Swish, hışırtı.
Swish, rustle.
(Müzik) (homurtu) (hışırtı)
(Music) (Growling) (Rustling)
Yapraklar rüzgarda hışırdıyor.
The leaves rustle in the wind.
Yaprakları bir hışırtı duydum.
I hear a rustling of the leaves.
Yaprakların hışırdadığını duydum.
I heard the leaves rustling.
(Torba hışırtı) (Müzik arka plan:
(bag rustling) (music background:
Çalılar arasından bir hışırtı duyuluyor.
Then there is a rustle in the brush.
Otların arasında bir hışırtı duyuyorsunuz.
And you hear a rustle in the grass.
O dolap kapağı kapalı olduğu hemen sonra, o küçük bir hışırtı sesi duydum.
Just after she had closed the cabinet door she heard a tiny rustling sound.
White Rabbit olarak ayaklarını uzun çim hışırdadı tarafından acele korkmuş
The long grass rustled at her feet as the White Rabbit hurried by--the frightened
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >
It was true that there was no one in the bungalow but herself and the little rustling snake. >
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil."
All rustles in the grass are dangerous predators and not just the wind.
hışır ile daha fazla örnek cümle →