hücreler ile cümle
hücreler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Unipotent hücreler sadece bir hücre tipini, kendilerini üretebilirler .Een unipotente cel is in staat één soort cel te vormen, buiten haar eigen type.
Sinir hücreleri birbirleriyle karmaşık olarak bağlıdırlar.In de opperhuid zijn de cellen normaal stevig aan elkaar verbonden.
Hücrelerde DNA'nın metilasyona uğramış kısımları Z-DNA geometrisini sahip olabilir.De door de cel voor regulatie gemethyleerde DNA-segmenten kunnen de Z-vorm aannemen.
Hücreler Herkes oyunda Hücredir.Cellen worden bestuurd door elke speler.
Tek gerinim ölçerli (çeyrek köprü) ya da iki gerinim ölçerli (yarım köprü) yük hücreleri de vardır.Bij een arcade is een travee de overspanning gedragen door twee kolommen of zuilen.
Saccharomyces cerevisiae hücreleri yuvarlak veya yumurta biçimlidir, çapları 5-10 mikrometredir.De cellen van Saccharomyces pastorianus zijn rond tot eirond en hebben een diameter van 5–10 µm.
Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler.Toch hebben werelden grotendeels dezelfde soorten openbare gebouwen.
Leeuwenhoek aynı zamanda kan hücreleri üzerinde de araştırmalar yapmıştır.De teek heeft in ieder stadium bloed nodig.
Ökaryotik hücreler, prokaryotlardan genelde çok daha büyüktürler.Eukaryotische cellen zijn meestal veel groter dan prokaryotische.
Örneğin kırmızı kan hücreleri (eritrosit) olgunlaşırken çekirdeklerinin aktifliği gittikçe azalır.Als het aantal rode bloedcellen is verminderd, zoals bij bloedarmoede, neemt de bezinkingssnelheid toe.
IgE antikorları B hücreleri tarafından üretilir.De plasmacellen die de antilichamen produceren zijn ontstaan uit B-cellen.
(Diğer şekillerdeki hücreler çok daha karmaşık denklemler gerektirir.)(Deze beitels zijn alleen geschikt voor zeer zachte formaties.)
Çekirdek, sinir hücreleri tarafından üretilen çoğu RNAnın kaynağıdır.De celkern is de bron van het meeste RNA dat in zenuwcellen wordt geproduceerd.
CBLB502, radyoterapi sırasında hücrelerin korunması için geliştirilmekte olan bir ilaç.PRKAB2 is betrokken bij het onderhouden van de energiebalans in de cel.
Gonad hayvanlarda üreme hücreleri olan gametleri oluşturan organlardır.De gonaden zijn bij dieren de organen die de geslachtscellen vormen.
Mantar hücreleri en çok hayvan hücrelerine benzerler.Hun hoofden lijken nog het meest op bizons.
IgE’nin antijene bağlanması ile mast hücrelerdeki ve bazofillerdeki FcεRI reseptörler etkinleşir.De combinatie van IgE gebonden aan het antigeen activeert Fc&RI-receptoren op mestcellen en basofiele cellen.
Nöronlar hücrelerdir.Neuronen zijn cellen.
İnsanlarda demirin yaklaşık %70'i kırmızı kan hücrelerinde ve özellikle hemoglobin proteininde bulunmaktadır.Ongeveer 70% van het ijzer in de mens zit in rode bloedcellen en in het bijzonder in het hemoglobine eiwit.
Eğer hücrelerin yüzde doksanı kullanılmıyor olsaydı bu teknik sayesinde bu ortaya çıkardı.Jeżeli 90% komórek byłoby nieużywanych, technika ta wykazałaby to.
Ökaryotik hücreler, 1.6 ile 2.7 milyar yıl önce ortaya çıktılar.Komórka eukariotyczna powstała 1,6–2,7 miliarda lat temu.
Bu hücrelerde aynı zamanda hücre-hücre tutunmasının artışına rastlanmıştır.Tak samo i w takich samych celach powleka się kapsułki.
Piramidal hücrelerdir.Tajemnice piramid .
Hücreler çubuk şeklinde, 2-3 mikrometre çapında, 7-14 mikrometre uzunluğundadır.Wielkość komórek waha się w granicach 2-3 mikrometrów średnicy i 7-14 mikrometrów długości.
Bu sayede sağlıklı hücrelerin zarar görmesi büyük bir ölçüde önlenmiş olur.Z drugiej strony jej działanie może być szkodliwe dla komórek zdrowych.
Langhans dev hücreleri, Langerhans hücreleri ile karıştırılmamalıdır.Nie należy jej mylić z komórkami lub wysepkami Langerhansa.
Örneğin, tüm canlı hücreler, aynı temel nükleotit ve amino asit küme dizilerini kullanırlar.Przykładowo wszystkie żywe komórki bazują na tym samym zbiorze nukleotydów i aminokwasów.
Hücreleri klorofil bakımından oldukça zengindir.Są też wyjątkowo bogatym źródłem kwasu chlorogenowego.
Hücreler, "birincil kültür" olarak adlandırılan yöntemle doğrudan kültüre edilebilmektedir.Kultury pozyskane bezpośrednio z organizmu nazywa się „kulturami pierwotnymi”.
CD80 başlıca T hücrelerine CD86 ile birlikte çalışır.CD86 zwykle współdziała z cząsteczką CD80.
Büyüme hücrelerini uyarır.Prowadził badania nad mechanizmami wzrostu komórek.
Ökaryotik hücreler, prokaryotlardan genelde çok daha büyüktürler.Komórki eukariotyczne są z zasady znacznie większe od prokariotycznych.
Bu yeni hücreler genotip bakımından ana hücrenin aynısıdır.Nie ma to jednak znaczenia, jako że komórki te mają te same geny.
Kanserli hücrelerin önemli bir kısmı bu yeteneğe sahip değildir.Inne zaś komórki glejowe nie posiadają takich zdolności.
Bu tip yakıt hücrelerinin atıkları karbon dioksit ve sudur.Produktami reakcji oddychania komórkowego u tych organizmów są woda i dwutlenek węgla.
Kas hücrelerinde iki proteini içeren iki çeşit mikroflament vardır.W obrazie mikroskopowym występują dwa typy komórek.
Komşu hücreler aynı kanalı paylaşamaz.Wierzchołki (nadajniki) sąsiadujące ze sobą nie mogą otrzymać tego samego kanału, by nie nastąpiły zakłócenia.
Langhans dev hücreleri, Alman patolog Theodor Langhans'ın (1839-1915) adından gelmektedir.Langhans jätteceller är namngivna efter den tyska patologen Theodor Langhans (1839-1915).
Dolly ilk yetişkin hücrelerden türemiş bir klondu.Dolly klonades från en cell i en vuxen tackas juver.
Çok hücreli bir organizmadaki tüm hücreler, tek bir hücreden türerler.Alla cellerna i en flercellig organism härstammar från en enda cell.
Bu yüzden bütün hücreler aynı yolu takip ederler.Därefter åker alla i samma spår.
Tüm hücrelerde( canlı ve cansız) gerçekleşir.Denna sker skriftligt eller muntligt (viva).
Bütün canlı hücrelerde bulunur.Det finns i de flesta levande celler.
Diploit organizmalar , DNA ikileşmesi olmadan bölünerek haploit hücreler meydana getirirler.Haploida celler uppstår genom att diploida celler delar sig utan att DNA kopieras.
Piramidal hücrelerdir.Pyramidens hemlighet.
Mast hücreler ve bazofiller histamin gibi inflamatuvar medyatörlerin salımı ile tepki verirler.Mastcellerna och basofilerna reagerar genom att frisläppa inflammatoriska mediatorer, till exempel histamin.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Vita blodkroppar, i huvudsak mononukleär(a) celler, är huvudorsaken till att inflammationen uppstår.
Purkinje hücreleri tıpkı domino taşları gibi birbirinin önüne hizalanmış olarak bulunur.Purkinjecellerna ligger uppradade som dominobrickor, staplade den ena framför den andra.
Somatik mutasyonlar Üreme hücrelerin dışındaki diğer somatik hücrelerde meydana gelen mutasyonlardır.Många andra organismer har processer för att eliminera i andra fall bestående mutationer på somatiska celler.
İğne deliği gözün üzerindeki şeffaf hücreler, aralarında bir sıvı bulunan iki katmana ayrıldı.Koppor kunde bildas i ögonen, och det kunde bli blödningar i näthinnan, båda kunde leda till blindhet.
İnsan vücudundaki en büyük hücrelerden biridir.Den är en av kroppens största muskler.
Muköz hücreler daha çoğunluktadır.Dock rekommenderas större burar.
Aşı tavuk hücrelerinde gelişse de, yumurta alerjisi olanlara uygulanmasında sakınca yoktur.Trots att vaccinet utvecklas i kycklingceller, kan de med äggallergi vaccineras.
Organik güneş hücrelerinin çoğunda yük ayrılması, ışıkla uyarılmış elektronların aktarımıyla gerçekleşir.De flesta ambulansbilar kan ge en aktiv visuell varning med hjälp av blinkande ljus.
Akciğer kanseri, akciğer dokularındaki hücrelerin kontrolsüz çoğaldığı bir hastalıktır.Lungcancer är en cancersjukdom som orsakas av okontrollerad celldelning av lungvävnad.
Örneğin, maya hücre fizyolojisinde öğrenilenler insan hücrelerine de uygulanabilir.Till exempel, den kunskap som inhämtas om jästceller kan även tillämpas på mänskliga celler.
Juan'ın bulunduğu bölümde bütün hücrelerin kapıları serbest kalır.Av det hus där Karl V föddes, finns bara portalen bevarad.
IgE’nin antijene bağlanması ile mast hücrelerdeki ve bazofillerdeki FcεRI reseptörler etkinleşir.Kombinationen av IgE bundet till antigenen aktiverar FcεRI-receptorer på mastceller och basofiler.
Telomeraz enzimi, somatik hücrelerde az olarak bulunur.Hos möss förblir telomeraset delvis aktivt i de somatiska cellerna.
Mast hücrelerden ve bazofillerden inflamatuvar medyatörlerin ve sitokinlerin salınmasından kaynaklanmaktadır.Den beror på frisättningen av inflammatoriska mediatorer och cytokiner från mastceller och basofiler.