Kimlik hırsızlığı, bu ülkede ve tüm dünyada en hızlı artan suçlardan biri.ID theft is one of the fastest growing crimes in this country, and globally.
Genel olarak olan şu: Hırsızlar, seninle ilgili bir takım basit bilgiler ediniyorlar.In general what happens is the hustlers get hold of basic bits of information about you.
Bu hırsızlar, kredi formları ve kredi kartları topluyorlar. İpoteklere başvuruyorlar.The hustlers have collected application forms for loans, credit cards and refined companies.
Çöpün içinde kimlik hırsızlığı için kullanabileceği belgeleri arıyordu.He looks for any discarded documents he could use for I.D. theft
Uzmanların dediği gibi bu, kimlik hırsızlığına kurban gitmenin yaygın bir yolu.Which as experts will tell you, is a common way to lose out to I.D. fraud!
En azından Bayan Homstein hırsızlara para kaptırmadı.At least Mrs Homstein didn't actually lose her money to our hastlers.
Ama bir grup hırsız için bundan çok daha fazlası...But to a bunch of hustles , it can be a lot more than that .
Hırsızlarımız geçen sene boyunca insanlara kalem uzatarak, seve seve yardımcı oldular.And throughout the past year , ours were happy to help by handling over a pen .
Ancak bir hırsızın kalemini kullanma hatasına düştüler.Except they made the mistake For signing with a hustler's pen .
"Mary hırpalanmış bir kadındır.""Mary is a battered woman."
Korku, merak ve hırs bizi harekete geçirdi.But fear, curiosity and greed have driven us.
Sadece tek bir şey -- o da odaklanmış ve hırslı bir insan aklı. (Alkışlar)(Applause)
Bir hırsız gibi.Like a thief.
Her zaman hırsı...Always passionate...
Sizi hırsız piçler!You thieving bastards!
Ama Il-soon bir hırsız!But ll-soon is a thief!
Bu hırsızla ilgili daha çok bilgi edinmeliyim.I must find out more about this thief.
Bu olaydan sonra ben bir hırsız oldum.After that, I became a thief.
Seni lânet hırsız!You damned thief!
Bu yüzden hırsızlıkta çok iyiyim.That's why I'm good at stealing.
Hırsızlık yapıyor, sebepsiz yere kavga ediyormuşum.Like stealing and fighting for no reason.
Ben dergi okuma oldum bir hırıltı çalışmış olabilir reklam.I could have worked a wheeze I've been reading about in the magazine advertisements.
Tüm istediği sermaye biraz. "---- Olsaydı, yerine bir hırıltı olacağını sanmıyorumAll he wants is a bit of capital. Don't you think it would be rather a wheeze if you were to----"
Ve onu dinlediğim zaman ondan hırıltılı bir ses geliyordu.And when I listened to her, she was making a wheezy sound.
Oyunlarından biri hırsızlar hakkındaydı.One of your plays is all about thieves.
Ahlaksız bir hayat yaşamıştı... Hırsızlık, dolandırıcılık... ...ve diğer suç faaliyetleri...Living a life of debauchery, implicated for stealing, cheating and various other crimes.
Bu kişisel bir hırs değil.This is not personal greed.
Yapıabilecek en büyük hatalardan biri, tasarımınız ile ilgili çok fazla hırslı olmanızdır.One of the biggest mistakes you can make, is to get too ambitious with your design.
Sen dövüş sanatlarında yeteneklisin, hiç bir haydut, hırsız elinden kurtulamazYou are a skilled martial arts expert, no robbers or thieves could escape.
Tavuk hırsızı işte !Stealing chickens?!
Kötü, suçlu, tembel, parlak insan, hırsız veya ırkçı diye bir şey yoktur.There is no such thing as: bad, criminal, lazy, brilliant people, thieves, or racists.
O bir hırsız olduğu için mi? çünkü, Pile, şeytani bir şey icat etti.Because he was a thief? Because, Pile, an evil intention was born.
Siz engereklerden ve hırsızlardan farksızsınız.You are a den of vipers and thieves.
Bu hırsızlıkIt's thievery.
John ve Mary'nin araması oldukça güvenilir, ama hırsızlık için öncül olasılık düşük bir değerdir.John and Mary calling are very reliable, but the prior probability of burglary is low.
Erkekler huzursuz, hırslı dürtüsel olarak değişkendirler ve tüm istedikleri bir diplomadır.Men are restless, men are ambitious, men are compulsively mobile, and they all want a certificate.
Tecavüz ve hırsızlıktan aldığı 80 yıl cezanın 18 buçuk yılını yattı.He ended up serving 18 and a half years of an 80 year sentence for rape and robbery.
William Gregory tecavüz ve hırsızlıktan hüküm giydi.William Gregory was convicted of rape and burglary.
Hırsızlık gibi bir niyetim yok, ancak bir kaza geçirdik.I'm not trying to break in, but I've been in a wreck.
Derler ki insan ne kadar hırslıysa o kadarını alır.They say people get as much as they are greedy for.
Ne sen ne de ben yeterince hırslı değiliz.Neither you nor I have enough greed.
Hıristiyan ikonografisi değişince, haçlardan gamalı haçlar yapılınca,As Christian iconography got changed, and swastikas were created out of crucifixes,
Tavuk hırsızı!Chicken thief!
Fransa'da kimse çingenelere hırsız gözüyle bakmaz.In France, no one calls gypsies thieves.
O bir hırsız!He's a thief![br]
Oğlum Adriani'yi aldılar, çünkü hırsız olduğunu düşündüler.They took my son, Adriani,[br]because they thought he was a thief.
Yani bu aynı zamanda önemli bir Hıristiyan düşüncesi, yasaların insanların üzerinde olduğu.Right? This is an important Judeo-Christian idea, too that the laws are somehow above humanity.
Sanki deniz,en hırçın anlarından birinde taşlaşıvermiş gibiydiIt looks like the sea petrified in its most boisterous moments
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıFrigatebirds come from the harsh world outside to drink
O cesurca, gözlerini kırpmadan, hatta hırçın, hatta şişesi boş olduğu zamanlarda öfke dolu.She boldly, unblinkingly, even pugnaciously, wrathfully even, when her bottle was empty.
Senin onun yerini alman için hırıldanmıştı bana.He would have growled at me for letting you take his place.
Arabayı kullananlar rüşvetli polislere ve hırsızlara karşı kameralar kullanıyorlar.Arabayı kullananlar rüşvetli polislere ve hırsızlara karşı kameralar kullanıyorlar.
Hıristiyanlık pelerini altındaHitler had his own vision of a New World Order?
Gün kararınca katil kalkar, Düşkünü, yoksulu öldürür, Hırsız gibi sıvışır geceleyin.The murderer rises with the light. He kills the poor and needy. In the night he is like a thief.
Toplumdan kovuluyorlardı, İnsanlar hırsızmışlar gibi onlara bağırıyordu.They are driven out from the midst of men. They cry after them as after a thief;
Hırsız görünce onunla dost oluyor, Zina edenlere ortak oluyorsun.When you saw a thief, you consented with him, and have participated with adulterers.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.They return at evening, howling like dogs, and prowl around the city.
Aç hırsız karnını doyurmak için çalıyorsa, Kimse onu hor görmez.Men don't despise a thief, if he steals to satisfy himself when he is hungry:
Huzurlu yürek bedenin yaşam kaynağıdır, Hırs ise insanı için için yer bitirir.The life of the body is a heart at peace, but envy rots the bones.
Öbürleri de kralın kölelerini yakalayıp hırpaladılar ve öldürdüler.and the rest grabbed his servants, and treated them shamefully, and killed them.