hızı ile cümle
hızı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu ırkın diğer özel yeteneği — buğday üretiminin yüksek hızı.Charakterystyczną cechą tego gatunku begonii jest niesamowita zdolność do rozmnażania wegetatywnego.
Bu genişlemenin, birkaç yüzyıllık bir ömrü ve 1000 km/sn bir hızı vardır.Jego prędkość ekspansji wynosi około 1000 km/s, a czas życia tych obiektów jest rzędu kilkuset lat.
Prototipi 660 km/h hızı aşan ilk ABD avcı uçağıydı.Samolot ten jako pierwszy brytyjski samolot myśliwski przekroczył prędkość 600 km/h.
Nüfus artış hızı yüksek ve genç nüfusa sahiptir.Chomiczak pręgowany ma duży zasięg i liczebność populacji.
Guelfo ve Ghibellino yalnızca yerel hiziplerle ilgili bir nitelendirme olarak kaldı.Gigolo i gigolette O tobie mogę tylko marzyć.
Futbolcuyken sağ açıkta oynamış, hızı ve çalışkanlığı ile bilinmiştir.W okresie swej gry piłkarskiej wykazywał się bramkostrzelnością, przebojowością, siłą i szybkością.
Bazı enzimler difüzyon hızından çok daha yüksek hızlarda çalışırlar.Kinetyka niektórych enzymów charakteryzuje się szybkością większą od teoretycznej szybkości dyfuzji.
(Düşük nabız hızı ve düşük kan basıncının bir arada olması Bezold-Jarisch refleksi olarak bilinmektedir).(Kombinationen av en långsam hjärtfrekvens och lågt blodtryck är känd som Bezold-Jarisch reflex.)
Augustus'un kendi deneyimleri, sabrı, nezaketi ve politik kavrama hızı da başarısında önemli rol oynamıştır.Augustus' egna erfarenheter, hans tålamod, takt och politiska företrädanden spelade också roll.
Hızır Bey 1353 yılında Venedikliler ile ticari bir anlaşma imzaladı.År 933 slöts ett handelsavtal med Venedig.
Kalp atış hızı artırıcıdır.Hjärtfrekvensen ökar.
Hızı çok düşüktü.Hastigheten var låg.
Kentin çok yüksek olan nüfus artış hızı ciddi sorunlar doğurmaktadır.Stadens fortsatta stora befolkningstillväxt ledde till stora problem.
Sir John Leslie bir hava akımının soğutma etkisinin kendi hızıyla yükseldiğini 1804'te gözlemledi.Den skotske fysikern John Leslie observerad 1804 att kyleffekten av en luftström ökar med vindens hastighet.
Hızı onun en büyük silahı.Hans snabbhet är ett av hans främsta vapen.
Bu etki, yalnızca yıldızın dönme hızı düşük olduğunda gerçekleşir.Denna effekt sker endast om stjärnan har låg rotationshastighet.
JEDEC DDR SDRAM’in hızı için ayarlanmış iki bölüme bölünmüştür.JEDEC har angivit en standard för DDR SDRAM som är uppdelad i två delar.
Ses hızını ilk geçen insan Chuck Yeager olmuştur.Okänt datum - Chuck Yeager blir den första människan att bryta ljudvallen.
Ayrıca takyonların hızı enerjileri azaldıkça artar.En speciell egenhet hos takyoner är att deras energi ökar, när deras hastighet minskar.
Civilian: Hızı ortalamadır, zırhı yoktur ve sağlığı çok düşüktür.Civilisten har bara ett paraply som vapen, ingen rustning och väldig låg hälsa.
Tuzluluk oranı binde 32,6, ortalama hızı 28 cm/saniye'dir.Salthalten är 32,6 promille och medelhastigheten 28 cm/s.
Böylelikle tekerlekler doğru dönüş hızına kavuşuyor.Hjulet vrider sig ändå åt rätt håll.
PCIe geçit başına 250 MB/s hızında veri transfer eder.Bussen kan transportera data med en hastighet av 250 MB/s per PCIe-bana.
Böylece ses hızından hareket edilerek derinlik ölçümü yapılabilir.Därmed kan ljudets våglängd mätas.
15 tane hizip vardır.Den har 15 stämmor.
Karbon dioksitli ve azotlu ortamda aşınma hızı havaya göre oldukça düşmektedir.Koldioxidhalten och växthuseffekten ökade snabbt.
Bu değerlere internet bağlantı hızı da etki etmemektedir.Annars spelar beräkningshastigheten ingen roll.
Otomobilin üst hızı elektronik olarak saatte 350 km ile sınırlandırılmıştır.Med den kraftigaste motorn är topphastigheten elektroniskt begränsad till 250 km/h.
Mod uzunlamasına atlamada kullanılan hızı aynı zamanda artırabilmektedir.Lyftkraft för att hålla det flygande genereras samtidigt.
Rüzgâr hızıyla aşırı derecede ilişkilidir.Detta eftersom man når mycket hög fart i förhållande till vinden.
Ardından grup, en yavaş askerin hızında hareket eder.En grupp soldater marscherar i takt.
Çocukların gelişim hızı onların motor becerilerine bağlıdır.Sena i utvecklingen av motoriska färdigheter.
Bu dalgalar boşlukta ışık hızıyla yayılır ve doğal olarak geniş bir dalgaboyu spektrumuna sahiptir.Dessa vågor färdas i vakuum med ljusets hastighet och existerar i ett brett spektrum av våglängder.
Spektroskopik gözlemler, Doppler etkisi ile birlikte bulutsunun genişleme hızını ortaya çıkarabilir.Spektroskopiska observationer kan avslöja hastigheten av nebulosans expansion med hjälp av dopplereffekten.
Bu da hızı arttıran bir etkendir.Detta för att få en högre fart.
Daha geniş elektronik donanıma sahip olsa da AH-64, AH-1'lerin hızına ve manevra kabiliyetine sahip değildi.Noteras kan att tidiga versioner av AH-64 inte heller hade fullgod allväderskapacitet.
Işık hızı, boşlukta her zaman aynı hızla ilerler.Utbredningshastigheten i vakuum är konstant och alltid lika med ljushastigheten.
Sadece Macaristan’da gerçek hızını gösterebildi.I Kanada hade Massa dålig fart.
Oyun, saniyede 60 kare hızında çalışır.Den delas i sin tur upp i 60 bågsekunder.
Fakat kariyerini başlangıçtaki hızıyla sürdürmedi ve bir süre sonra da sahne hayatından uzaklaşti.Han fungerade dock inte alls och kom dessutom för sent till sin första spelning med bandet.
Çünkü, gezegen U hızıyla ters yönde hareket etmektedir.Då accelereras luften åt motsatt håll.
Bu da perde hızının düşmesi ve netleme hızının azalmasına neden olur.Då minskar avsvalningshastigheten och risken för sprickor minskar.
Madde sonsuz miktarda enerji gerektirdiğinden dolayı ışık hızına ulaşamaz.Materia kan inte nå ljusets hastighet, eftersom detta skulle kräva en oändlig mängd energi.
Hızın iki katına çıkarılması sabit mesafedeki işin iki kat daha çabuk yapılmasına neden olur.Mach 2 betyder att det flyger dubbelt så fort som ljudet utbreder sig.
Tek başına serum kreatinin, glomerül filtrasyon hızını da yüksek gösterebilir.Fristående mätning av serumkreatinin kan göra att den glomerulära filtrationshastigheten överskattas.
Ve her yük arttığında hızımız düşer.Allt eftersom hastigheten ökar, stramas kopplingarna åt.
1980-1985 arasındaki yıllık ortalama nüfus artışı hızı ise yüzde 2,5 olarak gerçekleşti.Den reala BNP:n ökade bara med i genomsnitt 2,5 procent under de åtta åren.
Mach, bir merminin nasıl ses hızından daha hızlı gittiğini açıkladı.På maxfart kommer tågen röra sig snabbare än en kula avfyrad av en pistol.
İkincisi, ışık hızının her gözlemci için aynı olduğu kuralıdır.Teorin postulerar att ljusets hastighet i vakuum är lika för alla observatörer.
Genellikle yanma hızı 4 km/saniye olur.Vanligtvis går den med en hastighet av omkring fem kilometer i timmen.
Bu gelişmeler Intel 80386'nın bir saatteki hızını ikiye katlayan performansını açığa çıkarır.Detta förenklades senare med Intel 80386.
Merkezi Hızı şehridir.Centralort är staden Middelfart.
Bu yeni format "Yüksek Kare Hızı" ismiyle tanıtıldı.Den nya hastigheten marknadsförs till allmänheten som "hög bildhastighet".
1970'lerde büyüme hızı yavaşlamaya başladı.Under 1970-talet började motdemonstrationer ta fart.
Doğum oranları, ölüm oranlarıyla birlikte nüfus artış hızını belirler.Höga födelsetal har i kombination med en sjunkande dödlighet lett till en ökad befolkningstillväxt.
Evrenin ilk zamanlarında ışık hızı şu andaki ışık hızından yaklaşık 60 kat daha hızlıydı.Dagen efter hade den ökat etthundra gånger i ljusstyrka.
Ayrıca uçağın hızı arttırılarak yukarı doğru manevra yapmak da mümkündür.Därmed ökar även maximal flyghastighet något.
Hızır Paşa'nın doğumundan iki sene sonra da İlyas Paşa dünyaya geldi.Två år senare börjar Bolivárs idealstat Colombia att fallera.
Yansıma olayında ışığın hızı, frekansı, rengi yani hiçbir özelliği değişmez.Gränsen är därför inte definierad i termer av ström, spänning eller frekvens.
Bernoulli Kanunu'na göre hızı artan akışkanın basıncı azalır.Enligt Boyles lag expanderar gaser när trycket minskar.