hızla ile cümle
hızla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Öncelikle ülkemizde hızla yayılmış, sonra diğer ülkeleri fethetmiştir.Pozneje se je hitrost širjenja umirila, zajela pa je tudi druge države.
Hatta gerektiğinde bu hızlarını iki katına çıkarabilirler.Te lahko po preteku obnovi, a največ dvakrat.
Patlayıcıların patlama hızlarının listesi National Pollutant Inventory - Lead and Lead Compounds Fact SheetNational Pollutant Inventory – dejstva o etanolu angl.
Kendini hızla başarılı bir sanatçı olmaya adadı.Kmalu je postal odličen pianist.
Yıldızların hızları doppler kayması sayesinde saptanmaktadır.Zaradi hitrosti vrtenja pride do dopplerjevega efekta.
Cromwell bu yüzden önemli liman kentlerini hızla ele geçirmek için saldırı planları yapıyordu.Pri izlivu Tibere je načrtoval gradnjo večjih pristaniških nasipov.
Kültürel çalışmalar 1990'ların başından beri Asya boyunca hızla gelişti ve büyüdü.Japonska kultura se je od svojih začetkov zelo spremenila in razvila.
İlk haftadan sonra hızla düştü.V naslednjem stoletju je začela hitro propadati.
Parkurun düz bölümlerinde motosikletler 110 km/s hızlara ulaşmaktadır.Na ravnih odsekih proge za motorna kolesa dosežejo hitrost do 70 km/h.
0–200 km/s hızlanma süresi ise 9.9 saniye.Pospešek do 100 km/h je 3.9 sekunde.
Buzullaşmanın eridiği dönem boyunca faylar hızlandırılmış bir deprem tetikleme kayması yaşar.Po obdobju bujnega rastlinstva pa se zopet pojavi obdobje hitrejšega pogrezanja dolinskega dna.
Rus devrimi ile ilgili haberler bütün ülkeye hızla yayıldı.Beseda o odkritju novih dežel se je hitro razširila po vsej Evropi.
2005 yılının mart ayında numaralı tribün hızla yıkıldı.Leta 1997 zaigra Marca v seriji VR.5.
İkmal durumu da hızla kötüleşti.Njegov položaj se je hitro slabšal.
Düşük hızlarda etkili değildirler bu yüzden aracı tam manası ile durdurmazlar.Regenerativno zaviranje ne deluje efektivno pri majhnih hitrostih in ne more povsem ustaviti vozila.
1960'lı yıllardan bu yana ülkenin endüstriyel büyümesi hızlanmış ve ekonomisi farklılaşmıştır.Od 1960. naprej smo priča hitri rasti otoške finančne industrije.
Békés , 20. yüzyılın başından civarında, hızla gelişti ve birçok yeni binalar inşa edildi.V drugi polovici 20. stoletja se je mesto hitro razvijalo, nastale so nove četrti.
Konveksiyon, ısı transferini hızlandırmaktadır.Zrak pospešuje proces gorenja.
Çevrenizdekiler hızlanırken siz yavaşlarsanız bizden birisiniz demektir.Kadar so se oddaljevali od njiju, so se večali, in kadar so se približevali, manjšali.
Ağırlık uzağa çekilince salınım hızlanıyor, yaklaştırılınca da yavaşlıyor.Ko se izvor približuje, je frekvenca večja, ko se oddaljuje, pa manjša.
Zamanın geçişini bazen hızlandırır, bazen yavaşlatır.V nekaterih zgodovinskih obdobjih hitreje, spet v drugih počasneje.
Antlaşma utanç verici kabul edildi ve Jovian hızla popülaritesini yitirdi.Taikos sutartis buvo laikoma labai gėdinga ir Jovianas greitai prarado populiarumą.
Ekonomi hızla gelişti.Bet ekonomika ten auga sparčiai.
Bu ışıma senkroton ışığı olarak adlandırılır ve önemli ölçüde hızlanan parçacığın hacmine bağlıdır.Šis spinduliavimas vadinamas sinchrotronine šviesa ir daugiausiai priklauso nuo greitinamos dalelės masės.
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.Į 9¾ platformą galima patekti pereinant sieną, skiriančią 9 ir 10 platformas.
Daha sonra hızla uzaklaşır.Iki mes per jį sparčiai keliaujame.
1963 yılında ikinci köprünün açılmasıyla hızla büyümeye başlamıştır.1963 m. atidarius antrąjį tiltą per ežerą, miestas pradėjo augti sparčiau.
Bu hızla büyüme ve tohum verme safhasıdır.Taigi jie turi greitai išaugti ir subrandinti sėklas.
Savaştan sonra, sanayileşme hızlandı.Tik po karo industrializacija buvo spartesnė.
Gençliğinde Roma Ordusu'nda hızla yükseldi ve imparatorluğun en karışık sınırlarında görev yaptı.Būdamas jaunas jis kilo armijos rangais kovodamas kai kuriose ginčytinose Romos imperijos teritorijose.
2007'den beride seracılık hızla gelişmektedir.Jumpstyle populiarumas išaugo 2007 metais.
1953 yılında ürün Avrupa, Avustralya ve Kanada pazarlarına hızla ayak açtı.Nuo 1953 m. dalyvavo parodose JAV, Kanadoje, Australijoje.
İnsan enzimleri 40 °C'ın üstünde hızla denatüre olmaya başlar.Potimerinamas emulsijoje 40 °C temperatūroje.
Gelişmiş ülkeler düşen nüfus artış hızlarını artırmaya çalışır.Raganos stabdo vis didėjančią žmogaus sėkmę.
Buna üstün lineer hızlanma denir.Tai leidžia suvokti linijinį pagreitį.
Bir tutulması esnasında ortaya çıkan gölge tam olarak saniyede 1 km hızla ilerler.Objektas, kuris juda pastoviu 1 m/s greičiu, per vieną sekundę įveikia vieną metrą atstumo.
Otomobil endüstrisi hızla gelişir.Sparčiai plėtojasi kūrybinės industrijos.
Ayrıca şehirlere göçler de hızla artmaktadır.Miestuose taip pat didėjo vargšų gretos.
Son yıllarda yaşanan büyük göçlerle birlikte İnegöl nüfusu hızla artmaktadır.Iš kitų šalių kilusių imigrantų skaičius pradėjo sparčiau augti tik paskutiniaisiais dešimtmečiais.
Bu nedenle Manchester "çok şaşırtıcı bir hızla" genişlemeye başladı.Šie grįžo į Florenciją „didžiai gėdingai“.
On üç yıllık bir evliliğin ardından Tatia'nın ölmesi Numa'nın emekliliğini hızlandırmıştır.Po 13 santuokinio gyvenimo metų Tacija mirė.
(Yaşamdan Yansımalar) Kültür Kaşifi: Doğan Hızlan.Kineziterapijos principai: Laipsniškumas.
Bu kulüp 4. kategoriye gelene kadar hızla ilerledi.Vėliau sekė kritimas į ketvirtą lygmenį.
Bu karışım hızla tutuşur ve yanar.Ta ugnis cikliškai plečiasi ir traukiasi.
"Nobel fizik ödülü evrenin hızlandırılmasının bulunmasına".Nobelio medicinos premijos laureatai Ville Valo.
Kazakistan bankacılık sistemi hızla gelişiyor.Lietuvoje interneto bankininkystės vartotojų sparčiai auga.
Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.Kita vertus, infliacijos sąlygomis darbo užmokestis visada auga.
Bu hızlarını da en büyük düşmanları olan dingolara karşı kullanırlar.Užsiima viskuo kuo ir jų didžiausi priešai baikeriai.
Diğer iki tabur hızla ilerledi ise de hedefleri olan siperler takviye edilmişti.Faktiškai liko du pretendentai į pergalę, kurie energingai kovoja dėl šio tikslo.
Dünya çapında yaklaşık 26,000 hızlandırıcının varolduğu tahmin edilmekte.Iki spiečiaus yra apie 26000 šviesmečių.
İkinci Dünya Savaşı başlangıcında Nestlé'nin üretimi hızla düştü.Po Pirmojo pasaulinio karo Č. Aivzo kūrybinė veikla sulėtėjo.
Genellikle hızlar arasında en düşük fark istenendir.Antsvorį dažniausiai turi tie, kurie mažai juda.
II. Dünya Savaşı'nın ardından hızla büyüdü.Sparčiai vystėsi po Antrojo pasaulinio karo.
Son zamanlarda nüfusu hızla artmaktadır.Pastaruoju metu sparčiai daugėja miestiečių.
Bu arada köy içindeki vahşet hızla artmaya başlar.Šiuo metu rajonas sparčiai plečiasi Ukmergės kryptimi.
2008'de Japonya'nın işgücü 66 milyon işçiden oluşuyordu —%40'ı kadın— ve hızla küçülüyordu.Japonijos darbo rinką sudaro apie 64 mln. darbuotojų, iš kurių 40 % yra moterys.
Lituanica'nın dünya çapında uçuş haberi, telgraf ajansları tarafından hızla yayıldı.Žinią apie „Lituanicos“ skrydį po visą pasaulį greit išplatino telegramų agentūros.
Behlûl Dânâ, hızla uzaklaşırken haykırdı: "–Adâlet!Mooses ütles: “Nad peitusid laeva (arkki – s.k (paberi)poogen).
Bell X-2 Starbuster, Mach 2-3 arası hızlarda uçuş karakteristiklerini inceleme amaçlı deneysel ABD projesi.Bell X-2 Starbuster oli USA eksperimentaallennuk lennuki lennuomaduste uurimiseks kiirustel Mach 2 kuni 3.
Uluslararası turizm hızla büyüyen bir endüstridir.Turism on kiiresti kasvav majandusharu.