Buna rağmen Saddam’ın saraylarından birisinin ele geçirildiği haberinin yankısı büyük olur.Dermed blir noen av Sal`s menn arrestert.
Kral Necaşi, Peygamberin kendisiyle evlenmek istediği haberini Ümmü Habibe’ye bildirdi.Han sendte en brudbringer til kongen av Mahan for å fortelle han om hva som hadde skjedd.
Daha beklenmedik olanı, Brixellum'da savaşın haberinin ulaşması sonrasında meydana geldi.Lebih tak terduga lagi adalah efek yang dihasilkan di Brixellum oleh berita dari pertempuran.
Aztek İmparatorluğunun çöküş haberinden sonra II. Tangáxuan hemen İspanyol konkistadorlara elçiler gönderir.Setelah mengetahui berita tentang jatuhnya Aztek, cazonci Tangáxuan II mengirim duta kepada bangsa Spanyol.
Yaşlı Herakleios, oğlunun Bizans tahtına çıkmasının haberinden kısa bir süre sonra öldü.Heraklius Tua meninggal segera setelah menerima berita tentang aksesi putranya ke takhta Bizantium.
Albümün çıkacağı haberini Gökhan Semiz bir gazete röportajında açıklamıştır.Goldberg hanya mengetahui hal tersebut melalui koran.
Kız kardeşinden gelen telefonla, babasının öldüğü haberini alır.Isi dari pesan dalam telegram tersebut menyatakan bahwa ayahnya telah meninggal.
Ondan da Maria'nın öldüğünün haberini alır.Ia melihat Mario meninggal.
Wired dergisi " süresi doldu" haberini Aralık 2012'de yapmıştır.Tạp chí Wired tuyên bố nó đã "hết hạn" vào tháng 12 năm 2012.
Jackson, 10 Eylül 2008'de başlaması planlanan beşinci dünya turu "Rock Witchu Tour"un haberini verdi.Chuyến lưu diễn thứ năm của Jackson, Rock Witchu Tour, khởi động vào tháng 9 năm 2008.
Times dergisi, Dior'un ölümüne ilişkin haberinde, onun iskambil oynarken kalp krizi geçirdiğini belirtir.Tạp chí Time nói rằng ông chết vì một cơn đau tim sau khi chơi bài.
Parça yayımlanmadan iki gün önce Harris, Twitter üzerinden haberini verdi.Harris đã công bố về đĩa đơn này trên trang Twitter của anh năm ngày trước khi phát hành.
Ölüm haberini duyunca inanamadık. hepimiz çok üzgünüz.Nghe tin ông mất, ai cũng xót xa.
1259’da seferde iken Mengü'nün öldüğü haberini aldı.Năm 1219, Truật Hổ Cao Kỳ bị Kim Tuyên Tông giết.
Wilson İtalyanların Akdeniz Bölgesi'ne izinsiz asker çıkardığı haberini aldı.ウィルソンはイタリア軍が地中海地域に許可無く上陸したという情報を得た。
Tell ve Walter gelirler ve Arnold'a Gesler'in Melchtal'ın idam edilmesi emrini verdiği haberini verirler.テルとヴァルターが到着し、ジェスレルがメルクタールの処刑を命じたとアルノールに告げる。
Yonatan'ın ölüm haberini alan David'in kalbi kırılır ve giysisini yırtar.サウルとヨナタンの死を聞いたダビデは衣を引き裂いてこれを嘆いた。
Lucia'nin ölüm yatağında oldugu haberini almıştır.死の床でグラビーナは言った。
Cassius Marcus'un apaçık hayatta olduğu haberini almasına rağmen isyanı devam ettirdi.マルクスが生存していたのを知った後も、カッシウスは引き続きマルクスへの反乱を収めなかった。
IV. Edward'in Elizabeth Woodville'le yaptığı evlilik haberinin ilk ortaya çıkması Ekim 1464'te oldu.1464年9月、エドワードが既にエリザベス・ウッドヴィルと結婚したことを公表したからである。
Sultan Mahmut 1 Temmuz 1839’da mağlubiyet haberinin İstanbul’a varmasından birkaç gün önce öldü.マフムト2世はこの知らせが届くより前の1839年7月1日に死去した。
Haberin râvîlerinden birinde bir konuyu zabt etme (aklında tutma) konusunda şüpheler bulunmaktadır.不可知論另外一個與懷疑論不同的地方是,懷疑論的質疑對象是知識(真理的途徑),不可知論的質疑對象則是真理(通常指神)。
Babasının ölüm haberini burada aldı.他在那里收到了他父亲去世的消息。
İsveç’e döndüğünde, Amerika’da aldığı diplomayla, ülkesinde mimar olamayacağı haberini aldı.返回瑞典后,他发现拥有美国学位不能开业当建筑师。
Ytnews'in 14 Haziran'daki haberine göre ayaklanmalarda iki kişi hayatını kaybetti.有报道说,6月14日,两人死于骚乱。
Daha sonra haberin yanlış olduğu anlaşıldı.后来证实的确情报有误。
Duyulan bir boru sesi adaya bir yabancının geldiği haberini verir.時間過了許久,突然有位陌生人傳輸訊息給她。
Jackson, 10 Eylül 2008'de başlaması planlanan beşinci dünya turu "Rock Witchu Tour"un haberini verdi."珍妮的第五次大型世界巡回演唱会《Rock Witchu Tour(英语:Rock Witchu Tour)》也在同年9月展开。
Lincoln, bir otel odasında bir hademe cesedi bulunduğu haberini okur.原題:絞殺る(しめる) 在賓館的房間裡發現了一具男性屍體。
Firavun bunun haberini oğluna verince oğlunun bundan hiç mutlu olmamasını bir türlü anlamaz.하느님은 그의 자녀들에 대한 모든 것을 알기 때문에, 용서하는 것이 그에게는 쉬운 일이다.
Ondan da Maria'nın öldüğünün haberini alır.마리아란 이름도 여기서 따온 것으로 추측.
Kendine papa olduğu haberini getiren kardinale ağlamaklı olarak "Tanrı sizi affetsin.스폰드라티는 교황으로 선출된 다음날 와락 울음을 터뜨리며 추기경들에게 “하느님께서 여러분을 용서해주시기를 바랍니다.
Fakat Totila bunun haberini almıştı.조르게가 그 정보를 입수했다.
Ytnews'in 14 Haziran'daki haberine göre ayaklanmalarda iki kişi hayatını kaybetti.לפי חדשות ynet, ב-14 ביוני, שני אנשים נהרגו במהלך הפרעות.
Ölüm haberini duyunca inanamadık. hepimiz çok üzgünüz.האמנתי לשבועתו: כולם האמינו.
Daha sonra haberin yanlış olduğu anlaşıldı.בהמשך התברר שמחקר זה שגוי.
Radames, Aida'ya düğünü iptal ettiği haberini verir.סטייסי מספרת לו שהיא ביטלה את החתונה.
Öykü, Prag'a I. Dünya Savaşı'nı tetikleyen Saraybosna Suikasti haberinin gelişiyle başlar.Разказът започва с новината за атентата в Сараево, довел до избухването на Първата световна война.
Ondan da Maria'nın öldüğünün haberini alır.Журналистът започва да се съмнява, че Мария сама е търсила смъртта.
Bu protestolarda Washington Post’un haberinde ismi ile birlikte görülmüştür.Статии против него излизат във Вашингтон Поуст и Тайм.
Tam düello başlamadan önce Raimondo gelir ve Lucia'nın ölmüş olduğu haberini verir.В този момент Раймондо идва и му съобщава, че Лучия вече е мъртва.
Tam düello başlamadan önce Raimondo gelir ve Lucia'nın ölmüş olduğu haberini verir.Potom prichádza Raimondo so správou že už aj Lucia je mŕtva.
Ölüm haberini alan okul öğrencileri, okulun kapı ve pencerelerini siyah renge boyarlar.Spolu so svojimi študentmi v škole pomaľovali steny, dvere a okná učebne nekonečnou čiarou.
Ölüm haberini duyunca inanamadık. hepimiz çok üzgünüz.Keď sa rozhodne všetkým povedať pravdu o jeho podvode, nikto mu neverí.
O sırada Lilly, David'in öldüğü haberini getirir.Lilly sa pýta na ten deň, čo si pamätá.
Ailesi oyuncu olacağı haberinden hiç memnun kalmamıştır.Tėvai nebuvo laimingi dėl A.Tautou pasirinkimo tapti aktore.
Sonraki yıl albüm haberini yineleyen Rakim, Pharrell Williams ile çalıştığını belirtti.Sekantį albumą ruošti padėjo būrys žinomų prodiuserių, tarp jų Pharrell Williams.
Sınavı geçtiğin haberini duyduk.Girdėjome naujienas, kad tu išlaikei egzaminą.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.1994-ben, röviden távoztam Szarajevóból, hogy tudósítsak a ruandai népirtásról.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.1994년, 저는 르완다 집단학살을 취재하려고 사라예보를 잠시 떠나있었습니다.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.1994 verließ ich Sarajevo kurzzeitig, um vom Völkermord in Ruanda zu berichten.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.Em 1994, deixei, momentaneamente, Sarajevo para ir cobrir o genocídio no Ruanda.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.En 1994, j'ai momentanément quitté Sarajevo pour aller couvrir le génocide au Rwanda.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.En 1994, salí brevemente de Sarajevo para ir a reportar sobre el genocidio en Ruanda.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.În 1994, am părăsit Sarajevo pentru a transmite despre genocidul din Rwanda.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.In 1994 verliet ik Sarajevo even om de genocide in Rwanda te verslaan.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.Leta 1994 sem za kratek čas zapustila Sarajevo, da bi lahko poročala o genocidu v Ruandi.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.Năm 1994, tôi rời Sarajevo để làm phóng sự về nạn diệt chủng ở Rwanda.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.Nel 1994, ho lasciato per un breve periodo Sarajevo per riportare il genocidio in Ruanda.
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.Pada tahun 1994, saya baru saja meninggalkan Sarajevo untuk meliput pembantaian di Rwanda.