Ödünç alınmış altın geri talep ettikleri zaman kurşun haline gelir.Borrowed gold becomes lead when they demand it back.
Tom arkadaşlarını etkilemek istedi, ancak kendisi aptal haline geldi.Tom wanted to impress his friends, but he just made a fool of himself.
Tom'un kötü bir ruh halinde olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is in a bad mood.
Tom bunu yapacak ruh halinde değildi.Tom wasn't in the mood to do that.
Tom yoruldu ve kötü bir ruh halinde.Tom is tired and in a bad mood.
Bu eski haline getirdiğim arabanın bir resmi.This is a picture of the car that I restored.
Doğada canlı varlıklar sürekli bir savaş halindedir.In nature, living beings are in a perpetual state of war.
Yumurtalar Amerika'da genellikle düzineler halinde satılıyor.Eggs are usually sold by the dozen in America.
Sami ve Leyla iletişim halinde kaldılar.Sami and Layla stayed in touch.
Sami ve Leyla temas halinde kaldılar.Sami and Layla stayed in touch.
Sami kumar bağımlısı haline geldi.Sami became addicted to gambling.
Okyanus sürekli hareket halinde olan büyük bir su kütlesidir.The ocean is a huge body of water that is constantly in motion.
Sami'nin malikânesi bir dehşet evi haline geldi.Sami's mansion became a house of horrors.
Sami'nin yatak odası bir suç mahalli haline geldi.Sami's bedroom became a crime scene.
Sami, Leyla için bir endişe haline geldi.Sami became a concern for Layla.
Sami önemli bir tanık haline geldi.Sami became a key witness.
Tom bugün garip bir ruh halinde.Tom is in a strange mood today.
Bugün tuhaf bir ruh halindeyim.I'm in a strange mood today.
Tom her zaman iyi bir ruh halinde görünüyor.Tom always seems to be in a good mood.
Esperantonun Avrupa Birliği'nin resmi dili haline gelmesi gerekir mi?Should Esperanto become an official language of the European Union?
Tom dün bütün gün kötü bir ruh halindeydi.Tom was in a bad mood all day yesterday.
Tom kötü bir ruh halinde, değil mi?Tom is in a bad mood, isn't he?
Şu hâlinle de yeterince şişmansın.You're fat enough as it is.
Şu hâlinle yeterince şişmansın zaten.You're fat enough as it is.
Şu hâlinle de yeterince kilolusun.You're fat enough as it is.
Onun en büyük kuvveti en büyük zayıflığı hâline geldi.His greatest strength became his greatest weakness.
Tom halinden oldukça memnundu.Tom was quite pleased with himself.
Bunu alışkanlık hâline getirme.Don't make that a habit.
Haline acıyorum seni zavallı kadın!I feel pity for you, you poor woman.
O gün her zamanki hâlinde değildin.You weren't your normal self that day.
Bu alışkanlık hâline gelmesin.Don't let this become a habit.
Tom seninle iletişim hâlinde miydi?Has Tom been in touch with you?
Tom patatesleri püre hâline getirdi.Tom mashed the potatoes.
İhtiyaç duymanız halinde arayabileceğiniz birileri var mı?Do you have anyone who you can call if you need to talk?
Ruh hâlinizin kısa aralıklarla sık sık değiştiğini gözlemliyor musunuz?Do you find that your mood changes frequently in short periods of time?
Sürekli hareket halindeler.They are constantly on the move.
Bilimsel konulardaki görüşlerim manevi görüşlerimle çatışma hâlinde değil.My scientific notions do not conflict with my spiritual notions.
Putin uluslararası arenada parya hâline gelecek.Putin will be a pariah on the international stage.
Türk SİHAları bu savaşta Ukrayna'nın en stratejik silahlarından biri hâline geldi.Turkish drones have become one of the most strategic weapons of Ukraine in this war.
Bu köprü, gençlerin buluşma yeri haline geldi.This bridge has become a meeting place for young people.
2061: Odyssey Üç'te ise, Europa tropikal bir okyanus dünyası haline gelmiştir.In 2061: Odyssey Three, Europa has become a tropical ocean world.
Temmuz ayında, Freenet serbest bırakıldı ve ilk anonimlik ağı haline geldi.In July, Freenet was released and became the first anonymity network.
Şubat 2008'de Bazaar bir GNU Projesi haline geldi.In February 2008, Bazaar became a GNU Project.
Sözü edilen dönemin sonuna gelindiğinde, Japonya yüksek ücretli bir ekonomi haline geldi.By the end of said period, Japan had moved into being a high-wage economy.
Orijinal Jaffa Pastaları 12, 24 veya 36'lık paketler halinde gelir.The original Jaffa Cakes come in packs of 12, 24 or 36.
1920 ve 1930'larda doğan Alman çocuklar Soğuk Savaş yıllarında yetişkinler haline geldi.German children born in the 1920s and 1930s became adults during the Cold War years.
Posta, 281 milyon kullanıcısıyla dünyanın en büyük üçüncü web tabanlı e-posta hizmeti haline geldi.Mail had 281 million users, making it the third largest web-based email service in the world.
Yasalara rağmen Yahudiler, Yeni Hristiyan kardeşleriyle iletişim halinde kalmaya devam ettiler.Despite the law, however, the Jews remained in communication with their New Christian brethren.
1914'te eski bağımsız topluluk "Au", Traunstein'ın bir parçası haline geldi.In 1914, the former independent community "Au" became part of Traunstein.
Onlara göstermeye başladığında, ekmek bir buket gül haline dönüştü.When she began to show them, the bread turned into a bouquet of roses.
Aslında onun için gerçekten harika bir ayna haline geldi."It actually ends up being a really great mirror for her."
Bu şartlar altında birleşme temel bir diplomatik sorun haline geldi.Unification under these conditions raised a basic diplomatic problem.
Kandahar havaalanı da önemli bir Amerikan üssü haline geldi.Kandahar airport also became an important U.S. base.
Araştırmacılar, "Google, tüm gerçekliği ana arayüzü haline gelmiştir.The researchers say that "Google has become the main interface for our whole reality.
Uluslararası Uzay İstasyonu hala inşaat halindedir.The International Space Station is still under construction.
Vernon sert fakat teşvik edici bir insandı ve eğitimini bir öncelik haline getirdi.Vernon was strict but encouraging, and made her education a priority.
Bu başarılar sayesinde judo, Moğolistan'ın en popüler sporlarından biri haline geldi. ^Thanks to these successes judo has become one of the most popular sports in Mongolia.
1930'larda Toplum mühendisliği Folkhemmet'in önemli bir parçası haline geldi.During the 1930s, social engineering became an important part of folkhemmet.
Göçmen haline gelmiş bu insanlar, güvende ve özgür olacaklar.These people who have become emigrants, shall have security and liberty.
26 Ağustos 2005 tarihinde kurulan web sitesi, bir internet fenomeni haline geldi.Launched on 26 August 2005, the website became an Internet phenomenon.