3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.3854 leraren, 120 docenten aan universiteiten en 47 rechters zijn ontslagen.
Hak ve adaleti hâkim kıldı.De Hoge Raad oordeelt dat redelijkheid en billijkheid (art.
Hâkim olarak görev yaptı.Zij werkte als rechter.
İtalya'nın kuzeyinde kentlerin kıra hâkim olduğu bir düzen oluştu.Op het spel stond de controle over Noord-Italië.
Daha sonra Slavlar bölgede hâkimiyet kurmuştur.Later kregen de Krimtataren meer invloed in het gebied.
Beda’ inancı hâkimdir.Béda is een verdediger.
1915'te askeri mahkeme hâkimi oldu.In 1915 werd hij rechter van een militaire rechtbank.
Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri numalandırılır.In dat geval vervalt de strafvordering.
Bu yenilgi üzerine Horasan'daki Emevî hâkimiyeti hemen hemen tamamen ortadan kalktı.Het verrassingseffect van de aanval was vrijwel volledig.
Bu durum, özellikle en popüler olduğu doğu eyaletlerinde özellikle hâkimdi.Ze kende vooral in de dichtbevolkte staten in het noordoosten van het land grote aanhang.
Taharten daha Timur’un Ön Asya’ya ilk seferinden itibâren onun hâkimiyetini tanımıştı.Het was echter ook duidelijk dat de admiraliteit hen het eerst op Tahiti zou zoeken.
‘Bedenimiz Bizimdir!’ görüşü hâkimdir.Zijn lijfspreuk is dan ook 'In Justice We Trust!'
İki karanın ve iki denizin hâkimi.De schepen hadden twee schoorstenen en twee masten.
Venedikliler döneminde, hâkim olan İtalyan Katolikler tarafından yerleşilmiş idi.Tijdens de Venetiaanse periode in Cyprus, werd Lefke gedomineerd door katholieken van Italiaanse afkomst.
Hâkim bakışlı, madenî mavi gözleri kapandı.Blauwachtige stenen bedekten de ogen van de baby.
Kendine hâkim ol!Beheers je!
Hâkimiyet-i Milliye (4406).(Biogramy 4406 jeńców).
Oltu Hâkim Muavinliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi X., ve XI. Dönem Kars Milletvekilliği yapmıştır.Wysoki Sąd Konstytucyjny X. Sąd Najwyższy i podległe mu sądy XI.
Asliye hukuk mahkemeleri de tek hâkimlidir.Również sąd klasyfikujący jest fałszywy.
24 Anayasası, millî hâkimiyet (md.44), Maskonur (odc.
Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri numalandırılır.W art. Przewiduje się zaostrzenie sankcji karnych.
Hâkimse, bunu hükümetin "propaganda mekanizmasına" bağladığını dile getirdi.Kobieta opisała ten wyrok jako element „propagandowej machiny” rządu.
Hâkimiyet-i Milliye.Wybranka miliardera.
Kadının üstte olduğu seks pozisyonu erkekler üzerinde kadınların hâkimiyetini gösterir.W strukturze płci stwierdzono dominację osobników żeńskich nad męskimi.
İskender, Alinda Kraliçesi Ada’yı bütün Karia bölgesinin hâkimi yapmıştır.Gracz będzie kierował Królową Ostrzy, Kerrigan, w całej misji.
Hâkim olduğu bölge Los Colinas'tan East Beach'e kadardır.Port of Los Angeles znajduje się w sąsiedztwie Port of Long Beach.
Antoninus Pius'un dönemine tamamen barış hâkimdi.Wszedł do użytku podczas panowania Antoninusa Piusa.
Dole göreve 1900'de başlamıştır fakat 1903'te A.B.D Bölge Mahkemesi hâkimi olmak için istifa etmiştir.Dole iklädde sig denna roll 1900 men avsade sig den 1903 när han utnämndes till domare i U.S. District Court.
Hâkimiyet-i Milliye.Livsfarliga miljoner!
İki karanın ve iki denizin hâkimi.Två infanterikårer och två beridna kårer.
9 ay boyunca güneydoğu rüzgârları ve orta derecede yağış hâkimdir.Klimatet är varmt med sydostliga vindar under nio månader om året.
Böylece hâkimiyetin yarısı Medici’lerin eline geçti.Hälften av dem träffar en läkare.
Çünkü hâkimiyet, güç ve yücelik Sonsuzlara kadar Senindir!Ditt är riket, din är makten och äran, i evighet.
Hâkim hem Allah hem de insandır.Gud är verkligen alla människors Gud, och ingen sekt-Gud.
Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri numalandırılır.I det sistnämnda fallet kan häktning komma i fråga.
Ancak Moğol İmparatorluğu tarafından işgal edilip hâkimiyeti altına girdi.Trots detta blev regionen erövrad och gjord avhängig av det aztekiska imperiet.
Tiridates, Roma'ya gelmeye merasimlerde bulunmaya zorlanması Roma'nın hâkimiyetini sembolize ediyordu.Tiridates tvingades komma till Rom och delta i ceremonier ämnade att visa upp den romerska överhögheten.
Bölgedeki hâkimiyetlerine rağmen Moğollar kaleli şehirleri ele geçiremezler.Mongolerna lyckades i sin tur inte erövra städerna.
Beda’ inancı hâkimdir.WADA är ackrediterande organ.
1915'te askeri mahkeme hâkimi oldu.1915 став суддею військового суду.
Hâkimiyet-i Milliye.Тримаються мілини.
Köyden bir hukukçu Hâkim çıkmıştır.Прибув суддя з району.
"9 hâkim tazminat ödeyecek".До складу суду входить 9 суддів.
Ve yeryüzüne hâkim kıldı.Und Friede auf Erden! (1904, A mír na Zemi!, resp. Do země mandarínů).
21 Temmuz 2005'te, Denia şehrinden bir hâkim, lezbiyen bir çifte evlilik cüzdanı vermeyi reddetti.21. července 2005 odmítla vydat soudkyně města Dénia manželskou licenci lesbickému páru.
Büyük Ustât: Birliğin mutlak hâkimidir.Č: Můj návrh je jasný.
Asliye hukuk mahkemeleri de tek hâkimlidir.Zvláštním druhem úschovy je také soudní úschova.
Bu sisteme göre imparatorluk idarî açıdan iki kısma ayrılıyor ve her birinde iki augustus hâkim oluyordu.V rámci něho byla říše fakticky rozdělena na dvě části, spravované dvěma císaři (augusti).
Hâkim’in buyruk ve eylemlerine boyun eğmek.Přísahy svědků a soudců.
Bu iki mahkeme, uyuşmazlığın doğumundan sonra oluşturulmakta ve hâkimleri de sonradan atanmaktaydı.V obou případech ho vykonávaly stále stejné rody, protože nástupnictví bylo dědičné.
Bütün ülkelerde açık serbest piyasa ekonomisi hâkimdir.Podporuje volný mezinárodní obchod mezi všemi státy.
Apa Kağan ise, ülkenin kuzeyindeki topraklara hâkim olmuştu.Vlajka byla zřejmě ponechána ze severního kraje.
Yine de her zaman barış hâkim değildi.Neprobíhala však vždy v klidu.
18 Ağustos 1340 (1924) tarihinde Kocaeli Asliye Mahkemesinde hâkimlik görevine başlamıştır.Dne 24. září 1849 svolal Mikuláš I. komisi vojenského soudu.
Birleşik Krallık'ta din, 1400 yıldan uzun bir süredir çeşitli Hristiyanlık ekollerine hâkim olmuştur.Viața religioasă a actualului Regat Unit este dominată de diverse forme de creștinism de peste 1400 de ani.
Hâkim olarak görev yaptı.A lucrat ca judecător.
Yine de her zaman barış hâkim değildi.Dar Pacificul nu este mereu pașnic.
Yumuşak oran; % 50 den fazla kadın hâkimiyetidir.Umiditate: mai mică de 50%.
Aynı dönemde Macaristan üzerinde hâkimiyet kurmak için uğraş veren bir başka devlet de Avusturya'ydı.Alte destinații preferate de cei care căutau o viață nouă includeau Australia.
Çünkü cömert hâkimiyetin, göğün ona hüküm yetkisi verdiğine işârettir.Természetfeletti adomány a kegyelem, amire őt választották ki, mert Isten anyjává tétetett.