Misafirlerden haberdar olan halk toplanıp evi kuşatarak misafirlerin kendilerine teslim edilmesini isterler.Habitantes de Tiro virão com seus presentes, próceres do povo implorarão teu favor."
Pentagon ise PJAK'a destek verildiğinden haberdar olmadığını savunuyor.Peter sugere que eles não comam o biscoito.
Ağa Muhammed Han ölümünden haberdar olduğunda, onu yakalamak için Tahran'a gitmişti.Quando Aga Maomé Cã soube da morte dele tentou capturar Teerã.
Herodot'a göre Nakşalılar seferden önceden haberdar değildi.Madero questionou o porquê de não haverem sido informados antes.
Diğer köprü saldırılarından haberdar olan Belçika karargahı köprü patlatacaktır.As baixas belgas derivadas do combate nas três pontes são desconhecidas.
Şimdiye kadar 92 elementin varlığından haberdardık.Este clássico já teve 92 edições oficiais.
Ancak bu takdirde makamı aidi Meclisi derhal haberdar etmekle mükelleftir.Se isso acontecer, contate seu veterinário imediatamente.
Muggle başbakanı, sihir dünyasından haberdardır.O mago é especializado na arte da magia.
Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır."Want God herkent de Zijnen wel".
Şimdiye kadar 92 elementin varlığından haberdardık.Daar waren 92 werken van hem te zien.
Sezar kendisine karşı oluşturulan ittifaktan haberdar olmadan kışlık kampını Cisalpina Galya'ya kurdu.Caesar had zijn winterkampen in Gallia Cisalpina opgezet, zonder dat hij van de ontwikkelingen in Gallië wist.
Dolayısıyla şimdi gelecekten ve insanoğlunu bekleyen felaketten haberdardırlar.Daardoor kon hij het lot van de mensen en de toekomst te weten komen.
Beni haberdar etmeye devam et.Hou me op de hoogte.
Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır."A Allah jest w pełni świadom tego, co czynicie.
Bir grup Fransız denizci, görünüşe göre Paris]]'i açık bir şehir olarak ilan etme kararından haberdar değildi.Ponieważ Grupy francuskich marynarzy nie zostały poinformowane o decyzji o uznania Paryża miastem otwartym.
Birleşik Devletler ve Kanada’daki hastaların 5–50% kadarı durumlarından haberdardır.W USA oraz Kanadzie zaledwie 5–50% zakażonych wie o swojej chorobie.
Gale, Joseph Henry'nin elektromanyetik röleler üzerine çalışmalarından haberdardı.Gale znał wówczas prace Josepha Henry'ego nad transmisją elektromagnetyczną.
Virginia bu arkadaşlıktan haberdardı; hatta arkadaşlıklarını teşvik etmiş dahi olabilir.Virginia wiedziała o tej przyjaźni i możliwe, że nawet ją popierała.
Ancak bu takdirde makamı aidi Meclisi derhal haberdar etmekle mükelleftir.W takim przypadku państwo to musi niezwłocznie poinformować o tym Radę.
Varlığınızı haberdar edin.Zawiadamiamy was, że żyjemy.
Bu komplodan haberdar olan II. İoannis annesini ve kızkardeşini manastırlara rahibe olarak kapattırdı.Pod jej wpływem Roman II zamknął matkę i siostry w klasztorze.
Fethedilecek yeni yerler ararken kendi eşinden haberdar olur.Tam, przechodząc przez kolejne lokacje, stara się poznać swoją tożsamość.
Fabrikadaki durumdan haberdar olan Batman oraya gider.Na miejscu pojawia się Batman, który opanowuje sytuację.
Durumdan haberdar olan İngiltere Kraliçesi, Osmanlı Sultanı'na bir mektup gönderip Yaeş'i akladı.Królowa wysłała do gościa swego dworzanina Zawiszę z Oleśnicy, by ten przyjrzał się Jagielle.
Birleşik Devletler ve Kanada’daki hastaların 5–50% kadarı durumlarından haberdardır.Så få som 5–50 % av de som infekterats i USA och i Kanada är medvetna om det.
Şimdiye kadar 92 elementin varlığından haberdardık.Man har visat att det finns 92 sådana polyedrar.
Norveçlilerin kayıtları sayesinde Amerikalılar gemiden haberdar olur.S/S Norra Sverige Fakta om fartyg.
Varlığınızı haberdar edin.Kom bara ihåg att jag existerar.
Zamanının çoğunu dinlenerek geçirdiğinden, çoğu kişi varlığından dahi haberdar olmaz.Genom sin ofta flyktiga natur fortgår deras existens ofta obemärkt för de flesta människor.
Kendisi bu durumdan tahliye olup Almanya'ya dönünce haberdar oldu.Troligen var det en avskedsbild tagen innan han återvände till Tyskland.
Bunun amacı izleyicileri ve yarışçıları yarışın istatistiklerinden haberdar etmekti.Це робилося задля інформування глядачів щодо статистики перегонів.
Birleşik Devletler ve Kanada’daki hastaların 5–50% kadarı durumlarından haberdardır.Лише 5—50 % інфікованих у США та Канаді здогадуються про свій стан.
Şimdiye kadar 92 elementin varlığından haberdardık.А кількість читачів становила 92 особи.
Babası, Malcom ve (düelloda ölümünden haberdar olmadığı) Rodrigo'yu kurtarmak amaçlıdır.Хлопчик передбачає, що їй потрібна допомога і порятунок від містера Мороку.
Bir grup Fransız denizci, görünüşe göre Paris]]'i açık bir şehir olarak ilan etme kararından haberdar değildi.Skupina francouzských námořníků zřejmě nebyla informována o rozhodnutí vyhlásit v Paříži otevřené město.
Birleşik Devletler ve Kanada’daki hastaların 5–50% kadarı durumlarından haberdardır.Ve Spojených státech a Kanadě ví o svém zdravotním stavu pouze 5-50 % nakažených osob.
Bu eserden Batı Avrupa matematikçileri hiç haberdar olmamışlardır.Mnoho práce matematiků z Východu v této oblasti bylo zapomenuto.
Martin Lloyd ve Jeannie Miller gibi birkaç sivil de Programın varlığından haberdardır.Jen velmi málo civilistů, jako Pete Shanahan a Jeannie Miller, ví o existenci Programu Hvězdná brána.
Bilgisayar kullanıcıları bu tehlikeden haberdar olmalıdır.V takovém případě je uživatel informován.
İzmirli hahamların şikayetiyle saray da bu durumun ciddiyetinde erken haberdar olur.Pán dvora, jenž sídlil na zábřežském hradě, dověděl se brzy o této příhodě.
Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır."Dumnezeu este știutor a ceea ce făptuiți.
Birleşik Devletler ve Kanada’daki hastaların 5–50% kadarı durumlarından haberdardır.Doar 5–50% dintre persoanele infectate din Statele Unite și Canada au cunștiență de acest fapt.
Artmakta olan ününden haberdar idi.El este o cunoștință veche de-al lui The Truth.
O Latif'tir, haberdardır."Dumnezeu este Știutor, Cunoscător.”
Dörtnala geriye gitti ve geçit başında bulunan VII. Louis'yi durumdan haberdar etti.El a dispărut imediat de la fereastră și doamna St. Clair era sigură că acolo se petrecuse ceva oribil.
Bağdad'da Halife Nasır tüm bu hazırlıklardan haberdar olmuştu.Toată presa din București a consemnat evenimentul.
Bu hâdiselerden haberdar olan Emevî valisi Türkler aleyhinde şiddetli bir takibat başlattı.Acțiunea a fost un eșec total, românii exilați privind cu mare suspiciune acest recensământ.
Önceki gecede yer almış ayaklanmaya dair haberdar olmasından sonra "Gey gücü!Kun hän sai tietää, että edellisenä yönä oli mellakoitu, hän totesi: ”Gay power!
Henry bunlardan haberdar olduğunda harekete geçti.Näistä toimenpiteistä Henrik tiesi, mitä hänen täytyy tehdä.
Bir mucit, kendi varlığından haberdar olan (yani özbilinç sahibi) yeni bir tür bilgisayar geliştirir.Vanha tekoäly) on olemassaolonsa tiedostava tietokone.
Pentagon ise PJAK'a destek verildiğinden haberdar olmadığını savunuyor.Το Πεντάγωνο αναφέρει ότι η συμφωνία θα παραμείνει μυστική.
Almanlar ölümüne kadar Eva Braun'dan haberdar olmamışlardır.Eva Braun var til sin død næsten ukendt for den tyske offentlighed.
2004 yılına kadar insanoğlu bu türün varlığından haberdar değildi.Op til 2004 har det været umuligt at gengive menneskelig intelligens.
Bunu Annina ve Valzacchi görürler ve durumdan Ochs'u haberdar ederler.Valzacchi og Annina tilbyder nu Ochs deres hjælp.
Şimdiye kadar 92 elementin varlığından haberdardık.Til dato kendes der over 120 af denne kildetype.
Şimdiye kadar 92 elementin varlığından haberdardık.Totalt ble det laget 92 episoder.
Bunun amacı izleyicileri ve yarışçıları yarışın istatistiklerinden haberdar etmekti.Dette ble gjort for å holde publikum og deltakerne informert om løpsstatusen.
Halife Mutasım bundan haberdar olmadan Ekim 841'de hasta olup 5 Ocak 842'de öldü.Kalif al-Mu'tasim ble syk i oktober 841 og døde den 5. januar 842.
Zeus'un kıskanç eşi Hera, Semele hamileyken ilişkiden haberdar olur.Zevs' hustru Hera oppdaget affæren mens Semele var gravid.
Bilgisayar kullanıcıları bu tehlikeden haberdar olmalıdır.En bruker må ikke kjenne til disse detaljene.