Gururlu olmak, Tanrı olduğunu unutmaktır...Amețit de mândrie, n-a vrut să mai asculte de Dumnezeu.
Gururlu tavrı ile tanınmıştır.Se considera cu mândrie ucenicul acestuia.
"Bursasporlu Mert Söke'nin gururu oldu".După-amiază penibilă din cauza lui Barbu.”
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Suntem negri și suntem mândri de asta.
Merhum MC Guru ve DJ/prodüktör DJ Premier'den oluşmaktaydı.Gang Starr a fost un influent duo de East Coast hip hop format din MC Guru și DJ-ul/producătorul DJ Premier.
Saçlarım benim gururumdu.Părul e un simbol al credinței.
Siz doğru olun, doğru Guru sizi muhakkak bulacaktır.Purtați-vă cu ele cuviincios!
İşledikleri suçları medyada takibini iyi yaparlar ve bundan büyük bir projeymişçesine gurur duyarlar.Copii de pretutindeni se bazează pe el, de aceea este mândru să înfrunte o lume uriașă.
Kişi, başarı sonrası bundan büyük gurur duyar."Sunt destul de mândru de rezultat.”
Bu projenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.Sunt mândru să fac parte din acest proiect.
Saçlarım benim gururumdu.A hajam volt a dicsőségem.
Malezya'da Öğretmenler Günü (Malezyaca: Hari Guru) 16 Mayıs'ta kutlanır.Malajziában a tanárok napját (malájul Hari Guru) május 16-án tartják.
Seninle gurur duyuyoruz!Mi büszkék vagyunk rád!
2006'da Guru, verdiği röportajlarda Gang Starr'ın sonuna ulaştığını belirtti.2006-ban Guru kijelentette, hogy a Gang Starr történetének vége szakadt.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.A Büszkeség és balítélet (Pride and Prejudice) című mű szerzője a XIX. századi angol írónő, Jane Austen.
Oğluyla gurur duyar.Nagyon büszke volt fiára.
Gurur renkleri olarak da tanımlanabilir.A színekkel térbeliséget is kifejezhetünk.
Daha fazla gurur duyamazdım.Büszkébb nem is lehetnék a munkámra.
İşledikleri suçları medyada takibini iyi yaparlar ve bundan büyük bir projeymişçesine gurur duyarlar.Tetteiket nyomon követik a médiában és büszkék rá, mintha az egy nagy feladat lett volna.
Esareti boyunca gururlu bir tavır sergiledi.Büszke tartásával leplezte csalódottságát.
Gurur duyduk.Túlságosan büszke.
1975'te, The Rolling Stones adlı rock gurubunun Amerika Turu'na konser fotoğrafçısı olarak eşlik etti.1975-ben hivatalos fotósként kísérte világkörüli útján a Rolling Stones együttest.
Gemi aynı zamanda iki Marconi radyo sistemi ile de gurur duymaktaydı.Ezek közül kettő motoros volt, Marconi‑féle rádiótávíróval felszerelve.
Su türbinleri iki gurupta ele alınır.A vízmosások nagyítva vannak a következő két felvételen.
Fakat ben yine de atlayabildiğimiz için gururluyum.Mennyire örülök, hogy még halálom után is hasznotokra lehetek!
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.„Nagyon büszke vagyok erre a korongra.
Hemen orada gururla ona yeni adını verir: “Senin adın artık Karayılan!”Ott a felszólításra, hogy mondja meg a nevét, azzal vágott vissza, hogy „Tudjátok ti jól, hogy hívnak”.
Daha sonra George Bellows da bu guruba dahil olmuştur.Ekkor még Joseph Goebbels is ehhez a csoporthoz tartozott.
Birçoğu pazarlama fantastiği yeni nesil gurular türedi.Számos, a skót trónra igényt tartó nemes jelentkezett azonnal.
Yeni albümdeki aranjmalarla gurur duyuyoruz."Ez egy új album értékű zenei anyag.”
Gururlu olmak, Tanrı olduğunu unutmaktır...Tiszta lelkűnek lenni, megtapasztalni Istent.
Bunu yapmaktaki tek sebebim Gurumun bana öyle söylemesiydi.Szégyellem magam, azért, amit a fickóról mondtam.
Ondan sonraki guru, Guru Gobind Singh bağlılarını daha da militarize etmiştir.Az utolsó guru, Góbind Szingh nem választott utódot.
Bu nokta onun en büyük gururu ve ilk gafı idi.Ezzel a felállással alkották első nagyobb slágereiket.
Aile geçmişleri ve evleri ile gurur duymaktadırlar.Foglalkozott szülőfaluja és a Sóvidék népi fazekasságának múltjával és jelenével.
Tokombayeva Bişkek için önemli bir gurur kaynağıdır.A mangánérc a vaskohászat fontos alapanyaga.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Addig, amíg kapok néhány melót, hálás leszek.
Sonrasında zorla dokuz gurunun çiçekleriyle kaplanmıştır.Végül kilenc találattal zárta az évadot.
Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır.De azt is megtudtam, hogy a magyarok büszke és nagyszerű emberek.
Hepimiz sizinle gurur duyuyoruz.Valamennyien büszkék vagyunk rád.
15 Mart 1988'de 10-15 bin kişilik bir gösteri gurubu, serbest seçim yapılmasını istedi.1988. március 15-én 10-15 ezer fős tüntetés követelte a szabad választásokat.
Seninle gurur duyuyoruz!Olen ylpeä itsestäni!
Oğluyla gurur duyar.Hän on ylpeä lapsestaan.
"Satrancın Gururu ve Üzüntüsü" olarak anılır.Tästä hän sai nimen "shakkipelin ylpeys ja suru".
Lewis de kısa sürede hazırlamayacağı ve gurur duyacağı yüksek kaliteli bir albüm yapmak istiyordu.Myös Lewis itse halusi korkealaatuisen albumin, josta voisi olla ylpeä.
Türkiye'de bu ortamı yakaladığım için ayrıca çok gururluyum.Arokissaa myös metsästetään sen turkin vuoksi.
Polly Litvanyalıdır ve bununla gurur duyar.Marc on homoseksuaali ja ylpeä siitä.
Gumilyov kitabıyla gurur duyduğu halde, eleştirmenler tekniği çok saçma buldular.Vaikka Gumiljov oli ylpeä kirjasta, monet kriitikot arvostelivat sen tekniikkaa huonoksi.
Gururu her şeyden önce geliyor.Kaikkea tekemistä edeltää tarkoitus.
Sessiz bir genç olan Guru, aslında geçmişinden kaçmaya çalışmaktadır.Todellisuudessa lihaksikkaalla Aikidoa harrastavalla nuorella miehellä ei ole mitään kokemusta vaeltamisesta.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Anni on puoliksi turkkilainen ja hänellä on hyvin persoonallinen tyyli.
Guru Granth Sahib'deki tüm içeriğe Gurbānī denir.Gurdwarassa kaikkien vierailijoiden on verhottava päänsä kunnioituksesta Sri Guru Granth Sahibia kohtaan.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.Kaupunki on kasvanut edelleen voimakkaasti ja siitä on kehittynyt vilkas metropoli.
Kasady hareketleri medyanın ilgisini çektiğinde gurur duyar.Hajaannus herätti liikettä kohtaan mielenkiintoa tiedotusvälineissä.
Yaşanan olaylar esnasında yapmış olduklarından dolayı büyükannesi tarafından çok gururlandırılmıştır.Hän on syrjitty muiden muinaisten joukossa toimiensa takia.
Bunu gururuna yediremeyen Lee, bir ninja olmak için çok çalışmıştır.Hän on Turtles nelikon hassuttelija, joka ei mielellään harjoittele ninjitsua.
Onunla gurur duyuyorum." dedi.Olen niin ylpeä siitä.'"
Yapım ve çalışma açısından iki gurupta toplanabilir.Lahko jaetaan rakenteen ja ravinnonhankintatapojen mukaan kahteen alalahkoon.
Video klipte Orta Çağ, Rönesans'nın ve Gurur ve Önyargı (1813)'dan izler ekrana yansıtılmıştır.Video on ajankuva, joka ottaa vaikutteita keskiajan, renessanssin ja Britannian Regencyn (1813) aikakausilta.
Gurur ve özgürlüğün simgesi olarak da görülür.Häntä pidetään järjen ja vapauden henkilöitymänä.