Bu büyük beyin yada her ne ise; kendimizle oldukça gurur duyuyoruz.ان هذا الدماغ الكبير .. او نحوه .. هو ما يجعلنا فخورين بأنفسنا ..
Bu büyük beyin yada her ne ise; kendimizle oldukça gurur duyuyoruz.でも、固いものを作り上げたい時、
Bu çalışma içinde olduğum için gururluyum.Aku bekerja dengan bangga
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.Buckminster Fuller a fost un fel de guru ecologic, din nou un cuvânt care nu a fost inventat.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.Buckminster Fuller był guru ruchu zielonych -- kolejne słowo, którego jeszcze nie wymyślono.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.Buckminster Fuller era una specie di Guru green -- di nuovo, una parola che non era ancora stata coniata.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.Buckminster Fuller war eine Art grüner Guru - wieder ein Wort, das noch nicht geprägt war.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.Et à cette époque c'était -- dans un sens, un certain nombre de choses se produisaient.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.In die tijd was het -- er gebeurden een aantal dingen.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.벅민스터 풀러는 일종의 환경문제의 멘토였습니다. 다시 한번 말하지만, 그 전까지 사용된 적이 없는 표현을 쓰자면,
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.Ο Μπακμίνστερ Φούλερ ήταν το είδος οικολογικού γκουρού - και πάλι ο όρος δεν είχε ακόμη διατυπωθεί.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.Бакминстер Фуллер был своего рода "зеленым гуру" — опять же, понятие, тогда еще не существовавшее.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.Бъкминстър Фулър е бил един вид зелен гуру... отново, дума, която не е била изкована.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.בקמינסטר פולר היה מעין גורו ירוק-- עוד מילה שטרם הומצאה.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.لقد كان بكمنستر فوللر كان نوعا من المعلم الاعظم "للأخضر" -- مرة أخرى، الكلمة التي لم تصاغ بعد.
Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime.これもまた 当時はなかった言葉です 彼はデザインサイエンティスト もしくは詩人でした
Bu derin soruya yanıt bulmak için tüm guruların gurusuna danışmaya karar verdim: google.comAby odpowiedzieć na to istotne pytanie, Zapytam guru nad guru, Google.com
Bu derin soruya yanıt bulmak için tüm guruların gurusuna danışmaya karar verdim: google.com이 심오한 질문에 대한 답을 찾으려고 저는 모든 전문가 중 으뜸인 전문가에게 물어보기로 했어요.
Bu derin soruya yanıt bulmak için tüm guruların gurusuna danışmaya karar verdim: google.comPer rispondere a una domanda così profonda ho deciso di interrogare il guru di tutti i guru, google.com
Bu derin soruya yanıt bulmak için tüm guruların gurusuna danışmaya karar verdim: google.comכדי למצוא תושבה לשאלה העמוקה הזו, החלטתי לשאול את הגורו של כל הגוראים,
Bu derin soruya yanıt bulmak için tüm guruların gurusuna danışmaya karar verdim: google.comللعثور على إجابة هذا السؤال العميق قررت أن أسأل مرشد جميع المعلمين
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.A tohle Douga vážně znepokojilo, protože předtím byl pyšný na to co udělal.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Bởi ở ước đây ông đã tự hào về những điều ông làm
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Das war wirklich eine Enttäuschung für Doug, denn vor diesem Zeitpunkt war er stolz auf seine Arbeit gewesen.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Det här var en besvikelse för Doug eftersom han innan detta hade varit stolt över det han åstadkommit.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Dit was voor Doug een grote teleurstelling, want daarvoor was hij trots geweest op wat hij deed.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Douga to veľmi sklamalo, pretože až dovtedy bol na svoju prácu hrdý.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.E per Doug fu una grande delusione, perché fino ad allora era stato orgoglioso del prprio lavoro.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Era descurajator pentru Doug deoarece până atunci era mândru de ce făcuse.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.És ez nagy csalódást okozott Dougnak, mert addig büszke volt arra, amit készített.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Esto fue una gran desilusión para Doug, porque hasta ese momento él estaba orgulloso de lo que hacía.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Et c'était une vraie déception pour Doug, parce qu'avant cette époque, il était fier de ce qu'il faisait.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Hal ini sangat mengecewakan bagi Doug, karena sebelumnya dia merasa bangga akan apa yang telah dia lakukan.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Isso dececionou muito Doug, porque, até aí, tinha orgulho no que fazia.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.그 사건 이전에는 자신의 일에 대해 큰 만족감을 가졌기에 이걸 본 더그는 아주 실망스러웠죠.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Для Дага это было большим разочарованием, так как до этого он очень гордился своей работой.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Дъг беше наистина разочарован, защото беше горд от това, което правеше.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.Цей факт глибоко розчарував Даґа, адже до цього часу він пишався своєю роботою.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.וזה היה מאוד מאכזב לדאג, מפני שלפני הרגע הזה הוא היה גאה במה שהוא עשה.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.وقد كان هذا محبطاً للغاية بالنسبة لدوغ، لأنه قبل ذلك الوقت كان فخورا بانجازه.
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.それはすごく がっかりすることだったのです 自分の機械は人の命を救っていると 思っていたわけですから
Bu Doug için gerçekten hayal kırıklığı demekti, çünkü bunu görmeden önce yaptığı şeyle gurur duyuyordu.咁樣真係令道格(Doug)失望 因為一路而嚟 佢都為佢所做啲嘢感到驕傲
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Beh, guardarla mi rende molto orgoglioso.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Bien, puedo mirarla y estar muy orgulloso de esto.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Cóż, gdy patrzę na tę rzeźbę przepełnia mnie duma.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Et bien, je la regarde et je peux en être très fier.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Hier kan ik naar kijken en dan ben ik erg trots.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Keď hľadím na túto sochu, som veľmi hrdý.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.제가 봐도 이 작품은 참 자랑스럽습니다.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Nun, ich kann auf dieses hier schauen und wirklich sehr stolz sein, denn die Statue hat immer irgendwie
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Pot sa ma uit la acesta si pot sa fiu foarte mandru de ea.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Е, сега мога да гледам това и много да се гордея с него.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.Ну, я могу смотреть на это и очень гордится результатом.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.אני יכול להתבונן בו ולהיות מאוד גאה.
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.ويمكنني أن أنظر إلى هذا وأن أكون فخورا جدا
Bu eserime bakıp da gururlanabiliyorum.だって 自由の女神は
Bu evdeki en gurur duyduđum yer burasý.- Aqui é o sítio que mais me orgulha.
Bu fragmani sizlerle paylasmaktan gurur duyuyorum.Büszkén mutatom be Önöknek a film előzetesét.
Bu fragmani sizlerle paylasmaktan gurur duyuyorum.Ich bin sehr stolz Ihnen diesen Teaser zeigen zu können.
Bu fragmani sizlerle paylasmaktan gurur duyuyorum.Ik ben trots om jullie de teaser te tonen.