hızla ile cümle

hızla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu dönemde Geçici Hükümet, halk desteğini hızla kaybediyordu.Autoritativní režim rychle ztrácel podporu obyvatel.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Původní prchlivý a trochu zlověstný Doktor se brzy stal soucitnější postavou.
Sürecin aslında aynı su erozyonu doğada bulunan ama büyük ölçüde hızlanmış ve yoğunlaşmıştır.Tento proces je v podstatě stejný jako vodní eroze ale značně zrychlený a soustředěný do jednoho místa.
1905 devrimi burada başladı ve hızla bölgelere yayıldı.Povstání zde začalo v červnu 1905 a rychle se rozšířilo na velké území.
Oyunun gidişatına göre oyunu yavaşlatmalı veya hızlandırmalıdır.V případě potřeby může hráč zpomalit nebo zrychlit čas ve hře.
Güçlü rüzgâr, geniş güçlü dalgaları hareketi yönünde hızlandırır.Mohutný vítr vytváří velké a silné vlny v směru svého pohybu.
Hristiyanlık, onun döneminde hızla yayılmıştır.Křesťanství se v tomto regionu rychle rozšířilo.
Bu yenilikler Sheffield'in bir sanayi kenti olarak hızla büyüyüp gelişmesine yol açtı.Tyto inovace vedly k tomu, že se Sheffield stal důležitým průmyslovým městem.
Page Speed Geliştiricilerin kendi web site hızlarını optimize etmelerine yardımcı bir araçtır.Rychlé stránky Nástroj pro pomoc vývojářům optimalizovat rychlost svých webových stránkách.
Sağlığı hızla geriledi.Jeho zdraví se rychle zhoršovalo.
Bu arada aşağı şehirde bir yangın başladı ve hızla yayıldı.V arménské čtvrti města propukl požár, který se začal rychle šířit.
Bununla birlikte şehir hızla iyileşti.Město se však poměrně rychle vzpamatovalo.
Daha sonra uçuş noktaları hızla arttı.Poté se ale rychlost otáčení zvýšila.
Muharebeden sonra Fairfax hızla ilerleyerek 18 Haziran günü Leiceser'a girer.Fairfax poté 18. června osvobodil Leicester.
Hareket etmek, hızla bir yere gitmek, gidiş, yerinde duramamak, kaçarak kurtulmak.Ale kam jít, co dělat, jak se zachránit a dostat se ven?
Son 2 tanesi ise hızlandırılmış tren döneminde alınmıştır.Obě činnosti rozvíjel už v době aktivního závodění.
Taşlanma sırasında çekilen görüntüler internette hızla yayılmış ve büyük tepkilere yol açmıştır.Záběry a fotografie ze zásahu se okamžitě objevily v médiích a vzbudily velký rozruch.
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.Na toto nástupiště se lze dostat přepážkou mezi nástupišti devět a deset.
Ardından bu ana hızlandırıcıya geçiriliyordu.Poté se přeorientovala na rychlobruslení.
Test satan şirketler ve bu testleri sipariş eden müşteri sayısı hızla büyümüştür.Klobouk tento test vydržel a zákazník si jich několik objednal.
Ünü hızla yayıldı.Ta se rychle rozšířila.
Son zamanlarda nüfusu hızla artmaktadır.V poslední době počet obyvatel vzrůstá.
Daha sonra hızlandırılan yavaşlatılır.Vozidlo pak prudce zrychluje.
Bölgede rüzgar hızları şiddetli değildir.Rychlost větru na ostrově nebyla nijak zvlášť vysoká.
1912'den sonra üretimin hızla düşmesiyle nüfusu azaldı.Po roce 1912 došlo k rychlému růstu obyvatelstva.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra tekstil sanayii önce yavaş yavaş sonra çok hızla çökmeye başlamıştır.Po druhé světové válce začala dříve skvostná vila pomalu chátrat.
Şehrin ve civarının iktisadi gelişmesi hızla devam etti.Rekonstrukce města a jeho okolí byla zahájena rychle.
Saatte 120 km hızla yüzebilir ve okyanusların en hızlı balıklarından biridir.To mu umožňuje plout rychlostí až 37 km/h a proto patří k nejrychlejším mořským tvorům.
Bu şekilde 27 Km/h hızla yüzebilirler.Může plavat rychlostí až 30 km/h.
Daha yüksek hızlara çıkılması için Scramjet motorlarına ihtiyaç vardır.Pro vyšší rychlosti se používá systém SCMT.
Kamp, başlangıçta 80 çocuğu ağırladı ve daha sonra hızla büyüdü.Zpočátku měl tábor rozlohu přibližně 5 ha, později se rozrostl až na 80 ha.
Hava yolu ulaşımı, I. Dünya Savaşı'ndan sonra hızla gelişti.Bronx prošel rychlým růstem po první světové válce.
Anında ateş altında kalan Almanlar hızla silahlarına sarıldı.V té době již Němci kryti palbou z pušek ustupovali zpět.
Yüksek saat hızlarında çalışan bir işlemci daha iyi performans sağlar.Stroj, který má větší výkon, vykoná za stejný čas více práce.
Kentleşme, kasaba ve şehirlerdeki büyüme ile birlikte 1700-1922 arasında hızla arttı.Urbanizace se zvýšila nejvíce v letech 1700 až 1922, kdy města rostla.
Son yıllarda kiraz tarımı hızla gelişmektedir.V posledních letech firma prudce roste.
15. yüzyılda para basımının hızlanması, daha iyi kalıpların yapılmasına yol açtı.Od 15. století se Sámové dostaly pod zvýšený tlak.
İki paralel yol hızlandırıcıların gelişmesinde etkili oldu.Také se podílel na vývoji urychlovačů částic.
Bunun için yaptığı çalışmaları 1934'te hızlandı.Jejich provoz zde byl ukončen v roce 1934.
İran’ın A.B.D. ile ilişkileri devrim sırasında hızla kötüleşti.Vztahy mezi Íránem a USA se po revoluci staly hluboce nepřátelskými.
10 km/s aşağısı hızlarda sadece vites kolundan komut verilebilir.Dokáže běžet rychlostí až 70 km/hod. Pokud je k dispozici, onageři spásají trávu.
Roma döneminde Kırşehir yöresi putperestliğin yanı sıra Hristiyanlıkta hızla yayılmıştır.Během následujícího římského období byla na východě úřední řeč řečtina a v kraji se rychle šířilo křesťanství.
Bu saldırı ile düşman arasındaki mesafeyi hızlaca kapatır ve ani saldırı yapabilirsiniz.Ihned příměří ukončete a zaútočte na nepřítele.
Tüten, siyah bir nokta hızla yaklaşıyordu… ve çığlık atıyordu.Takřka okamžitě se začal třást a hlasitě křičet.
Bu sayede çok uzak mesafeleri hızla katederlerdi.Ještě ke všemu jsem přistál příliš velkou rychlostí...
En büyük şehir ise, günümüzde hızla büyüyen Afrika'nın en işlek limanına sahip Durban'dır.V současné době je nejrychleji se rozrůstajícím městem v Delaware.
Hızları 400mhz ile 1066 mhz arası değişir.Standardní frekvence pamětí je do 1066 MHz.
Bu tip hızlandırıcılara “senkrotron” denir.Takový urychlovač se nazývá synchrotron.
Çevrenizdekiler hızlanırken siz yavaşlarsanız bizden birisiniz demektir.Když nad některými přejedete, zaznamená se váš pohyb.
Askerlikte hızla yükseldi.Jeho postavení v námořnictvu rychle rostlo.
İmparatoraluk saray dairesindeki katiplik kariyerinde hızla ilerledi.Čarodějka ji v prezidentském paláci rychle paralyzovala.
Avsallar 1975 yılından itibaren turizmin gelişmesi ile hızla büyüme kaydetmiştir.Během 50. let 20. století se ale s příchodem turismu rychle rozrostla.
Bu şekilde enerji dışarı doğru çok yavaş bir hızla ilerler.Tento přenos energie je velmi pomalý.
Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.Tím pádem můžeme říci, že v době krize se zvyšuje frikční nezaměstnanost.
İlk haftadan sonra hızla düştü.Ihned po týdnu se však stala hitem .
Diklen ağaçlar sulamayla hızla büyümüşlerdir.Napadené dřeviny velmi rychle hynou.
Otomobil endüstrisi hızla gelişir.Sdílení aut se rozvíjí.
Emekliliğine yakın olan Hamilton, kardeşlerin yöntem ve kişiliklerini hızla belirler.Hamilton, care este aproape de pensionare, determină repede metodele și personalitățile fraților.
Khan gayesini "Her yaştan çocuğun öğrenimini hızlandırmak.Khan a subliniat că misiunea lui este să "accelereze învățarea studenților de toate vârstele."
Dünya çapında yaklaşık 26,000 hızlandırıcının varolduğu tahmin edilmekte.A fost estimat ca sunt aproximativ 26.000 de acceleratoare în întreaga lume.

İlgili Sayfalar