšina ľudí si týchto filtrov vôbec nie je vedomá.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Většina lidí si není těchto filtrů vůbec vědoma.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Większość ludzi jest nieświadoma istnienia takich filtrów.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Οι περισσότεροι άνθρωποι δεν έχουν συνείδηση των φίλτρων αυτών.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Большинство людей ничего не знают об этих фильтрах.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Для більшості людей ці фільтри абсолютно несвідомі.
Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz.Повечето хора въобще не осъзнават тези филтри.