hızla ile cümle
hızla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Günümüzde yıllık ortalama 5 cm hızla levha kuzeye hareketine devam etmektedir.Ωθείται ακόμη προς τα άνω, με ρυθμό μισό μέτρο ανά αιώνα.
2009 yılında sakatlanan sporcu hızla iyileşecek ve yarışmalara dönecektir.Μόνο έτσι θα μπορέσουν οι αθλητές να αναρρώσουν γρήγορα και να επιστρέψουν εγκαίρως στον αθλητικό χώρο.
Ve büyük bir hızla tüm Dünya'da yeni AVM'ler açılmaktadır.Παράλληλα αναπτύσσεται η νέα αλευροβιομηχανία των αδελφών Πάντου.
Hızla iyileşti.Αυτός ανάρρωσε γρήγορα.
Hızla iyileşti.Αυτή ανάρρωσε γρήγορα.
Sıcaklık arttıkça moleküllerin hızları da artar.Jo varmere gassen er, des højere vil molekylernes hastighed være.
19. yüzyılda Laponya'da maden kaynaklarının keşfedilmesi Rovaniemi'nin büyümesini hızlandırdı.Udnyttelsen af Laplands råstoffer i det 19. århundrede fik Rovaniemi til at vokse.
Uluslararası turizm hızla büyüyen bir endüstridir.Atlantic petroleum er en hurtigt voksende virksomhed.
Atina'yı yağmaladı ve hızla İyonya Adaları'na geçti.Han plyndrede Athen og fortsatte så til de Ioniske Øer.
Örneğin çöl şartlarının hüküm sürdüğü Kuzey Afrika yollarında bu araç en fazla 9.5 km/s hızla ilerlemekteydi.F.eks. kunne kampvognen i ørkenen i Nordafrika kun præstere en gennemsnitsfart på omkring 9,5 km/t.
Ekip bizmut-209'dan oluşan bir hedefi hızlandırılmış demir-58 çekirdekleriyle bombaladı.De bombarderede bismuth-209 med accelererede Fe-58-kerner.
Enzim hızları solüsyon şartlarına ve substrat konsantrasyonuna bağlıdır.Enzymhastigheder afhænger af opløsningsbetingelser og substratkoncentrationer.
Bluetooth 4.0, daha yüksek bit hızları yla düşük güç tüketimi sağlar.Bluetooth 4.0 yder lavenergiforbrug med højere baud-hastigheder.
Onun fikirleri Hans Jenny'nin de aralarında bulunduğu birkaç toprak bilimcisi tarafından hızla sahiplenildi.Hans ideer blev hurtigt taget op af en række jord forskere, herunder Hans Jenny.
Bunun üzerine arabanın atları hızla Dünya’ya doğru yol almaya başlar.Derfor gør kørerne fra Jorden klar til at køre for Jordens skæbne.
Bu şekilde enerji dışarı doğru çok yavaş bir hızla ilerler.På denne måde baner energien sig langsomt vej udad.
Ana madde: Enzim inhibitörü Enzim tepkime hızları çeşitli enzim inhibitör tipleri tarafından azaltılabilir.Hovedartikel: Enzyminhibitor Reaktionsrater for enzymer kan sænkes med forskellige typer af enzyminhibitorer.
Genç yıldızlar ekvatorlarında 100 km/s’yi geçen büyük dönme hızlarına sahiptir.Unge stjerner kan have en rotation hurtigere en 100 km/s ved ækvator.
1904'te subay oldu ve hızla terfi etti.I 1930 indtrådte han i SA og blev hurtigt forfremmet.
Patlayıcıların patlama hızlarının listesi National Pollutant Inventory - Lead and Lead Compounds Fact SheetNational Pollutant Inventory – Copper and compounds fact sheet Nickel Silver, German Silver and related alloys
Ünü hızla yayıldı.Derfra har den hurtigt bredt sig.
Bundan sonra da çamaşır tozunun yerini hızla almaya başladı.I stedet for at gå på toilettet med det samme.
Bu tarihten sonra hızla inşa çalışmaları başlatıldı.Arbejdet blev straks efter beslutningen påbegyndt.
O hızla toprağın altına saplanmışlardır.De kunne med høj fart bore sig gennem Jorden.
Yeni enerji gereksinimi ve artan çevre kirliliği bu araştırmaları hızlandırmıştır.Men nye ovntyper og hurtigbrændingsteknik har udjævnet disse forskelle.
Don Omar ve hızla yayılmaya başladı.Don Alder optræde over hele verden.
Geçen zamanla birlikte ilçe Belgrad'ın yeni ekonomi merkezi ve hızla büyüyen alanı olmuştur.Novi Beograd har udviklet sig til Beograds nye finanscentrum, og er i stor udvikling.
Günümüzde yıllık ortalama 5 cm hızla levha kuzeye hareketine devam etmektedir.Den indiske plade driver fortsat nordøstover med en fart på 5 cm om året.
Askerî muharebeler hızla küçük ama disiplinli ve modern imparatorluk ordusunun lehine sonuçlanır.Slagenes gang udviklede sig i den mindre, men relativt moderne imperiale hærs fordel.
İnşa hızı hızla arttırıldı.Alarmberedskabet blev hævet til højeste niveau.
Şarkı, şarkının hızlanmasıyla biter.Her er takten til deres sang...
Başlangıçta, elektrotlar hızla ısınmıştır.De varme følelser er der med det samme.
Komünist dönemde, endüstriyel gelişme büyük ölçüde hızlanmıştır.Efter 1900 tog industrialiseringen for alvor fart.
Bunların hızları yüzlerce kilometre olabilir.Sådanne træk kan foregå over flere hundrede kilometer.
Ancak bu şekilde istenilen sonuca hızla ulaşılır.Hvis det skal lykkes, må det ske hurtigt.
Ulusal bazdaki standardizasyon çalışmaları ikinci dünya savaşından sonra daha da hızlanmıştır.Indbyggertallene i oplandskommunerne begyndte hurtigt efter 2. verdenskrig at stige.
Bu arada Dülük, hızla eski önemini yitirmektedir.Til gengæld mistede Dragør sin tidligere betydning.
Bu lineer hızlanma olarak adlandırılır.Dette kaldes accelereret fase.
Genç yaşlarında tanınmaya ve İznik İmparatorluğu içinde hızla yükselmeye başlamıştır.Antallet og betydningen af erhvervsborgerskabet voksede tydeligt i kejserrigets tid.
Normal hızla kayın.Gå eller kør med lav hastighed.
Kendini hızla başarılı bir sanatçı olmaya adadı.Han viste sig hurtig som en fremragende taler.
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.For at komme ind på perronen skal man gå lige igennem væggen mellem perron 9 og 10.
Böylece uçak da, hızla okyanus tabanına doğru inişe geçer.Flyet var, som jeg sagde, på vej sydpå med en høj hastighed.
1x ve 2x hızlarının ikisini birden içeriyordu.Den inneholdt både hastighetene 1x og 2x.
Arabayı süren kişi hızla sert bir yere çarpar yahut yüksek bir uçurumdan atlar.Når den beveger seg hurtig eller blir ivrig bæres den lett oppoverbøyd.
Lisansüstü öğrencilere sunulan yeni alanlar hızla artmaktadır.Tilgangen til nye elever steg.
Genç yıldızlar ekvatorlarında 100 km/s’yi geçen büyük dönme hızlarına sahiptir.Unge stjerner kan rotere over 100 km/s ved ekvator.
Bu kulüp 4. kategoriye gelene kadar hızla ilerledi.Klubben rykket den sesongen ned til fjerde nivå.
Dans yavaş adımlarla başlar, bir süre sonra hızlanır.Dansen begynner med enkelte rolige steg, men stiger raskt i tempo.
Säffle, 1837'de inşa edilen kanalın ardından hızla gelişmeye başladı.Säffle begynte å vokse da Säffle kanal ble åpnet i 1837.
Işık yuvarından (fotosfer) yaklaşık 20 km/s hızla yukarı doğru hareket ederler.Den beveger seg oppover med en hastighet på rundt 20 km/s fra fotosfæren.
Bir foton bir atmosferik molekül ile etkileşime girerse, molekül hızlanır ve sıcaklığı artar.Hvis et foton vekselvirker med et atmosfærisk molekyl, akselereres molekylet og temperaturen øker.
Bu yüksek baskılı ortamda piyade silah ve taktikleri hızla gelişti.I dette høytrykksområdet utviklet våpenene og taktikkene seg raskt.
Sezar'ın öldürülmesi, suikastçilerin öngöremediği şekilde Roma Cumhuriyeti'nin sonunu hızlandırdı.Det uforutsette resultatet av mordet var at Cæsars død framskyndet slutten på den romerske republikken.
Hipersonik, 5 Mach ya da daha yüksek hızlar için kullanılır.Hypersonisk – Hastighet 5 ganger eller høyere lydens hastighet.
Neptün katı bir yapıya sahip olmadığı için, atmosferi enleme göre farklı hızlarda döner.Fordi Neptun ikke er et fast legeme, oppstår det en differensiell rotasjon i atmosfæren.
Tekerlek tekrar hızlanınca fren basıncını tekrar yükselterek tekerlek frenlenir.Når hjulet øker hastigheten, blir bremsekraften igjen slått på.
Bir mikro-ifade saniyenin 1/15'i ile 1/25'i arasındaki hızlarda gerçekleşirler.Mikrouttrykk kan bli uttrykt så fort som 1/25 av et sekund.
Karlar hızla erir.Nå er imidlertid kvinnene på full fart inn.
Fakat telekler hızla yetişkinlerdeki renklerini alır.Larvene er ofte fargerike likesom de voksne billene.