Hüzünle gitmeliyiz ama yeisle değil.ויש שהוגים wayhi – אבל לא wayyehi.
"Günaydın hüzün".שלום ודוד שמעוני.
Robert Fripp'in hüzünlü gitar partisyonu bir cenazeyi anımsatır.אפשר לשמוע בנגינת הגיטרה של רוברט פריפ כי היא מדברת על ההלוויה של החיילים.
Yalnız, hüzünlü, suskun bir adamdır.ידוע כאדם בודד ומשועמם.
Kapalı havalar beni hüzünlendirir.תנאי מזג האוויר החמירו מאוד.
Sûz–i Dil Şarkı: Baharda bu yıl bir melâl var, hüzün gibi..ובשירו של דוד גרוסמן "קצר פה כל כך האביב".
Hoşgeldin Hüzün (roman), Françoise Sagan'ın 1954 tarihli romanı.התסריט מבוסס על הרומן רב-המכר "שלום לך, עצבות" מאת פרנסואז סאגאן (1954).
Şehr-i Hüzün'ü 2009 yılının Nisan ayında çıkardılar.העיר נפגעה קשה ברעש האדמה שהכה אותה באפריל 2009.
Sonra, Doktor hüzün ve korku içinde ağlayan bir bebek sesi duyar, bebeğin ağlamalarını çevirir.לפתע שמע תינוק בוכה בעריסתו.
Büyük hüzünlerin yılıydı.Ето тежките дни на скръбта!
Benim Hüzünlü Orospularım.Тъжният клоун.
"Günaydın hüzün".Да живее „Лупашко“!
Melankonik ve hüzünlü,bir süperyıldızın trajik saygınlıktan düşüşünü tasvir etmektedir.Мъдър воин, намиращ се под знака на трагическата ирония.
Kapalı havalar beni hüzünlendirir.Бурното време затруднява силно придвижването.
Oğullarının ölüm haberleri annelerine gözyaşı ve hüzün vermezler.Не го трогнали нито сълзите, нито молбите на дъщеря му.
Büyük hüzünlerin yılıydı.Tužna novogodišnja priča.
İlk romanı Günaydın Hüzün, 1954 yılında, Sagan 18 yaşındayken satışa sunuldu.Jej prvý román – Dobrý deň, smútok, bol publikovaný v roku 1954, keď mala 18 rokov.
Senin için ağlarız, Havva'nın kızı; senin için ah ederiz, yas ve hüzün hep bu sürgünde.K tebi vpijemo izgnani Evini otroci, k tebi zdihujemo žalostni in objokani v tej solzni dolini.
9. Doktor Zaman Savaşı'nda olanlar yüzünden hüzünlüdür.19. novmbra je padel kot žrtev vojnih razmer.
Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir.Rumeni del predstavlja upanje pa tudi zavist.
Bülent Ersoy - Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine şarkısıV skupnem seštevku je slavila Nuša Derenda s pesmijo Ni mi žal.
"Günaydın hüzün"."Tung ja kannatlikkus".
Odysseus kendi annesinin ruhuyla karşılaşır, annesi onun geri dönüşünü beklerken hüzünden ölmüştür.Seejärel näeb Odysseus oma ema Antikleiat, kes on teda koju oodates kurvastusest surnud.
En hüzünlü şarkılarımızın bile içinde bir yerde bir maksat vardır.Isegi kõige arhailisemates kultuurides oli laulmisel eriline positsioon.
Bu şarkıyı her çaldığımda çok hüzünlenirim.Selle töö ajal lauldakse täiest kõrist.
"Gizemli Keşfin Hüzünlü Tanığı: Hürmüz"."Sureva detektiivi mõistatuses" simuleerimisest.
Hüzünle gitmeliyiz ama yeisle değil.Ta on vilgas, kuid mitte hüsteeriline.
Parçalarda iç karartıcı, hüzünlü, rahatsız edici bir atmosfer oluşturmak amaçlanır.Selles segmendis on atmosfääris tunda ebamugavust ning ärritust.
"Hüzünlü veda…"."Jõulueelsed ujuvvanglad.".
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Canciones tan melancólicas que te quemaban.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Cântece funebre atât de triste încât te-ar pârjoli.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Cânticos tão melancólicos que nos faziam arrepiar.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Canti talmente malinconici da bruciarti dentro.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Des hymnes mélancoliques qui vous touchent profondément.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Klaagzangen zo melancholiek, dat ze je verschroeiden.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Klagelieder so melancholisch, dass sie euch weh tun würden.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.애도가는 너무 우울해서 여러분을 힘빠지게 만들꺼에요.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Những bài hát quá đỗi ưu sầu đến thiêu đốt tâm can.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Olyan búskomor gyászénekeket, hogy azok Önöket is szíven szúrnák.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Погребальні пісні, сповнені такої туги, що, здавалося, спалює тебе вщент.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Погребальные песни, наполненные такой тоской, что казалось, тебя сжигает дотла.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.Толкова меланхолични песни, че направо те изгаряха.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.קינות כה מלנכוליות עד שהן צורבות אותך.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.وكانت تلك الألحان في قمة السوداوية، لدرجة أنها تحرقك.
Ağıtlar çok hüzünlüdür, içinizi kavurur.そして まるで死者の心を稲に種つけるように
(Albinoni - Adagio) Eğer bu çalmaya devam ederse, çoğunuzun oldukça hüzünleneceğini garanti edebilirim.De meesten van jullie zullen hier nogal droevig van worden als ik het laat spelen.
(Albinoni - Adagio) Eğer bu çalmaya devam ederse, çoğunuzun oldukça hüzünleneceğini garanti edebilirim.Това гарантирано ще натъжи повечето от вас, ако го оставя да продължи.
Arkadaşlarımdan ve aşkımdan ayrı, Kalbim hüzünle dolu.Separado de amigos, y amor, Mi corazón se llena de tristeza, estoy solo y enfermo.
Arkadaşlarımdan ve aşkımdan ayrı, Kalbim hüzünle dolu. Yalnız ve bıkkınım.Je suis séparé de mes amis, et de l'amour, Mon cœur est plein de tristesse, je suis seul et malade.
Arkadaşlarımdan ve aşkımdan ayrı, Kalbim hüzünle dolu. Yalnız ve bıkkınım.Χωρίζομαι από τους φίλους και την αγάπη μου, Η καρδιά μου γεμάτη θλίψη, είμαι μοναχός και άρρωστος.
Assefa'nın ölümünde oldukça şahsi ve siyasi bir şeyi, sürgünün hüzünlü tarafını anlayabiliriz.В смерти Ассефы присутствует грусть изгнания, нечто одновременно глубоко личное и политическое.
Assefa'nın ölümünde oldukça şahsi ve siyasi bir şeyi, sürgünün hüzünlü tarafını anlayabiliriz.قد يجد المرء في وفاة أسيفا تعبيرًا حقيقيًا عن حزن المنفى، و هو أمر شخصي للغاية وسياسي.
Bana hüzünlü bir ses tonuyla benimle konuşmak zorunda olduğunu söylüyorsun, sonrada başlamakta zorlanıyorsun.Här säger du att du vill tala med mig. Vi tar bilen och far ner till havet.
Bana hüzünlü bir ses tonuyla benimle konuşmak zorunda olduğunu söylüyorsun, sonrada başlamakta zorlanıyorsun.Îmi spui pe un ton funebru cã trebuie sã vorbeºti cu mine, ºi acum îþi este greu sã începi.
Bana hüzünlü bir ses tonuyla benimle konuşmak zorunda olduğunu söylüyorsun, sonrada başlamakta zorlanıyorsun.Me dijiste con tono fúnebre que tenías que hablar conmigo... ...y ahora te cuesta empezar.
Bana hüzünlü bir ses tonuyla benimle konuşmak zorunda olduğunu söylüyorsun, sonrada başlamakta zorlanıyorsun.- Mitä tässä pitäisi uskoa? Sanot hautajaisäänellä, että haluat puhua kanssani. Ajamme autolla merenrannalle.
Bana hüzünlü bir ses tonuyla benimle konuşmak zorunda olduğunu söylüyorsun, sonrada başlamakta zorlanıyorsun.Que dois-je croire ? Tu veux me parler sérieusement. Tu veux aller à la mer et il pleut.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Alt studiu a arătat că vârstnicii par să ia tristeţea mai uşor.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Andere Forschungen zeigen auch, dass ältere Menschen mit Traurigkeit besser umgehen.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Ander onderzoek heeft aangetoond dat oudere mensen gemakkelijker lijken om te gaan met verdriet.