Henry bunlardan haberdar olduğunda harekete geçti.Darauf aber hat Henry nur gewartet.
Bilgisayar kullanıcıları bu tehlikeden haberdar olmalıdır.Damit können unrechtmäßige Nutzer der Daten aufgespürt werden.
Sykes–Picot Anlaşması'ndan henüz haberdar olmayan Faysal'ın sevinci kursağında kalacaktı.Geheimverträge wie den Sykes-Picot-Vertrag würden sie ablehnen.
Artmakta olan ününden haberdar idi.Er war für seine hohen Sprünge bekannt.
Fakat Landau bu ince ayrıntılardan haberdar olmayarak büronun Konya'ya taşındığını yazmaktadır.Ohne zu wissen, was sie tut, übersetzt Maud auch jenen Geheimvertrag.
Şimdiye kadar 92 elementin varlığından haberdardık.Bisher sind 289 davon bekannt.
Çin alfabesinden Japonlar daha önceki yüzyıllarda haberdardı.Chinesische Literatur wurde im 7. Jahrhundert nach Japan eingeführt.
Virginia bu arkadaşlıktan haberdardı; hatta arkadaşlıklarını teşvik etmiş dahi olabilir.Virginia était consciente de cette amitié et l’encouragea peut-être.
İngiltere'ye geri dönüşü üzerine hemen Markham, donanmayı terk etme niyetinden babasını haberdar etmiştir.Dès son retour en Angleterre, Markham informe son père de sa détermination à quitter la marine.
Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır."Allah est Parfaitement Connaisseur de ce que vous faites.
Bu isyanın patlak vermesi, Galba'yı düşen popülaritesi ve genel hoşnutsuzluk hakkında haberdar etti.Cette manifestation de révolte mit Galba au courant de son impopularité et du mécontentement général.
Artmakta olan ününden haberdar idi.Il était connu pour son falsetto très haut.
Büyücünün, varlıklarından haberdar olursa karısını ve çocuğunu öldüreceğinden korkmaktadır.Pris de peur, il décide de tuer son épouse et leur enfant.
Diğer taraftan iki kadın kocalarını ondan aldıkları pusuladan haberdar ederler.En face d'eux se tiennent deux femmes dévoilant leur corps.
Ancak bu takdirde makamı aidi Meclisi derhal haberdar etmekle mükelleftir.Dans ce cas, le préfet est immédiatement avisé.
Aynı zamanda Şehsüvaroğlu Ali Bey de olaydan haberdar edilmişti.L'histoire Billy the Kid fut elle aussi censurée.
Bunlardan haberdar olan Vonglar, bir orduyu onları yok etmek için gönderdi.Ils apprennent qu'une armée se dirige vers eux.
Ancak Safevi istihbaratı durumdan haberdar olarak bir tuzak kurmuştur.En d'autres termes, Fisher met l'information en relation avec le degré de certitude.
Bazen hakemler birbirinden haberdarken yazarın kim olduğunu bilmeyebilirler.En fin de compte, aucun de nous deux ne sait plus exactement qui a écrit quoi.
Birçok yeni yönetici ve kullanıcı bu durumdan haberdar edildi.De nombreux élus et citoyens se sont étonnés de cette pratique.
Özellikle hangi noktada Mozart hastalığı hakkında haberdar oldu ve bu eserlerini etkiledi.Ce décès bouleverse Mozart, et va influencer la composition de son opéra alors en chantier.
Bir hafta içinde seni sonuçtan haberdar edeceğiz.Te haremos saber el resultado en una semana.
Neden bu konudan hemen haberdar edilmedi?¿Por qué no fui informado inmediatamente acerca de este tema?
Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır."Ciertamente Allah es Omnisciente y está bien informado de lo que hacéis.
Önceki gecede yer almış ayaklanmaya dair haberdar olmasından sonra "Gey gücü!Tras averiguar que los disturbios habían tenido lugar la tarde anterior, dijo, "¡Poder gay!
Haçlı ordusu soylu idarecileri bundan haberdar idiler.Estoy seguro de que oficiales de alto rango lo sabían.
Böylelikle daha önce varlıklarından bile haberdar olmadığı bir grup vampir avcısıyla tanışma imkânı bulur.Descubre el mundo de los vampiros que hasta ese momento desconocía.
Bilgisayar kullanıcıları bu tehlikeden haberdar olmalıdır.Los formatos de la información pueden ser modificados por el usuario.
Diğer taraftan iki kadın kocalarını ondan aldıkları pusuladan haberdar ederler.En ella encuentran dos bolas de las que obsequió a las muchachas.
Almanlar ölümüne kadar Eva Braun'dan haberdar olmamışlardır.El pueblo alemán no supo de la relación de Hitler con Braun hasta después de sus muertes.
Ölüler ve diriler alemi arasında yaşamını sürdüren bu baş, her iki alemde de olup bitenden haberdardır.Su di loro aleggia lo spirito della Morte, di cui entrambi sono coscienti e che tentano d'ingannare.
Atina, bir Sparta delegasyonunun bu tekliften haberdar olduğundan emindi ve öneriyi reddetti.Gli Ateniesi vollero che anche una delegazione spartana sentisse l'offerta, quindi la rifiutarono.
Donanmanın perşembe günü çıkmasına çalışın ve bizi de doğru neticeden haberdar edin.Lascia in seguito la Marina ed entra nella squadra.
Fabrikadaki durumdan haberdar olan Batman oraya gider.Batman si dirige quindi sul posto per far luce sulla cosa.
Bundan haberdar olan Şaul, David'i Goliat'a karşı duello yaptırır ve bundan David zaferle ayrılır.Il titolo del salmo riporta che è stato scritto da Davide dopo la sua battaglia con Golia.
Gece yarısı Talip ile Mete'yi kurtardıktan sonra, polisi haberdar ettik.Purtroppo, i Mezzanotte giungono prima della polizia, e uccidono il mafioso.
Bu durumdan haberdarım.Я уже в курсе этой ситуации.
Bundan haberdar değildim.Я не был осведомлён об этом.
Yetkililer tarafından haberdar edilen Dük, hastanede Alman esiri ziyaret etti.Герцог при получении информации со стороны властей, посетил немецкого пленного в больнице.
Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır."По мнению кадаритов Аллах знает о совершении того или иного деяния только после его совершения.
İngiltere'ye geri dönüşü üzerine hemen Markham, donanmayı terk etme niyetinden babasını haberdar etmiştir.Сразу по возвращении в Англию Маркем сообщил отцу о своей твёрдой решимости покинуть флот.
Şimdiye kadar 92 elementin varlığından haberdardık.За это время было снято 92 эпизода.
Şofar’ı üflemenin amacı, uyuyanları uykularından uyandırıp, yaklaşan yargı gününden haberdar etmektir .Он уговаривает её бежать с ним, и ночью они совершают побег.
Görev gizli olduğu için hiç kimse, olaydan haberdar edilmedi.В скором времени, пренебрежение Кодексом не было ни для кого секретом.
Don Carlos onun Kraliçe'ye aşkından haberdar olmasından korkmaya başlar.Дон Хуан заверил Карлоса, что истинное познание начинается со страха.
Diğer taraftan iki kadın kocalarını ondan aldıkları pusuladan haberdar ederler.Незаметно для него за ним следят двое мужчин, гуляющих с собачкой.
Birim'in faaliyetlerinden haberdar değildi.Они не поняли ответ оператора.
Doktor Adina'nin kim olduğundan haberdar değildir.О том, кто была мать Аэда, точно не известно.
Ancak bu takdirde makamı aidi Meclisi derhal haberdar etmekle mükelleftir.Но забыл, видимо, об этом сообщить руководству страны.
Ama onları bekleyen ilginç olaylardan haberdar değildirler...Но они не знают, сколько страшных и интересных приключений их ещё ждёт...
Sokaklardaki yasadışı gelişmelerden haberdardır.На тротуарах улицы ведется нелегальная мелкая торговля.
Halife Mutasım bundan haberdar olmadan Ekim 841'de hasta olup 5 Ocak 842'de öldü.В октябре 841 года аль-Мутасим заболел, и в январе 842 скончался.
Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır."قول الله عز وجل: ﴿ولا ينفقونها في سبيل الله﴾ يعني والله تعالى أعلم في سبيله الذي فرض من الزكاة وغيرها».
Bunun amacı izleyicileri ve yarışçıları yarışın istatistiklerinden haberdar etmekti.وقد تم ذلك للحفاظ على المشاهدين والمتسابقين على علم السباق الإحصاءات.
Durumdan haberdar olan Batman, Barbara'ya intikam sözü verir.إن باتمان الذي علم بحالة باربرا قد وعدها بالانتقام.
Bilgisayar kullanıcıları bu tehlikeden haberdar olmalıdır.يمكن لمستخدمي الشبكة الاتصال على هذا الدليل.
Sahibi nerede olursa olsun ve ne yaparsa yapsın, yaptıklarından haberdar olmak için yanında olur.فالله علم ما كان، وعلم ما سيكون، وعلم ما لم يكن لوكان كيف يكون.
Henry bunlardan haberdar olduğunda harekete geçti.عندما عرف هنري ما هو مقدم عليه تصرف.
Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.إن الله خبير بما تعملون.
Bir grup Fransız denizci, görünüşe göre Paris]]'i açık bir şehir olarak ilan etme kararından haberdar değildi.Um grupo de marinheiros franceses não foram informados da decisão de fazer de Paris uma "cidade aberta".