hız ile cümle

hız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir çözüm buldum. Fakat o kadar hızlı buldum ki doğru çözüm olamaz.I found a solution, but I found it so fast that it can't be the right solution.
Sen yeterince hızlı değilsin.You're not fast enough.
Zaman çok hızlı geçti.Time has passed very fast.
Onun kadar hızlı yüzebilir misin?Can you swim as fast as he?
Hızlıtop fırlatabilir misin?Can you throw a fastball?
Çok hızlı konuşma eğiliminiz var.You have a tendency to talk too fast.
Sana yetişemeyeceğim kadar çok hızlı yürüyorsun.You walk too fast for me to keep up with you.
Hava seyahati hızlı ancak deniz seyahati huzurlu.Air travel is fast; sea travel is, however, restful.
Finansal hizmetlerin maliyetleri her ülkede yükseliyor.Costs of financial services are rising in every country.
Para iyi bir hizmetkar, ancak kötü bir ustadır.Money is a good servant, but a bad master.
O heyecanlandığında, gittikçe daha hızlı konuştu.As he grew excited, he spoke more and more rapidly.
Ekspres tren yerelden bir saat daha hızlıdır.The express train is an hour faster than the local.
Hızlı koşarsan treni yakalayabilirsin.If you run fast, you can catch the train.
Hangisi daha hızlı gider, bir gemi mi, yoksa bir tren mi?Which goes faster, a ship or a train?
Uçak sahilden ayrılırken düz uçuşa geçmeden önce hızla yükseldi.The plane rose sharply before leveling off as it left the coast.
Zamanında ulaşmak için hızlı yürü.Walk fast so as to be in time.
Hisse senedi fiyatlarında hızlı bir düşüş vardı.There was a rapid decline in stock prices.
Genel olarak söylemek gerekirse, oğlanlar kızlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, boys can run faster than girls.
Hız limitine dikkat etmeliyiz.We should observe the speed limit.
Her zaman başkalarına hizmet etmeye çalışmalıyız.We must always try to serve others.
Her zamankinden daha hızlı yürüdük.We walked more quickly than usual.
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Bazı yük vagonları raydan çıktıktan sonra, hizmetler Chuo Hattı üzerinde askıya alındı.After some freight cars were derailed, services were suspended on the Chuo Line.
Bir yangın senin koşabileceğinden daha hızlı yayılır.A fire can spread faster than you can run.
Teknoloji insanlığa hizmet etmedikçe kendi içinde anlamsızdır.Technology is in itself meaningless unless it serves mankind.
Size herhangi bir şekilde hizmet edebilirsem memnun olurum.I will be glad if I can serve you in any way.
Ses çok hızlı şekilde hareket eder.Sound travels very quickly.
Ziyafete tüm hızıyla devam edildi.The banquet was in full swing.
Yenin değerlenmesi o şirketin düşüşünü hızlandırdı.The yen's appreciation accelerated the decline of that company.
Sürücü arabasını hızlandırdı.The driver accelerated his car.
Sürücü yüksek bir hızda devam etti.The driver maintained a high speed.
Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
Genel anlamda, Japonya'da bir garson iyi hizmet verir.Generally speaking, a waiter in Japan gives good service.
Genek olarak, erkekler kadınlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, men can run faster than women can.
Bir araba son hızla geçti.A car passed by at top speed.
Hangi akla hizmet buradasın?Why on earth are you here?
Elimden geldiğince hızlı koştum.I ran as fast as I could.
Güvenli bir hızda sürmelisin.You should drive at a safe speed.
Hızlı sürerek kaybedilen zamanı telafi etmeliyim.I must make up for lost time by driving fast.
Bilgisayar bilimi ülkemizde hızlı bir ilerleme kaydetti.Computer science has made rapid progress in our country.
Bilgisayar bilimi ülkemizde hızlı bir ilerleme yaptı.Computer science has made rapid progress in our country.
Roket muazzam bir hızda hareket eder.The rocket travels at a tremendous speed.
Lynn hızlı koşar.Lynn runs fast.
Size daha iyi hizmet verebilmek için, çağrınız izlenebilir.In order to serve you better, your call may be monitored.
Kim daha hızlı koşar, Yumi'mi yoksa Keiko mu?Who runs faster, Yumi or Keiko?
Hızlı yürü yoksa treni kaçırırsın.Walk faster, or you'll miss the train.
En hızlı koşucu 9 saniyede 100 metre koşamaz.The fastest runner can't run 100 meters in 9 seconds.
Size tekrar hizmet etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to serving you again.
Hizmetçi her bir misafiri anons etti.The maid announced each guest.
Mary Jack kadar hızlı yüzer.Mary swims as fast as Jack.
İlk önce modalar çok hızlı değişir.In the first place, fashions change very quickly.
Mike dün çok hızlı koştu.Mike ran very fast yesterday.
Mike, kendi sınıfında en hızlı koşar.Mike runs fastest in his class.
Çoğu mal ve hizmet alımlarında% 5 tüketim vergisi alınır.A 5% consumption tax is levied on purchases of most goods and services.
Çoğu gelişmekte olan ülkelerde kentsel nüfus çok hızlı artıyor.The urban population in most developing countries is increasing very fast.
Otel hizmetçisi olarak yarı zamanlı bir işim vardı, ama onu pek sevmiyordum.I had a part-time job as a hotel maid, but I didn't like it very much.
Diğerlerinin hızına yetiştim.I caught up with the others.
Onlar düdük sesini duyduklarında son hızla başladılar.On hearing the whistle, they started at full speed.
Betty hızlı araba sürer.Betty drives fast.
Betty hızlı sürer.Betty drives fast.
İlgili Sayfalar