Yaprakların hışırdadığını duydum.I heard the leaves rustling.
Yapraklar rüzgarda hışırdıyor.The leaves rustle in the wind.
Yaprakları bir hışırtı duydum.I hear a rustling of the leaves.
Onlar bir sonbahar yaprakları gibi, ormanda on erkekten en az hışırtı geliyor dalgıç kuşu.They come rustling through the woods like autumn leaves, at least ten men to one loon.
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >It was true that there was no one in the bungalow but herself and the little rustling snake. >
O dolap kapağı kapalı olduğu hemen sonra, o küçük bir hışırtı sesi duydum.Just after she had closed the cabinet door she heard a tiny rustling sound.
Swish, hışırtı.Swish, rustle.
(Müzik) (homurtu) (hışırtı)(Music) (Growling) (Rustling)
White Rabbit olarak ayaklarını uzun çim hışırdadı tarafından acele korkmuşThe long grass rustled at her feet as the White Rabbit hurried by--the frightened
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.In the same way that when I see tree moves, then I imagine that tree making a rustling sound.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Then there is a rustle in the brush.
(Torba hışırtı) (Müzik arka plan:(bag rustling) (music background:
Otların arasında bir hışırtı duyuyorsunuz.And you hear a rustle in the grass.
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil."All rustles in the grass are dangerous predators and not just the wind.
Sonbahar rüzgarları, ağaç yapraklarını hışırdatıyor.Der Herbstwind rauscht durch die Bäume.
Ve kadı efendi bu kardeşlere hitaben "Ulan ne hışırmışsnızı be!" der.Mit ihm rufen auch wir der Gottesgebärerin zu: ‚Freue dich, Gnadenvolle!
Sonra perde hışırtıyla kapanır.Do podłoża przyczepia się chwytnikami.
Kulakları, en küçük hışırtıyı işitebilecek duyarlıktadır.Nepřehlédnutelné jsou jeho velké uši, které jsou schopny zachytit i ten nejslabší zvuk.
Kulakları, en küçük hışırtıyı işitebilecek duyarlıktadır.Sensibilitatea lor e uimitoare, pot detecta cele mai mici vibrații.
Sonra perde hışırtıyla kapanır.Beindul a síszezon Bánkúton!
Sonra perde hışırtıyla kapanır.이에 조홍이 말에서 내려 맞서온다.
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Det var sandt, at der var ingen i bungalow, men sig selv og den lille raslende slange. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Det var sant att det fanns ingen i stugan, men hon själv och den lilla prasslande orm. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Đó là sự thật rằng có không ai trong ngôi nhà gỗ, nhưng bản thân mình và các nhỏ xào xạc con rắn. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Era verdade que não havia ninguém no bangalô, mas ela eo pouco rustling cobra. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Era vero che non c'era nessuno nel bungalow, ma lei e il piccolo fruscio serpente. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Es cierto que no había nadie en el bungalow, pero ella y el pequeño robo de serpiente. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Este adevărat că nu mai era nimeni în bungalou, dar ea şi puţin foşnet şarpe. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >그것은 방갈로에 아무도 없었다는 것이 사실이지만 자신과 작은 뱀을 쳐다 봅니다. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Het was waar, dat er was niemand in de bungalow, maar zelf en de kleine ritselen slang. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Igaz, hogy nem volt senki a ház, de magát és a kis suhogó kígyó. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Il est vrai que il n'y avait personne dans le bungalow, mais elle-même et le petit bruissant de serpent. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Je pravda, že nikdo v bungalovu, ale sebe a málo šustění hada. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Je pravda, že nikto v bungalove, ale seba a málo šušťanie hada. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Memang benar bahwa tidak ada satu di bungalo kecuali dirinya sendiri dan sedikit gemerisik ular. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Oli totta, että kukaan bungalow vaan itsensä ja pikku kahina käärme. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Prawdą jest, że nie było w domku, ale się i trochę szelest węża. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Res je, da ni bilo nikogar v bungalovu, temveč sebe in malo šumenje kača. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Είναι αλήθεια ότι δεν υπήρχε κανείς στο μπανγκαλόου, αλλά τον εαυτό της και το μικρό θρόισμα φίδι. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Вярно е, че е имало никой в бунгало, но себе си и малката шумолене на змия. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Правда, не було нікого, в бунгало, але сама і мало шелест змії. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Правда, не было никого, в бунгало, но сама и мало шелест змеи. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >זה היה נכון כי לא היה אף אחד בבונגלו אלא את עצמה ואת הקטן רשרוש נחש. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >إذا كان صحيحا أنه لا يوجد أحد في طابق واحد ولكن على نفسها والقليل سرقة ثعبان. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >ヘビをがさがさ。 > 第II愛人MARY全く逆
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Auzim apoi un foşnet în tufiş.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Dan is er geruis in de ondergroei.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Dann ist dort ein Rascheln im Dickicht.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Då prasslar det till bland buskarna.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Ekkor zörrenést hallunk a bozótosból.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Ensuite, il y a un bruissement dans les broussailles.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Entonces se escucha un crujido en los arbustos.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Há uma agitação nos arbustos.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.그런데 부스럭거리는 소리가 났습니다.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Lalu ada suara gemerisik di semak.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Nagle słychać szelest w zaroślach.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Poi si sente un fruscio nella boscaglia.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Så er der en raslen i buskene.
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Sau đó có một tiếng sột soạt trong bụi rậm
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.Τότε ακούγεται ένα θρόισμα στους θάμνους.