hızla ile cümle

hızla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gelişmekte olan ülkeler de bizim izimizden gidiyor ve adımlarını hızlandırıyor.The developing countries are now following us and accelerating their pace.
Ve yanınızdan hızla geçerken, sanki küçük demirden zengin üzüm drajeleri tepeye tırmanıyormuş gibi.And as they whiz by you, it's like being passed by a little iron Raisinet going up the hill.
Bu değişimleri hızlandırmalıyız.We need to accelerate these shifts.
Ve salınım olduğunda ise, yarılanma ömrü üç dakika, ve oda sıcaklığında hızla bozuluyor.And when it's produced, it has a three-minute half-life, and degrades rapidly at room temperature.
Çalışmaları hızlandırın çocuklar!Kick it into high gear!
Bu akan miktar hızla artmaktadır.These flows are increasing very rapidly.
Son hikaye, sanırım biraz hızlanmalıyım.Final story, and I sort of have to speak quickly.
Buna göre, şu yukarıdaki kısım, hızla sola gidiyor. -So you could imagine up here that's going to the left, with a fairly large magnitude.
Bugün konuşmak istediğim şey hızla büyüyen bu teknolojileri anlamaktır.What I'd like to talk about today is understanding these exponential technologies.
Şu an favori teknolojim, hızla büyüyen teknolojilerden biri, cebimizdeki teknolojidir.Now my favorite technology, example of exponential technology, we all have in our pocket.
Peki o zaman hızla gelişen teknolojilerin sağlık hizmetlerini nasıl ele aldığına bakalım.So let's see now how exponential technologies are taking health care.
Bu da henüz deneme aşamasında, ama geleceğe doğru hızla gidiyor.Again, in early trials, but moving into the future.
En son olarak hızla artan kaliteden bahsetmek istiyorum.So I'll finish up with exponentially better.
İşlemi hızlandırmak için yavaşça üfleyebilirsiniz.Tambien puedes soplar suavemente para acelelar el proceso
Ama ilki hızla geliyor.The first, it's coming too.
Yeni yok ediciler, sırtlanlar hala hızlanmaya devam ediyor.New predators, hyenas, getting faster and faster still.
265 milyon dolarlık bir endüstri ve hızla da büyüyor.It's a 265 million dollar industry and it's increasing rapidly.
Önce hızlanması gerekecek.He is going to have to accelerate.
Daha yavaş başlayacak ve gittikçe hızlanacak.He is going to be little bit slower. Then he is going to start accelerating.
Periyod, bu cismin A noktasından hızlanarak 0 noktasına gelmesi -Let's say the period is how long it takes for this mass to go from this position.
Yani 0 ile A noktası arasında cisim zaman içinde hızlanıyor. -So you're accelerating this entire time.
Fakat zaman içinde hızlanıyoruz.But you're accelerating the entire time.
Ve sonrasında hızlanmaya başlarsınız.And then you start accelerating.
Ve sonrasında geriye doğru hızlanmaya başlayacaksınız.And then you're going to start accelerating back.
Ve bu noktadan sonra hızlanmaya başlarsınız.And now you're going to start accelerating.
Ama bilgisayarlar sözlük derleme sürecini hızlandırmaktan çok da fazlasını yapmıyorlar.But computers don't do much else other than speed up the process of compiling dictionaries.
Çok sayıda iz, hızla Atlantik kıyılarına yaklaşıyor.Multiple tracks headed toward the Atlantic seaboard!
Üstelik hızla yaklaşıyor.Well, it's coming right now.
Saatte 35 bin km hızla.Right for us at 22,000 miles an hour.
Saatte 48 bin km hızla geliyor! - Çarpışma noktasını ver.It's coming in at 30,000 miles an hour!
- Tek motorla gidiyoruz. Hızlanıyoruz. - Anlaşıldı, hızlanın.We are single-engine, press, demi-go.
Ama bu eksponansiyel bir hızla ilerledi.But this has progressed at an exponential pace.
Yüzlerce milyon dolar harcanarak aşı üretiminde mevcut akışın hızlanması sağlandı.Hundreds of millions of dollars were spent and flowed to accelerating vaccine manufacturing.
Geçen ay test sürümünü yayınladık, ve hızla büyüyor.We just released it in a test phase last month, and it's been taking off.
- Hadi hızlanalım biraz!- ♪ (FineBros mumbles) ♪ - Let's just speed it up.
Eğer itme kuvvetim sürtünme kuvvetinden daha fazla ise bu defa TV seti hızlanacaktır.But in the scenario right now, I have an object in motion, but there's actually a balanced force.
Siz büyüdükçe yaşam da hızlanır.The bigger you are, life gets faster.
Sürekli olarak hızlanmamız gerekir.We have to accelerate on a continuous basis.
Arabasını hızla sürerek, sadece yoldaki kuşlara çarpmaya çalışan bir aptalın tekiydim.I was the idiot that used to speed up in his car just trying to hit birds on the road.
Dünyada teknolojinin sadece 100 yılda ne kadar da büyük ölçüde hızlanabileceğini gördük.On Earth, we've seen how dramatically technology can accelerate in just 100 years.
Teknolojinin hızlanmasının hızının kendisi hızlanıyor.The rate at which the technology is getting faster is itself getting faster.
Yetişkin aknesi hızla artmakta ve yaygınlaşmaktadır.Adult acne continues to increase and become more common.
Şunu biliyoruz ki, o düştükçe, daha da hızlanır ve sesi de artar.We know that, as it falls in, it gets faster and it gets louder.
Myhrvold kuyruklarını hızla yere vuran dinozorların savaşla değil aşkla ilgilendiklerini düşünüyor.Myhrvold thinks tail-cracking dinosaurs were interested in love, not war.
Dedenin olayı biraz hızlandırmasını ister misin?Should Grandpa put some speed into it?
Hızlandırmak mi ?Put speed?
Şunu farkettim ki pişirme süresini uzattığınızda kanserojen madde miktarı da hızla artıyor.And I found that if you increase the time cooked, the amount of carcinogens rapidly increases.
Daha sonra hızları kütleyle çarparakAnd we used that information to figure out A's momentum in each direction.
A topu B'ye çarptı. A, 30 dereceyle 2m/s hızla yukarı giderken -Ball A went off in that direction at a 30 degree angle, at a 30 degree angle at 2 meters per second.
Kıtlık durumunda tapyoka bitkisinin kökünü hızla işlemekten doğuyor.It's caused by fast processing of toxic cassava root in famine situation.
Önerilerden biri, videonun oynatılırken farklı hızlara ayarlamayla ilgili.One suggestion that was put forth was the ability to change the speed in the video play back.
"Evet, ayak üretimini hızlandırmamız gerek."Well yes, we need to increase the production of feet.
Şimdi size hızlandırılmış çekimle göstereceğim.I'm going to show you a brief time lapse.
Bu sayede delta kaslarınızı hızla büyütürsünüz.Because
Süreci hızlandırmak mümkün.By training a lot smarter and by doing what we like to call training like an athlete.
Gaz molekülleri sıcak taraftan sekiyor ve... sekerken biraz hızlanıyorlar çünkü yüzey sıcak.Gas molecules that bounce off the warm side bounce away with some extra velocity because it's warm.
Bu kuyruklu yıldız, güneşin yörüngesinde saniyede 32 km hızla dönüyordu.This thing is orbiting the sun at 10 miles per second, 20 miles per second.
Ve bu değişim gittikçe hızlanıyor.And this change is getting more rapid.
Vektörel hız ise, hangi yönde ne kadar hızla gittiğiniz.Speed is just you know, how fast are you going?
Son hızla alakalı ne biliyoruz?What do we know about final velocity?

İlgili Sayfalar