Peygamberin vefat haberini burada aldı.Hij kreeg hierbij het predicaat Doorluchtigheid.
2004 yılının sonunda kanser olduğu haberini aldı.Eind 2014 werd bij haar kanker geconstateerd.
Bu haberin yayımından sonra Vatan gazetesi, 60 gün süreyle kapatıldı.Om dit te vieren was het park 60 uur achter elkaar geopend.
Öykü, Prag'a I. Dünya Savaşı'nı tetikleyen Saraybosna Suikasti haberinin gelişiyle başlar.Het verhaal begint met het nieuws van de moord op Franz Ferdinand, het begin van de Eerste Wereldoorlog.
Hiç iyi haberin var mı?Heb je enig goed nieuws?
Tom'un haberini almıştım diye hatırlıyorum.Ik herinner me nog meer over Tom.
Onlar ayrıldıktan sonra Eumete Penelope'ye Telemaco'nun İthaca'ya geri döndüğü haberini verir.Po odejściu zalotników Eumete mówi Penelopie, że Telemach przybył do Itaki, lecz tamta powątpiewa.
Babasının ölüm haberini burada aldı.O jego zgonie poinformował ojciec.
Tam da Zafer Günü'nde, oğlunun savaşın son gününde hayatını kaybettiği haberini alır.W tym samym odcinku dowiadujemy się również, że stracił swą rodzinę w Wojnie Czasu.
Tevatür, bir haberin ağızdan ağza yayılması, yaygın söylenti .Była uosobieniem wieści, szybko rozchodzącej się plotki.
Kız kardeşinden gelen telefonla, babasının öldüğü haberini alır.Dziewczyna odbiera telefon z wiadomością o śmierci swego chłopaka.
Gandalf, Radagast'a tüm karşılaştığı canlılara Nazgul'ların dönüş haberini yaymasını söyler.Tam opuszcza ich czarodziej Gandalf, który musi wraz z Radagastem zbadać niepokojące sygnały powrotu Nazguli.
Reuters'in haberine göre, Oslo "artan göç nedeniyle Avrupa'nın en hızlı büyüyen kenti" dir.Enligt Reuters, är Oslo Europas snabbast växande stad tack vare invandring.
Kraldan gelen ulaklar Macbeth'e Cavdor'un Lordluğu verildiği haberini getirirler.Kungen utnämner mycket riktigt Macbeth till tegn av Cawdor.
Bu cevaplardan senin haberin var mı?Vill de ens veta svaret på den frågan?
Çıkarma haberinin alınmasıyla beraber Küba Devlet Başkanı Fidel Castro tarafından işgalci 2506.De har också erkänt att de har försökt att mörda Kubas president Fidel Castro ett dussintal gånger.
Fakat kısa sürede haberin yanlış olduğu, manipülasyon yapıldığı ortaya çıkmıştır.Då begrep jag i en hast, hur vansinnigt det var att arbeta.
Babasının ölüm haberini burada aldı.Там її застала звістка про смерть батька.
Bu protestolarda Washington Post’un haberinde ismi ile birlikte görülmüştür.Частково цю думку підтримала і The Washington Post.
Tam da Zafer Günü'nde, oğlunun savaşın son gününde hayatını kaybettiği haberini alır.У день перемоги Андрій одержує звістку про те, що його син загинув в останній день війни.
Haberin Yok, Yıldız Kaplan'ın ilk single albümü.Невідомо коли була продана найперша далекарлійський кінь.
Başbahçıvan "trafik kazası" haberini sundu.Можуть видавати попередження «Traffic Advisory».
Fakat etrafındakilerden hemen olduğu haberini alır.Вона розуміє, що відбувається навколо неї.
Bir süre sonra Hasan'ın öldüğü haberini duyarlar.Через кілька днів Асуна дізнається що він загинув.
Ve Scooby'lere, Caleb'ın öldüğü haberini verir.Він повідомляє агентам, що Клемпер нещодавно помер.
Ama tam bu sırada bir muhafız örtülü bir kadının içeri girmeyi başardığı haberini getirir.Zjišťuje, že se někdo s klíčem dostal dovnitř.
Ondan da Maria'nın öldüğünün haberini alır.Maria snad odpověď znala.
Reuters'in haberine göre, Oslo "artan göç nedeniyle Avrupa'nın en hızlı büyüyen kenti" dir.Potrivit Reuters, Oslo este „orașul cu cea mai rapidă creștere din Europa, datorită imigrației”.
Ondan da Maria'nın öldüğünün haberini alır.Maria l-a plâns până la propria ei moarte.
"Atama haberini yıllık izinde aldı".Păstrați-vă Promisiunea.”, cu o sub-temă anuală.
Page Six haberine göre klip Los Angeles yakınlarındaki bir çölde iki gün süren çekimler boyunca çekildi.A Page Six szerint a klipet egy sivatagban forgatták Los Angelestől nem messze két napon át.
Sara'nın hapishanede olduğu haberini alan Krantz, onun kafası için 100.000 $ ödül koyar.Amikor Krantz tudomást szerez Sara bebörtönzéséről, 100 000 dolláros vérdíjat tűz ki a fejére.
Jackson, 10 Eylül 2008'de başlaması planlanan beşinci dünya turu "Rock Witchu Tour"un haberini verdi.Jackson ötödik koncertturnéja, a Rock Witchu turné 2008 szeptemberében kezdődött.
Türk askerler girer ve adanın valisi Erisso ve komutan Calbo'nun esir alındığı haberini verirler.A törökök behatolnak a városba és foglyul ejtik Erissót meg Calbót.
Gertrude, Ophelia'nın boğulduğu haberini vererek bu hileyi yarıda keser.Gertrud megjelenik, hogy bejelentse, Ophelia vízbe fulladt.
Peygamberin vefat haberini burada aldı.Ide várta a Próféta eljövetelét is.
Daha sonra haberin yanlış olduğu anlaşıldı.Később viszont kiderült, hogy a hír hamis volt.
Babasının ölüm haberini burada aldı.Tudelában érte az apja haláláról érkező hír.
Lincoln, bir otel odasında bir hademe cesedi bulunduğu haberini okur.Ilana elmondja, a repülőgépük csomagterében volt egy koporsóban.
Ondan da Maria'nın öldüğünün haberini alır.Mistä tiedetään hänen kuolleen siellä marttyyrikuoleman?
Adele İmogen'e Gualtiero'nun oradan ayrılmadan kendiyle buluşmak istediği haberini getirir.Adele kertoo Imogenelle, että Gualtiero haluaa nähdä hänet ennen lähtöään.
Kraldan gelen ulaklar Macbeth'e Cavdor'un Lordluğu verildiği haberini getirirler.Kuningas Duncanin sanansaattaja saapuu ilmoittamaan Macbethille myönnetystä Cawdorin Taanin arvonimestä.
Mısır ve Suriye’deki egemenliğinin kaybolmasından korkan Selahaddin, Haçlıların yenildiği haberini yayar.Saavutettuaan Egyptin ja Syyrian hallinnan hän oli ympäröinyt ristiretkeläisten valloitukset.
Yıllar önce baba evinden kovulan Nur, on yıl sonra annesinin ölüm döşeğinde olduğu haberini alır.Kun Víctor vapautuu vuosia myöhemmin vankilasta, hän saa kuulla äitinsä menehtyneen hiljattain.
"Atama haberini yıllık izinde aldı".Kertomus jatkuu Sirkan jokaisessa tämän vuoden numerossa.”
Ferhad'ın ölüm haberini alan Şirin de bir hançerle kendini öldürür.Hämmästyneenä Oidipuksen oikeasta vastauksesta sfinksi tappoi itsensä.
Daha sonra haberin yanlış olduğu anlaşıldı.Myöhemmin tieto osoittautui vääräksi.
Hiç iyi haberin var mı?Onko sinulla hyviä uutisia?
Yola çıktıktan kısa bir süre sonra kardeşinin tüberküloz nedeniyle öldüğü haberini aldı.Στον δρόμο, έμαθε για τον θάνατο του αδελφού του από φυματίωση.
Ondan da Maria'nın öldüğünün haberini alır.Η κατάθεση της Μαρία ήταν εκείνη που τον έσωσε.
Ferhad'ın ölüm haberini alan Şirin de bir hançerle kendini öldürür.Με τη σειρά της και η Σιρίν, μαθαίνοντας για το θάνατο του Φερχάτ, αυτοκτόνησε και αυτή με ένα σπαθί.
Ardından Tyrion, Bronn tarafından uyandırılır ve Stark askerlerinin geldiği haberini alır.Senere bliver Tyrion vækket af Bronn, for at fortælle at Starkerne angreb.
Times dergisi, Dior'un ölümüne ilişkin haberinde, onun iskambil oynarken kalp krizi geçirdiğini belirtir.I Time magazines nekrolog stod der, at han døde af et hjertestop efter at have spillet kort.
Türk askerler girer ve adanın valisi Erisso ve komutan Calbo'nun esir alındığı haberini verirler.Muslimerne bryder igennem forsvaret, og Erisso og Calbo bliver taget til fange.
Yola çıktıktan kısa bir süre sonra kardeşinin tüberküloz nedeniyle öldüğü haberini aldı.Like etter at han dro ut, fikk han vite at broren hadde dødd av tuberkulose.
Lucia'nin ölüm yatağında oldugu haberini almıştır.Hun fant Liston død i sin seng.
Bu cevaplardan senin haberin var mı?Kan de foreslå noen løsninger?
Torununun ölüm haberini aldığında kendini yerden yere atmış ağlamış acısını belli etmiştir.Da hans far fikk høre om sønnens død, hengte han seg i beltet sitt.
Fakat Totila bunun haberini almıştı.Guthrie kjente denne problemstillingen.
Kraliçesinin ölümünün haberini de alır ama bu habere hiç aldırmazlıktan gelir.Han mottar nyheter om dronningens død, muligens selvmord, med likegyldighet.