hızla ile cümle
hızla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sıcaklık arttıkça moleküllerin hızları da artar.Naarmate de temperatuur wordt verhoogd bewegen de moleculen zich sneller.
Satış hızla başarıya ulaştı.Qua verkoop was het meteen een succes.
Ancak Alman birlikleri korkunç bir hızla ilerliyordu.De Duitse troepen maakten een snelle opmars.
Sonra İtalya Krallığı altında hızla gelişmeye başladı.In Italië werd de situatie verslechterde snel voor het Rijk.
Bu kulüp 4. kategoriye gelene kadar hızla ilerledi.Inmiddels de club weggezakt naar de vierde klasse.
Yaz turpları hızla olgunlaşır.Zomereitjes ontluiken snel.
Rus devrimi ile ilgili haberler bütün ülkeye hızla yayıldı.De revolutionaire geest verspreidde zich daarop razendsnel over het hele land.
Birkaç yıl içinde işletme hızla genişledi ve Avrupa'nın değişik ülkelerinde temsilcilikler oluşturuldu.Binnen enkele jaren groeide het bedrijf en kreeg vestigingen in andere Europese landen.
Şarkı, şarkının hızlanmasıyla biter.Aan het einde van het lied wordt het tempo van de muziek versneld.
Su içerisinde en fazla 3 ila 6 km/s hızla ilerleyebilirler.In het water kunnen ze snelheden van drie tot vier kilometer per uur behalen.
Böylece elektronlar delik boyunca hızlandırılmış olur.De elektronen worden versneld tot ca.
Ölüm cezalarının sayısı Freisler'in idaresi altında hızla artmıştır.Onder Freisler nam het aantal veroordelingen tot de doodstraf sterk toe.
Kendini hızla başarılı bir sanatçı olmaya adadı.Hij groeide uit tot een succesvolle acteur.
Hızla büyüyen bir grup değildi ama ilerliyorlardı.De nederzetting had nog geen naam, maar groeide snel.
Buna rağmen inşaat hızla ilerlemiştir.Het klooster maakte echter snel vooruitgang.
Bakalım hangimiz düşüncelerimizi daha hızla gerçekleştirbileceğiz.Het is gemakkelijk te zien in welke modus je bezig ben aan de hand van de prompt.
Endüstri devrimi Büyük Britanya'da başladı ve hızla Avrupa'ya yayıldı.De industriële revolutie was begonnen in Groot-Brittannië.
Dans yavaş adımlarla başlar, bir süre sonra hızlanır.De dans begint meestal vrij langzaam, en gaat geleidelijk sneller.
18. yüzyılda kentte hızla gelişen bira sanayii iktisadı canlandırdı.In de loop van de 20e eeuw is interesse in bier in Frankrijk snel afgenomen.
Barış ortamının oluşması İslamiyet'e geçişi hızlandırdı.Met hun komst zou het land een versnelde periode van arabisering doormaken.
Bundan sonra şarkının prodüksyonu çok büyük bir hızla tamamlanır.Vervolgens wordt de code van het programma op volle snelheid uitgevoerd.
Olaylar şehir yöneticileri tarafından hızla kontrol altına alındı.Alles wordt strikt gecontroleerd door het stadsbestuur.
Kamyon hızla yoluna devam edip oradan uzaklaşır.De vrachtwagen draait langzaam de weg op en verdwijnt in de verte.
Uluslararası turizm hızla büyüyen bir endüstridir.Het toerisme is een groeiende industrie.
İkmal durumu da hızla kötüleşti.De verhouding tussen beiden verslechterde echter al snel.
Kent tarihi boyunca hızla gelişmiş ve 1750 dolaylarında 10.000'lik bir nüfusa ulaşmıştır.De stad groeide snel en in 1750 telde het al zo’n 10.000 inwoners.
İkinci Dünya Savaşı başlangıcında Nestlé'nin üretimi hızla düştü.Na de Tweede Wereldoorlog kwam de productie van Opels langzaam op gang.
Bu tarihten itibaren bölge hızla gelişerek Şanghay'ın ticaret ve finans merkezi haline geldi.Deze wijk groeide snel uit tot het commercieel hart van Shanghai.
Tudung'un kullanımı 1970'lerden sonra hızla arttı.De prevalentie van astma is aanzienlijk toegenomen sinds de jaren 1970.
Yüksek düzeyde VLDL, aterosklerozun hızlanmasına yol açabilir.De hoge messnelheid kan objecten met hoge snelheid wegslingeren.
Bu karışım hızla tutuşur ve yanar.De stof is vluchtig en brandbaar.
1900 yılından sonraki sayılarda fiyatlar hızla düşmektedir.Na 1900 zakte het aantal patiënten in snel tempo.
Eğitim alan gençlerin sayısı hızla artmaktadır.Het leerlingen aantal stijgt snel.
Bu sızıntı yüksek sıcaklık ya da radyasyon tarafından hızlandırılabilir.De splitsing kan versneld worden door verhoogde temperatuur of bestraling met licht.
Çoğu durumda, yüksek kare hızlarına gerek yoktur.In de meeste hoogspanningsmasten is hoegenaamd niets gelast.
Hızlanan genişleme: Uzayın metrik genişlemesi hızlanıyor gibi görünmektedir.Kosmologische constante: Het staat nu vast dat de expansie van het heelal versnelt.
Bu nedenle özel bir hızlandırıcı bölge tasarlamaya gerek yoktur.Er is dus geen apart treinbeïnvloedingssysteem nodig.
Ünü hızla yayıldı.Het GAK breidde snel uit.
Olaylar, dünya çapında yankı bulmuş olup Baltık ülkelerinin bağımsızlık ilanlarını hızlandırdı.De beelden gingen de wereld over en de internationale steun voor Baltische onafhankelijkheid nam toe.
Vahan hızla Ermenistan'ı kontrol altına almak için fırsat kullandı.Grant had zijn kans om Petersburg op een snelle manier in te nemen verspeeld.
Buna göre çalışma zamanı, hızlanmadan önceki zamanın yarısından biraz daha azdır.Het tempo dat het peloton onderhoudt ligt daardoor een stuk lager dan in de eerste etappe.
2007'den beride seracılık hızla gelişmektedir.Sinds 2007 ontwikkelde er zich ruige natuur.
Hızla büyüyen ve yaprak döken bir türdür.Het is een vleeskonijn dat snel groeit en geblokt is.
Jane Austen müzesi ^ Doğan Hızlan.Nu het Jane Austen's House Museum.
Haziran ayına gelindiğinde yaklaşık 200 bin asker sayısına ulaşan Napolyon hızla savaşa hazırlanır.Begin juni had Napoleon bijna 200.000 soldaten gereedstaan langs de grenzen van Frankrijk.
20. yüzyılın ortalarından itibaren ABD ve Avrupa'da hızla yayılmıştır.Halverwege de jaren zestig verdeelde ze haar tijd tussen de VS en Europa.
Buzullaşmanın eridiği dönem boyunca faylar hızlandırılmış bir deprem tetikleme kayması yaşar.Het hele proces versnelt als er plotselinge, seismische activiteit plaatsvindt.
Ateş altından hızla geçebilmesi için paltosunu yanına bıraktırdım ve koşuşturdum.Door de aanwezige kleding kon het vuur snel om zich heen slaan.
Şehrin nüfusu hızla artmaktadır.De wereldbevolking groeit snel.
Bu sayede çok uzak mesafeleri hızla katederlerdi.Hierdoor konden zij zich over zeer grote afstanden verplaatsen.
15. yüzyılda Slovakya hızla gelişmeye başladı.Vanaf de 15e eeuw ontwikkelt Uzerche zich sterk.
Mevsimin ilk karı yağdı ve hızla eridi.De ploeg werd er in het eerste seizoen voorlaatste en zakte meteen helemaal weg.
Popülariteleri, Sovyet işgali ile hızla azalmıştı.Pogingen daartoe sloegen de Sovjets snel neer.
Aynı zamanda kentte hızla sanayiler de gelişti.Tegelijkertijd industrialiseerde het land snel.
Görevdeki süresi içinde ölüm cezalarının sayısı hızla arttı.W czasie jego urzędowania liczba wyroków śmierci wzrosła gwałtownie.
Ancak tepedeki kar miktarı hızla düşmektedir, 1994'ten beri %55 kadar azalmıştır.Nazwa oznacza "śnieżną górę", choć od roku 1994 ilość śniegu na szczycie zmniejszyła się o 55 procent.
İlk birkaç haftada yavruların vücut ağırlığı hızla artar ve 45 gün içinde 3,4 kg'a ulaşır.Masa ciała piskląt wzrasta gwałtownie w ciągu pierwszych kilku tygodni i osiąga poziom około 3,4 kg w 45 dni.
Bu arada, Holloway hızla hasta olmaktadır.W międzyczasie, Holloway zaczyna chorować.
Sasani İmparatorluğu bu saldırılara hızla çöktü ve tamamen imha edildi.Imperium Sasanidów szybko uległo arabskim atakom i zostało całkowicie zniszczone.
Ylönen, uygulamasını Temmuz 1995'te ücretsiz olarak yayınladı ve araç hızla popülerlik kazandı.Ylönen opublikował swoje narzędzie jako freeware w lipcu 1995 roku i szybko zyskało popularność.