hızla ile cümle

hızla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İklimimiz hızla, çok hızla değişiyor.Our climate is changing quickly, too quickly.
Hızlandırıyoruz, değil mi?No, we speed them up, don't we?
Ve doğası gereği yavaş olan şeyleri dahi-- hızlandırmaya çalışıyoruz.And even things that are by their very nature slow -- we try and speed them up too.
Bu, hikaye işini daha da hızlandırmam için tam aradığım şey." demek oldu.This is exactly what I'm looking for to speed up bedtime even more."
Birincisi, nasıl bu kadar hızlandık?The first was, how did we get so fast?
Zaman azdır, öyleyse ne yapacağız? evet, evet, hızlanırız, değil mi?Time is scarce, so what do we do? Well -- well, we speed up, don't we?
Kucaklamak kadar bebekle bağ kurmayı hızlandıran başka bir yöntem yoktur.There is nothing that prompts bonding as much as holding and being close to your infant.
Pencere camına hızla çarpan bir kuş gibi geldi.It arrived like a speeding bird smashing into a windowpane.
Saatte 40 mil hizla bir bariyere carpma -- 35 G.So, a car accident. Forty miles an hour into a fixed barrier: 35 Gs.
Bu videonun zaman bakımından çok hızlandırılmış olduğunu hatırlatmak isterim.And what I want you to remember is this is super sped up in time.
Fakat bu durum yeni genom teknolojisinin yardımıyla hızla değişiyorBut that is changing rapidly with the aid of new genomic technology.
Bu, önünde bir kapı olan bir duvara saatte 150 kilometre hızla çarpmaya eş değer.It's the equivalent of crashing at 94 miles per hour into a wall with a door in front of it.
Onları hızla geçeceğim.I'll just run them very quickly through.
Hızla ortadan kayboldu.Gone very fast, disappeared.
O hızla işlerin gerçek durumu fark edince, gözleri büyük büyüdü, o ıslık kendi kendine.When she quickly realized the true state of affairs, her eyes grew large, she whistled to herself.
İkinci olarak, göz doktoru toz gözü tahriş ettiği için mikrobun hızla yayılabildiğini söyledi.Second, the eye doctors tell us that dust scours the eye and lets the bug in quick.
Zamanı hızla ilerletelim. 2004:Fast-forward, 2004:
Ergenler arasında fahişelik oranı hızla artıyor.Teen prostitution is at its peak.
Ve sabit hızla 100 metre yukarı çıksın.It moves up 100 meters.
İnsan gen haritasının çıkarılmasının maliyeti hızla düşüyor.The cost of sequencing the human genome is dropping precipitously.
Tek eksikleri, bu uğraşı hızlandıracak ve geliştirecek kadar, küçük bir sermayeydi.All they needed to do that more quickly and to do it better was a little bit of capital.
Son zamanlarda bunu hızlandıran ne oldu?Why has it accelerated lately?
Teknoloji inanılmaz bir hızla gelişiyor.Increasingly, I would say explosive growth of technology.
Serbest düşme yapmasını ya da Dünya'nın merkezine doğru hızlanan hareket yapmasını engelleyen şey?From essentially free falling or accelerating down to the center of the Earth?
Cokta kotu degildi, fakat bunlari inanilmaz hizla uretmeye baglilar.It wasn't too bad, but they're driven to produce these things at an incredible rate.
Parton dedi. Dedi ki "bunun çok hızla hareket eden bir küme parton olduğunu varsayın."He said, "Just think of it as a swarm of partons moving real fast."
Çok hızlı hareket ettiklerine göre relativite der ki, kendi iç hızları çok yavaş olmalıdır.Because they're moving real fast, relativity says the internal motions go very slow.
Elektron hızla buna çarpar. Çarptığında adete protonun bir anlık resmini çeker. Burada ne görülür?The electron hits it suddenly -- it's like taking a very sudden snapshot of the proton.
Eğer sevdiğin birşey bulursan, burası hızla atar.If you find something you like, it'll beat fast here.
Babam... ne zaman erişte koklasa kalbi hala hızla atar.My dad... When he smells noodles drying, his heart still beats fast.
Çünkü düşünüp duruyorum da o hızla giderken bütün yüzün geriye doğru eziliyor olmalı.Because I just keep thinking of going that fast and having your whole face smushed backwards.
Kötü anılar hızla yok olur.Bad experiences quickly disappear.
Yüksekten ve iki katı hızla uçtuk.We flew much higher, and double the speed.
Aynısı işlemci hızlarına oldu.Same thing for processor speeds.
Ve bunun sebebi ise hızla kentleşen bir gezengende yaşıyoruz.And the reason why is that we live on a planet that is rapidly urbanizing.
Motty hızla doğu-batı verdi.I gave Motty the swift east-to-west.
Bilgisayarlar hızlandıkça buna bağlı olarak tohum büyüklüğü artmak zorundadır. .As computers get faster, the seed size must increase accordingly.
Tren istasyondan ayrılıp,... ...saatte 45 km hızla yol almıştı.A train leaves the station travelling at 27 miles per hour.
O istikamete doğru hızla ilerliyoruz.We're moving in that direction very rapidly.
Ne kadar hızla atmalıyım?How fast do I have to push on it?
Peki ne hızla ivmelendirebilirim bu turtayı?So how fast am I accelerating the pie?
Ve o araçlar, ışık yandığında bizden çok daha kolay hızlanabiliyorlar.AND THOSE VEHlCLES CAN ACCELERATE MUCH FASTER THAN WE CAN AS SOON AS THE SlGNAL CHANGES.
Bu işleri hızlandırırdı.It'll speed up things.
Hızları bulmuştuk. Momentumu bulmak için hızı kütle ile çarparız.Well, we figured out its velocity, so we just multiply each of the velocities times the mass.
Belki de abartıyorum, verimliliğini nasıl hızla arttırdığını gösteriyorBut maybe now the new Production Possibilities Frontier
Gördüğünüz gibi hızla patlıyoruz.When x is equal to 4, y is equal to 81. You see very quickly this is just exploding.
Bu roket havada 220 km hızla hareket ediyor.This rocket goes up 135 miles into the sky.
Kalp atışlarınız hızlanırsa bu harekete geçeceğinizi gösterir.That pounding heart is preparing you for action. If you're breathing faster, it's no problem.
Nefesleriniz hızlanırsa problem değil. Beyninize daha çok oksijen gideceğini gösterir.It's getting more oxygen to your brain.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.So, if we're running at 25,000 miles per hour, the heat from friction would burn our faces off.
Bunun üzerine kahramanımız süper hızla üzerine atılır, onu kapar ve güvenli bir yere taşır.So, our hero swoops in at super speed, grabs her, and carries her to safety.
Aşırı yüksek hızlara yaklaşıyoruz, ve bizi yavaşlatsın diye onları açıyoruz.We are coming at extremely high speeds, and we are deploying them to slow us down.
İlk hızları sıfırdı. -Well the velocity is 0. So initially, there is 0 velocity in the system.
Ve bunu hızlandırıyoruz.And we're stepping it up.
Aynı yaşta ama bakım evinde değil; ... .... ve giderek hızlanacak.It's the same age, but it's not in the nursing home; it's going skiing.
Bunun anlamı, bu alıcının normal fonksiyonu ... ... yaşlanmayı hızlandırır.So that means that the normal function of this hormone receptor is to speed up aging.
Yaşlanmayı hızlandırır.It speeds up aging.
Yaşlanmayı hızlandıran ölüm meleği ... ... bir hayvan gibi içimizdedir.So it's like the animal has the grim reaper inside of itself, speeding up aging.
Dünyanın her yanında hızla bisiklet yolları gelişiyor.You have these rapidly emerging bike lanes all over the world. I lived in Manhattan for 15 years.
Yükün izleyeceği yol düzdür fakat yavaşlayan bir ivme ile hızlanır. -It's just going to go straight out, but it's going to accelerate at an ever-slowing rate, right?

İlgili Sayfalar