Ana içeriğe geç
Sözlük

hüzün ile cümle

hüzün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.E un'altra ricerca ha mostrato che le persone anziane affrontano la tristezza con maggiore tranquillità.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Inne badanie pokazało, że starsi ludzie lepiej radzą sobie ze smutkiem.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.그리고 다른 연구결과들은 나이든 사람들이 슬픔을 더 수월하게 겪는다고 합니다.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Más kutatások azt mutatták ki, hogy az idősebbek, úgy tűnik, jobban megbarátkoznak a szomorúság érzésével.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Outra pesquisa mostrou que os idosos parecem encarar a tristeza mais confortavelmente.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Và nghiên cứu khác cho thấy người lớn tuổi có vẻ thích nghi với nỗi buồn thoải mái hơn.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Άλλες έρευνες έδειξαν ότι οι ηλικιωμένοι φαίνεται να βιώνουν τη δυστυχία με μεγαλύτερη άνεση.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Другие исследования также показали, что пожилые люди ощущают себя более комфортно в состоянии грусти.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Други проучвания показват, че по-възрастните хора сякаш биват завладяни от тъга по много по-успокояващ начин.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.Інше дослідження показало, що старші люди дають раду суму легше.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.ומחקר אחר הראה שהמבוגרים יותר מתמודדים עם עצב בנוחות רבה יותר.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.دراسة أخرى أظهرت أن كبار السن ينخرطون في الحزن بشكل أسهل.
Başka bir araştırma da yaşlı insanların hüzünle daha rahat başa çıkabildiklerini gösterdi.高齢者は もっと楽に 悲しみと 向き合っているようだと示しています 若者より多く悲しみを受け入れているのです
Bazen öyle hüzünlü oluyor ki, o zaman daha çekici geliyor.Да, но...
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar.A zeneszerzők tudják, hogyha szomorú zenét szeretnének akkor csak ezt a kettő hangot játsszák.
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar.I compositori lo sanno e se vogliono della musica triste suonano queste due note.
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar.작곡가들은 이것을 알고 있기 때문에 슬픈 음악을 만들 때
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar.Mọi nhạc sĩ đều hiểu điều đó, nếu họ muốn nhạc của mình buồn chỉ việc chơi hai nốt ấy thôi.
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar. (Müzik)Dacă vor muzică tristă pur şi simplu alătură aceste două note. ♫ ♪ ♫
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar.Żeby pisać smutną muzykę, kompozytor gra te dwie nuty.
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar.Все композиторы знают это.
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar.המלחינים יודעים זאת. אם הם רוצים מוסיקה עצובה
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar.المؤلفون الموسيقيون يعلمون هذا .. فإذا أرادوا موسيقى حزينة
Besteciler bunu bilir. Eğer hüzünlü müzik istiyorlarsa sadece o iki notayı çalarlar.シとドを弾くんです
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Den första är skillnaden mellan hans mun som ler, och hans ögon som är vemodiga.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Eén: er is een disconnectie tussen zijn mond, die lacht, en zijn droeve ogen.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Elkülönül a mosolygó ajka a szomorkás szemétől.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.En grund er splittelsen mellem hans mund, som smiler og hans øjne, der er vemodige.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Erstens die Diskrepanz zwischen seinem Mund, der lächelt, und seinen wehmütigen Augen.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.하나는 그의 웃고 있는 입과 애련한 눈빛 사이의 괴리감 때문이에요.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.La première est le décalage entre sa bouche qui sourit et ses yeux mélancoliques.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Pertama adalah ketidakterhubungan di antara mulutnya yang tersenyum dan matanya yang sedih.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Po pierwsze brak związku między jego uśmiechniętymi ustami i tęsknymi oczyma.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Prvním je ten rozpor mezi jeho ústy, která se usmívají a jeho očima, které zračí melancholii.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Thứ nhất là sự thiếu nhất quán giữa miệng và mắt miệng cười nhưng đôi mắt thật đăm chiêu.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Uma, é a desconexão entre a boca, que sorri, e os seus olhos, que estão melancólicos.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Una, la desconexión entre su boca que sonríe, y sus ojos nostálgicos.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Uno è la disarmonia tra la bocca che sorride e gli occhi tristi.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Unul e neconcordanţa dintre gura zâmbitoare şi ochii nostalgici.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Первая — разногласие между его улыбающимся ртом и задумчивыми глазами.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.Перша - розбіжність між його усмішкою і задумливими очима.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.אחת, חוסר הקשר בין פיו המחייך לבין עיניו העגומות.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.أحداها هو عدم الترابط بين فمه المبتسم وعيناه الحزينتان
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.もの言いたげな眼差しとのギャップです 幸せではないのかしら? そうだとするとそれはなぜ?
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsDia kambuh menjadi diam murung, yang tidak rusak sampai kami berhenti di Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsEle recaiu num silêncio mal-humorado, que não foi quebrado até que elaborou em Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsEr in eine stimmungsvolle Stille, die nicht gebrochen wurde rückfällig, bis wir zogen in Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsHan återföll i en lynnig tystnad, som inte bröts förrän vi tog upp i Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsHan recidiverende ind i en mut tavshed, som ikke blev brudt, før vi udarbejdede i Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsHän uusiutunut osaksi Moody hiljaisuus, jota ei ollut rikki ennen kuin me laadimme Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsHe recidivat într-o tăcere capricios, care nu a fost rupt până când am tras în Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsHij ook weer in een humeurige stilte, die niet was gebroken totdat we opgesteld in Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsIl retomba dans un silence maussade, qui n'a pas été brisé jusqu'à ce que nous a attiré dans Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsÔng tái phát vào một sự im lặng ủ rũ, không bị hỏng cho đến khi chúng tôi đã vẽ lên trong Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsOn nawrotem w ciszy moody, który nie został złamany, dopóki nie sporządził w Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsOn relapsed do ticha Moody, ktorý nebol zlomený kým vypracovala v roku Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsOn upadl do ticha Moody, který nebyl zlomený dokud vypracovala v roce Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsŐ visszaesett egy hangulatos csend, ami nem volt törve, amíg elkészítette a Serpentine
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relaps우리가 뱀에 그린 때까지 깨져 있지 않았어요 무디의 침묵로 relapsed
Biz Serpentine çekti dek kırık değil hüzünlü bir sessizlik içine relapsRicadde in un silenzio malinconico, che non era rotto fino a che non ha elaborato in Serpentine
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod