Ana içeriğe geç
Sözlük

haberin ile cümle

haberin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.Roku 1994 jsem nakrátko opustila Sarajevo, abych informovala o genocidě ve Rwandě.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.W 1994 na chwilę opuściłam Sarajewo, żeby opowiedzieć o ludobójstwie w Rwandzie.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.Το 1994, έφυγα για λίγο από το Σαράγεβο για να καλύψω τη γενοκτονία στη Ρουάντα.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.В 1994 я ненадолго покинула Сараево, чтобы сделать репортаж о геноциде в Руанде.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.През 1994 г., напуснах Сараево за кратко време, за да отразявам геноцида в Руанда.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.У 1994 я ненадовго покинула Сараєво, щоб зробити репортаж про геноцид у Руанді.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.ב-1994, אני עזבתי את סרייבו לזמן קצר לטובת סקירת רצח העם ברואנדה.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.في عام 1994 ، غادرت سرايفو لفترة وجيزة لتغطية الإبادة الجماعية التي حدثث في رواندا.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.この年の4月から8月の間に
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Allerdings, wenn etwas von dieser Größenordnung passiert, sind wir im Zentrum der Berichterstattung.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Avšak, keď sa deje niečo podobného rozsahu, sme v strede diania.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Azonban amikor ekkora jelentőségű dolog történik, a tudósítás középpontjában állunk.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Cependant, quand un phénomène de cette ampleur survient, nous sommes au centre de l'information.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Echter, wanneer er iets van die omvang gebeurt, staan we in het centrum van het gebeuren.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.하지만, 뭔가 엄청난 일이 벌어졌을 때, 우리는 취재의 중심에 있습니다.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Namun, ketika sesuatu yang besar terjadi, kami berada di tengah liputan tersebut.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Nicméně, když se stane něco tak velkého, jsme ve středu dění.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.No entanto, quando ocorre uma coisa desta magnitude, estamos no centro da cobertura jornalística.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.No obstante cuando sucede algo de esa magnitud estamos en el centro de la cobertura.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Totuşi, când are loc ceva de o asemenea magnitudine, suntem în mijlocul zonei de acţiune.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Tuttavia, quando una cosa del genere accade, siamo al centro dell'informazione.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Tym niemniej gdy mamy do czynienia z wydarzeniami tej skali, jesteśmy w samym centrum relacji.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Ωστόσο, όταν συμβαίνει κάτι αυτού του μεγέθους, ήμαστε στο κέντρο της κάλυψης.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Въпреки това, когато нещо от такава величина се случи, ние сме в центъра на събитията.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Однако когда происходит что-то такого масштаба, мы находимся в центре событий.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Проте, коли щось подібне відбувається, ми завжди в центрі подій.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.אולם, כשמשהו בסדר גודל כזה קורה, אנחנו במרכז ההתרחשות.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.ولكن، عندما يحدثْ شيءٌ من ھذا القبيل، تجِدونا في قلب التغطية.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.こうした大きなことが起きるとき 私たちは報道の最前線にいます エジプトへの取材は禁じられましたし
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Bố không biết là để bảo vệ tình yêu của mình thì cần phải có tiền sao?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Czy Ty wiesz że aby ochronić swoją miłość potrzeba pieniędzy?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?돈이 있어야 사랑을 지킨다 아입니꺼!
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Nevieš, že keď chceš ochraňovať <br />svoju lásku, tak potrebuješ peniaze?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Non sai che per proteggere il tuo amore serve denaro?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Sais-tu que afin de pouvoir protéger ton amour tu as besoin d'avoir de l'argent ?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Stiai ca daca vrei sa-ti protejezi dragostea ai nevoie de bani?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Vet du , för att kunna skydda din kärlek på behöver du pengar?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Víš že k tomu, abys ochránil svou lásku, jsou třeba peníze?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Weet U dat om mijn liefde te beschermen heb ik geld nodig?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Weißt du nicht, dass man Geld braucht um seine Liebe zu beschützen?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Δε το ξέρεις ότι για να μπορέσεις να προστατέψεις αυτόν που αγαπάς πρέπει να'χεις χρήματα;
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Знаеш ли, че за да запазиш любовта си, ти трябват пари?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Разве не знаешь, что деньги нужны, чтобы защищать свою любовь?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?אתה לא יודע שבשביל לשמור על האהבה שלך צריך שיהיה לך כסף?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?أتعلم أنه يتطلب منك لحفظ حبك أن تكون تملك مالاً ؟
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?うるさい!
Atavatan Türkmenistan olmayan Starbucks'ın haberini yapıyor.Atvatan Turkmenistan informa sobre el Starbucks que no fue.
Atavatan Türkmenistan olmayan Starbucks'ın haberini yapıyor.Atvatan Turkmenistan о несуществующем Starbucks.
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.Babels Konge hørte Rygtet derom, og hans Hænder blev slappe, Rædsel greb ham, Skælven som den fødende Kvindes.
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.Jako usłyszy król Babiloński wieść o nich, osłabieją ręce jego, a ucisk ogarnie go, i boleść jako rodzącą.
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.바벨론 왕이 그 소문을 듣고 손이 약하여지며 고통에 잡혀 해산하는 여인의 구로함 같도다
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.Král Babylonský jakž uslyší pověst o nich, opadnou ruce jeho, úzkost zachvátí jej, bolest jako rodičku.
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.Slišal bo kralj babilonski glas o njih, in omahnejo mu roke; groza ga obide, bolečina kakor porodnico.
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.Вавилонският цар чу вестта за тях, И ръцете му ослабнаха; Мъки го обзеха, Болки като на жена, която ражда.
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.Услышал царь Вавилонский весть о них, и руки у него опустились;скорбь объяла его, муки, как женщину в родах.
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.שמע מלך בבל את שמעם ורפו ידיו צרה החזיקתהו חיל כיולדה׃
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.سمع ملك بابل خبرهم فارتخت يداه. اخذته الضيقة والوجع كماخض
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.巴 比 倫 王 聽 見 他 們 的 風 聲 、 手 就 發 軟 . 痛 苦 將 他 抓 住 、 疼 痛 彷 彿 產 難 的 婦 人
Babil Kralı onların haberini aldı, Ellerinde derman kalmadı. Doğuran kadın gibi Üzüntü, sancı sardı onu.巴比倫王聽見 他 們的 風聲 、 手 就 發軟 . 痛苦 將 他 抓住 、 疼痛 彷彿產難 的 婦人
BBC, Çin'deki deprem haberine ilk olarak Twitter'dan ulaştı.A BBC az első híreket a kínai földrengésről a Twitterről kapta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod