hırsı ile cümle

hırsı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sizi hırsızlar!Reszkessetek, betörők!
Hırsız ise orada da hırsızlık faaliyetlerine devam eder.Közben a rablóbanda újabb rablógyilkosságokat követ el.
Hırsızlık yapmamak.Tartózkodni a lopástól.
Eoraptor (anlamı: şafak hırsızı), 228 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen bir dinozor türüdür.A Prionosuchus a kétéltűek egy kihalt neme, amely a középső perm korszakban, 270 millió évvel ezelőtt élt.
Genelde hırsızlık yapar.Yleensä kyseessä olivat ryöstöretket.
Hırsızın yakalanması konusunda tartışırlar.Tämän jälkeen poliisit käyvät pidättämässä varkaan.
1924'te onu asıl ünlü yapan büyük filmini çekti; Bağdat Hırsızı (The Thief of Bagdad).Kordan suurimpia menestyksiä tuottajana oli Bagdadin varas (1940).
Proudhon, mülkiyet hırsızlıktır demiştir.Proudhon piti omaisuutta vapauden perustana.
10 yaşında hırsızlığa başladı, on üç yaşında bir zanaat okuluna kaydoldu.Hän lintsasi koulusta säännöllisesti ja joutui pidätetyksi varkaudesta 13-vuotiaana.
19 yaşındayken hırsızlıktan 4 aylık hapse mahkum edilmiştir.19-vuotiaana hän joutui varkaudesta vankilaan.
Cinayet ve hırsızlık olayına rastlanmamıştır.Murhasta ja ryöstöstä teloitettiin..
Fakat bu kaçamak evlerine hırsız girmesiyle son bulur.Raivoissaan se lähtee etsimään varkaita.
Mülkiyet hırsızlık gibi bir şey.Varkaus on varkausrikosten perusmuotoinen rikos.
Öyleyse hırsızım, öylemiyim?"Minä tulen kuin varas.
Parker bir hırsızdır.Carrier on hyökkääjä.
Mülkiyet hırsızlıktır!Kasveilla varastomuoto on tärkkelys.
Hırsızlık yapar kavgalar ederdi.Ryöstötuomioon vaikutti väkivallan käyttö.
Kuzgunlar aynı zamanda hırsız kuş olarak da bilinirler.Petelius tunnetaan myös lintujen tuntijana ja lintuharrastajana.
Suç istatistiklerine göre tren istasyonu önünden bisiklet çalmak en yaygın karşılaşılan hırsızlık türüdür.Belgialaisen tutkimuksen mukaan polkupyörävarkaus on levinnein rikollisuuden muoto Euroopassa.
Ayrıca mükemmel bir hırsız ve kapkaççıdır.Hän on myös hyvä luistelija ja syöttäjä.
Carceri hırsızlar, dolandırcılar, arkadan bıcaklayanlarla doludur.Sormien ja ranteen ojentajalihakset kulkevat ranteen selkäpuolelta.
Tek planladıkları portakal hırsızlığıdır.Tämä on ainoa hänen maalaamansa alttaritaulu.
O hırsız değildi.Hän ei kuitenkaan ollut anarkisti.
Hırsız ise orada da hırsızlık faaliyetlerine devam eder.Tapahtumien vyöryt ulottuivat myös Varkauteen.
Onun yanına giden hırsız maskesini çıkarır.Hänet tunnistaa pääkallo-naamiosta, josta lähtee isot sarvet.
Örneğin, hırsızlık yapan bir kişiye, özgürlüğünden mahrum kalması için hapis cezası verilmesi.Esimerkiksi vankilaan joutunut ihminen pidättyisi vastaisuudessa sanktioidusta teosta.
Biz hırsızı yakalandık.Saimme varkaan kiinni.
1965'te Tommy Willams hırsızlık yaptığı için hapishaneye alındı.Το 1965, ο Τόμυ Γουίλιαμς φυλακίζεται για κλοπή.
1946 yılında (20 yaşındayken), hırsızlık ve hâneye tecavüz suçlarından hapishaneye girdi.Το 1946, σε ηλικία 20 ετών, οδηγήθηκε στην φυλακή για διάρρηξη.
Gece bir hırsızlık olursa ve hırsız suçu işlerken yakalanırsa, öldürülebilir.Αν ένας ληστής συλληφθεί την ώρα της ληστείας, θα θανατώνεται.
En çok tanınan sözü "Mülkiyet Hırsızlıktır"'dır.Η απάντηση του στην ερώτηση «Τι είναι ιδιοκτησία» είναι ακόμη πιο γνωστή: «Η ιδιοκτησία είναι κλοπή».
Bunun yerine, "telif hakkına sahip bir şeyin dönüştürülmesi dolandırıcılık veya hırsızlık ile eşit değildir.Αντί αυτού, "η παρεμβολή με πνευματικά δικαιώματα δεν εξισώνεται εύκολα με κλοπή, σφετερισμό ή απάτη".
Ancak hırsızlık yaptığından şüphelenen evin hanımı, onu kovar.Ωστόσο, η κυρία του σπιτιού, υποπτεύεται για κλοπή και την απολύει.
Deşirici, hırsız.Δοϊτσίνης Τάκης, Κλέφτης.
Hırsızlık yapmamak.Δεν πρέπει να κλέψεις.
Bu insanlar silahlı gruplar oluşturarak; yağmacılık ve hırsızlık yapmaya başlamışlardı.Τότε άρχισε να προβαίνει σε ένοπλες ληστείες και διαρρήξεις.
Ancak artık hırsızlığı bırakmışlardır.Σήμερα έχουν αποσυρθεί από την κυκλοφορία.
Turing bu hırsızlığı polise bildirdi.Ο Τούρινγκ πήγε στην αστυνομία να καταγγείλει το έγκλημα.
Telif hakkı ihlali genellikle korsanlık ve hırsızlık terimleri ile ilişkilendirilmektedir.Η παραβίαση πνευματικών δικαιωμάτων συχνά συγχέεται με τους όρους "πειρατεία" και "κλοπή".
Çocuk Hırsızları adlı filmin çekimler yaz tatiline denk gelmiştir.Η ιδρυτική πράξη του συλλόγου έγινε με την κάθοδο των φοιτητών για τις καλοκαιρινές τους διακοπές.
Başta bir hırsızdı.Αρχικά ήταν έμπορος.
(Türkçe çeviri: Hırsızlar nerede?)(Ελλ. τίτλος: Το τουρκικό κόλπο).
Olay sonunda yakalanan hırsız, üç gününü hastanede geçirdi.Μετά την επέμβαση, παρέμεινε στο νοσοκομείο για τρεις μήνες.
Bu arada çeşitli küçük hırsızlıklar yapmıştır.Παράλληλα έκανε διάφορα μικροθελήματα στη γειτονιά.
Parker bir hırsızdır.Ο Κοντογιάννης ήταν κλέφτης επί Τουρκοκρατίας.
Hırsızlardan biri ölür.Τελικά οι ληστές πεθαίνουν όλοι.
Nisan (Şafak Pekdemir) — Hırsız ve dolandırıcı.Νίκος Λεβογιάννης (Φιλόλογος και Βουλευτής).
Mülkiyet hırsızlıktır!Νομισματική μονάδα είναι το ζλότι.
Ford bir hırsızdır.Είναι ένα έθνος κλεφτών".
Telif hakkı sahipleri sık sık telif hakkı ihlali için hırsızlık terimini kullanırlar.Οι κάτοχοι πνευματικής ιδιοκτησίας συχνά αναφέρονται στην παραβίαση αυτής με τον όρο "κλοπή".
Bunun yanı sıra teknoloji hırsızlarıdır.Αντίστοιχος βέβαια είναι και ο τεχνικός εξοπλισμός τους.
Bu arada bir hırsızlık çetesi de yaşlı çiftin evini soymaya karar vermiştir.Ένα ζευγάρι κακοποιών αποφασίζει να ληστέψουν την κεντρική τράπεζα της πόλης.
Yalan söylemek ya da hırsızlık etmek yasaktır, devlet güçlerine başkadırmak yoktur.Μη αγώγιμα, δηλαδή η παροχή ή η παραβίασή τους δεν μπορεί να κριθεί από δικαστικές αρχές.
Nisan (Şafak Pekdemir) — Hırsız ve dolandırıcı.Brujon – en røver og forbryder.
Hırsızlık yapmamak.Du må ikke stjæle.
Hırsızlık, zina ve birbirlerini kandırma."De stjæler, begår ægteskabsbrud og forråder hinanden".
Tam oradan uzaklaşmak üzereyken hırsızlar onu fark eder.Ved tyveri borttager tyven tingen fra en anden.
Hırsızlardan biri ölür.Den ene af de unge bliver dræbt.
Proudhon, mülkiyet hırsızlıktır demiştir.Dette bunder i forskellen på hvordan Proudhon opfattede ejendom.
Örneğin, hırsızlık yapan bir kişiye, özgürlüğünden mahrum kalması için hapis cezası verilmesi.Frihedsberøvelse er et andet ord for at tage nogen til fange, altså at berøve dem deres frihed.

İlgili Sayfalar