hızla ile cümle
hızla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu sebeple Mehran hızla bir turizm bölgesine dönüşmektedir.Brzo se širi i u nova područja, kao što je turizam.
Kazakistan bankacılık sistemi hızla gelişiyor.Stanovništvo Kabula se brzo povećava.
Bu nedenle Gülbahçe'de rüzgar sörfü hızla gelişmektedir.To je zato što na višoj nadmorskoj visini vjetar struji brže.
Bu sızıntı yüksek sıcaklık ya da radyasyon tarafından hızlandırılabilir.Prijelaz topline može biti konventivan ili putem zračenja.
Jyväskylä, 2000'lerde de hızla büyümeye devam etmiştir.Od 2000. godine Kazanj se ubrzano obnavlja.
Günümüzde yıllık ortalama 5 cm hızla levha kuzeye hareketine devam etmektedir.Prema procjenama, pomiče se barem 1 cm godišnje prema Atlantskome oceanu.
(Yaşamdan Yansımalar) Kültür Kaşifi: Doğan Hızlan.Populacija: Kultura: prerijski lovci.
Bağlum hızla nüfusu artmakta ve günümüzde 40 bini geçmiş bulunmaktadır.Naselje se ubrzano širi i ima već oko 400 žitelja.
Karlar hızla erir.No, cure se vrlo brzo razilaze.
Kimyasal kinetik, fiziksel kimyanın tepkime hızlarıyla ilgilenen alt dalıdır.Kemijska kinetika je grana fizikalne kemije koja se bavi istraživanjem brzina kemijskih reakcija.
Nabız zayıflar ve hızlanır.Respiratorna i srčana frekvencija su ubrzane.
Hızları nedeniyle piyade saldırılarından kaçmaları mümkün oluyordu.Mogla je brzinom pješaka vući nekoliko rudničkih vagona.
İspolkom’daki partiler hızla örgütlenmeye başlamışlardı.Ratna zbivanja u Osijeku izbila su vrlo rano.
Bakalım hangimiz düşüncelerimizi daha hızla gerçekleştirbileceğiz.Uvidíme neskôr, že naše úvahy zostanú správne.
Kuasarlar, devasa kara deliklerin birikme/yığılma yoluyla hızla büyüdüğü yerlerde ortaya çıkar.Kvazary ukazujú miesta, kde masívne čierne diery veľmi rýchlo rástli.
Bu yenilikler Sheffield'in bir sanayi kenti olarak hızla büyüyüp gelişmesine yol açtı.Tieto inovácie viedli k tomu, že sa Sheffield stal dôležitým priemyselným mestom.
Tokyo zaman içinde hızla gelişerek bugünkü hâlini aldı.Rýchlo sa vyvinul do dnešnej podoby.
Albümün satışları hızla artıyordu.Vývoz bavlny začal prudko stúpať.
Olaylar hızla gelişmeye başlıyor.Udalosti začali naberať rýchly spád.
Bu şekilde 27 Km/h hızla yüzebilirler.Dokáže plávať rýchlosťou až 50 km/hod.
Hem Avustralya hem de Hindistan halen kuzeydoğu yönünde yılda 5–6 cm. bir hızla ilerlemektedir.Južná Amerika a Afrika sa od seba vzďaľujú rýchlosťou 5,7 cm za rok.
Bundan sonra ise parlaklık hızla azalmaya başlar.Po tomto maxime začína vlna rýchlo klesať.
1912'den sonra üretimin hızla düşmesiyle nüfusu azaldı.Po roku 1912 prišlo k rýchlemu rastu obyvateľstva.
Don Omar ve hızla yayılmaya başladı.Čoskoro si ho don Bosco veľmi obľúbil a začali spolupracovať.
Bunun için yaptığı çalışmaları 1934'te hızlandı.Úpravami prešiel v roku 1934.
Genetik soybilim hızla büyüyen bir sahadır.KDD je rýchlo sa rozvíjajúca oblasť.
Bu rakamlar, özellikle Çin ve Hindistan'da, hızla artmaktadır.Obrovský vzostup motorizácie zažíva najmä Čína a India.
Bu değişiklikleri bir an evvel uygulamak hızla icraat yapmaya koyuldu.Zmeny, ktoré boli považované za nutné už po celé desaťročia, sa konečne podarilo presadiť.
Ancak bu konumların hızları bulunmaktadır.K jeho prednostiam ale patrila aj rýchlosť.
Belirli bir maddenin hem üretilme, hem de yok edilme hızları olacaktır.Sú to rýchlosť speciácie a vymieranie druhu.
Bu hızlar elektromekanik teleprinterların hızlarının katları temel alınarak belirlenmiştir.Ich rýchlosť je však limitovaná rýchlosťou šírenia elektromagnetického impulzu.
Liderlik kültü hızla gelişmekteydi.Rýchly rozvoj prebehol od.
Bu özelliğiyle merdivenlerde dahi düşük hızlarda ilerleyebiliyor.V rebríčkoch tiež pomaly postupuje dopredu.
Belediye teşkilatının kurulmasıyla bölgenin gelişmesi hızlanmıştır.Pre prítomnosť hlavného mesto sa očakáva ďalší rozvoj.
10, 100, 1000 Mbit/s hızlarında veri iletimini sağlarlar.Prenosové rýchlosti dosahujú rádovo desiatky až stovky Mbit/s.
Bununla birlikte, Kabil'deki İngiliz birliklerinin ve Şuca'nın durumu hızla kötüye gitti.Avšak vzťahy medzi britskou armádou a katolíkmi rýchlo ochladli.
Böylece, tüm parçacıklar eşzamanlı aralıklarla hızlandırılırlar.Preto sa všetky periférne zariadenia dali pripojiť počas chodu.
Bu tarihten sonra Şişli hızla büyümeye başladı.Vtedy mu nový pancier rýchlo dorastie.
Ateş altından hızla geçebilmesi için paltosunu yanına bıraktırdım ve koşuşturdum.Nakoniec si sadla, aby si vyzula topánky a mohla prejsť cez potôčik.
Uçuş hızları azdır.Malá prenosová rýchlosť.
Bakü’de yeraltı faaliyetlerini sürdüren Stalin, Çarlık taraftarlarına karşı örgütlenmeyi hızlandırdı.Stalin vzniknutú situáciu využil aby mohol začať prenasledovať svojich odporcov v rámci Komunistickej strany.
Neticesiyle, kanser olağandışı bir hızla Wilson'ın bütün vücuduna yayılır.Keď sa rakovina šíri hematogénnou cestou, zvyčajne sa rozšíri po celom tele.
Tam hızla bu köprüden Ren’i geçerler.Cez most prechádza ponad rieku Hron.
Komünist dönemde, endüstriyel gelişme büyük ölçüde hızlanmıştır.V komunističnem obdobju se je industrijski razvoj močno pospešil.
Antlaşma utanç verici kabul edildi ve Jovian hızla popülaritesini yitirdi.Mirovni pogodbi so bili za Rimljane sramotni in Jovijan je hitro izgubil svojo priljubljenost.
Modern kent, 1860'tan sonra hızla gelişti.Mesto je od leta 1830 dalje hitro raslo.
Bu durumlarda, kan basıncının hızla düşmesi, devam eden organ hasarını durdurmak için zorunludur.V teh primerih je nujno hitro znižati krvni tlak, da ne pride do trajne okvare organov.
Otomobil endüstrisi hızla gelişir.Industrija s sončno energijo zelo hitro raste.
Dairesel hızlandırıcıda, parçacıklar yeterli enerjiye ulaşana kadar dairede dönerler.V krožnem pospeševalniku se delci gibljejo v krogu, dokler ne dosežejo zadostne energije.
Bakalım hangimiz düşüncelerimizi daha hızla gerçekleştirbileceğiz.Nakaže, kateri način razmišljanja bomo uporabili v naslednjem koraku.
Işık bir maddenin içinden geçtiğinde, boşlukta hızından daha yavaş bir hızla hareket eder.Ko svetloba potuje skozi neko snov, je njena hitrost manjša kot v vakumu.
Siklotron bir çeşit parçacık hızlandırıcıdır.Ciklotron je posebna oblika pospeševalnika delcev.
Akciğer hızla sıvıyla dolar ve sertleşir.Pljuča se hitro napolnijo s tekočino in otrdijo.
Ancak Alman birlikleri korkunç bir hızla ilerliyordu.Nemške sile so premestili kar v največji naglici.
Pulsarların hızlarını ölçerek süpernova patlamalarının asimetrisine bir limit koymak mümkündür.Z merjenjem hitrosti pulzarjev lahko določijo mejo nesimetrije pri eksplozijah supernov.
Ancak, bu girişimler hızla Einstein'ın genel izafiyet teorisinin yerini aldı.Te poskuse pa je kmalu nadomestila Einsteinova splošna teorija relativnosti.
II. Dünya Savaşı'nın ardından hızla büyüdü.Mesto se je hitro razvijalo po drugi svetovni vojni.
İlk başta sadece ilk aşama hızlandırıcısı tekrar kullanılacaktır.Pritisniti je treba samo ponovno na sprožilec.
Bu eğim, yarışçıların köşeleri hızla dönerken savrulmalarını önler.To opozori dirkače, da bo kmalu spet prosto dirkanje.
Soğuma, ince kristallerin bile meydana gelmesine olanak tanımayacak kadar hızla olursa volkanik cam oluşur.V primerih, ko je ohlajanje tako hitro, da ne izkristalijo niti najmanjša zrna, govorimo o vulkanskem steklu.