Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Se saa minut ylpeäksi ollessani osa sitä.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Kriitikot ylistivät albumia ja hän aloitti kiertueen saadakseen kuulijakuntaa.
28 Şubat 2010'da Guru, kalp krizi geçirdi ve ardından komaya girdi.Helmikuussa 2010 Guru sai sydänkohtauksen ja leikkauksen jälkeen vaipui koomaan.
Fakat, oldukça cesur ve gururludur.Hän on todella rohkea ja vahva.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Pride and Prejudice) on englantilaisen kirjailijan Jane Austenin romaani vuodelta 1813.
Sonuçta, Guru bir amacın aracıdır, kendisi amaç değildir.Elämyspedagogiikka on väline tavoitteiden saavuttamiseksi, ei koskaan itsessään tavoite.
Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır.Viimeksi mainituissa tapauksissa siitä tulee hurja ja rohkea koira.
Bu gün bile bu karşılaşmadan gurur duyduğunu belirtmiştir .Hän myös sanoi, ettei ole ylpeä kyseisestä voitosta.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Pelipaikaltaan Haaraniemi on keskitorjuja.
Gay olmak konusunda kararlı ve gururludur.Mies esiintyy uhoavana ja ylpeilevänä.
Kendisini denize attıp intihar etti gururundan.Kuoli annettuaan itsensä upota mereen Ylhäisen mukana.
Bu albüm çok gurur duyduğum bir albüm ve ben bunun göz alıcı olduğunu düşünüyorum.".Olen itsekin tyytyväinen ja ylpeä tästä albumista".
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Olen hyvin onnellinen itsekseni ja ystävieni kanssa.
The Love Guru 2008 ABD yapımı komedi filmidir.The Love Guru on vuonna 2008 julkaistu komediaelokuva.
Yemek pişirme yeteneğiyle ilgili kendisiyle gurur duyar.Hän ylpeilee ruoanlaittotaidoillaan.
Gurur duyduk.Είμαι περήφανος.
Seninle gurur duyuyoruz!Ας είμαστε περήφανοι για σένα!
Ve yaptığım başka bir şeyden Evita kadar gurur duyamam."Και είμαι υπερήφανη για την Evita όσο οτιδήποτε άλλο έχω κάνει."
Michael gibi hayatımın en önemli idollerinden biri ile çalışma şansına eriştiğim için çok gurur duyuyorum."Είμαι περήφανος που συνεργάστηκα με τον Μάικλ, ένα από τα είδωλα της εποχής μας».
Babası onunla gurur duyar.Ο πατέρας της είναι βαθιά λυπημένος.
Gurur ve özgürlüğün simgesi olarak da görülür.Επίσης συμβολίζει την ελευθερία και την ελπίδα.
Hikayenin parçasını mutlulukla ve gururla aldım ve doğrudan senaristle çalışmaya başladım.Κοίταξα τα έργα μου, πήρα την αγαπημένη μου πένα και άρχισα να γράφω και να υπολογίζω ...
"The Guru",Avatar: The Last Airbender dizisinde bir karakter.Το προηγούμενο της σειράς ήταν το Avatar: The Last Airbender.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Ο χώρος των αλγορίθμων είναι πολύ μεγάλος και είμαστε μόνο στην αρχή της εξερεύνησης του.
Kendisini denize attıp intihar etti gururundan.Ντροπιασμένη, ρίχτηκε στη θάλασσα μαζί με το γιο της.
Tüm kararlar önce alt komiteler ve çalışma guruplarına danışılır.Όσες αποχωρούν νωρίτερα, το κάνουν ενάντια σε κάθε ιατρική συμβουλή.
Gor’lu bir kadın kendini gururla taşır.Ένας από τους συντρόφους του Οδυσσέα παίρνει το θάρρος να της μιλήσει.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Στο πλευρό του, ο βρεφικός Έρως παίζει ξέγνοιαστος.
Onunla gurur duyuyorum." dedi.Θέλω να είμαι περήφανος για σένα.”
Esareti boyunca gururlu bir tavır sergiledi.Στην εκτέλεση της επέδειξε θαρραλέα στάση.
Gay olmak konusunda kararlı ve gururludur.Έχει δηλώσει πως είναι ομοφυλόφιλος και άθεος.
Gurur duydum onunla.Αλλά ήμουν τόσο περήφανος.
2008 yılının en fazla adaylık elde eden filmi, yedi adaylıkla The Love Guru isimli film oldu.Den mest nominerede film fra 2008 var The Love Guru, med hele syv nomineringer.
Onunla gurur duyuyorum." dedi.Men … jeg er stolt af den ."
Saçlarım benim gururumdu.Disse hår kalder vi knurhår.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.Byen defineres normalt som metropolregion eller byområde.
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.Han gav tre ud af seks stjerner.
Gurur renkleri olarak da tanımlanabilir.Ordensbåndets farver regnes gerne som ordenens farve.
Fakat kendince Guruluk iddiasında olan kimse, öğrencilerinden çok kendisiyle meşguldür.Hans største betydning lå i den rent personlige indflydelse, han udøvede på sine elever.
Yeni albümdeki aranjmalarla gurur duyuyoruz.""Dato på Sort Sols nye album".
O kadar gurur duyar ki, herhangi bir şeyin sanatını yenebileceğini reddeder.Han er meget bevist om hans kunstevne, så han tror ikke på den kan besejres.
Bu benim için çok gurur vericiydi.Han burde være stolt af mig.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Catalonien er en relativt velhavende del af Spanien med en stor industriproduktion og turisme.
Yaylalar gelen nüfus açısından dört guruba ayrılırlar: Göçebelerin kullandığı yaylalar.I Four Swords Adventures bor de i telte i The Desert of Doubt.
"'Doğukan benimle gurur duydu'"."'Tidsånden er kommet os i møde'".
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Kærlighed og svaghed (engelsk: Persuasion) er Jane Austens sidste roman.
Elizabeth Bennet, Jane Austen tarafından 1813'de yazılan Gurur ve Önyargı romanında birinci şahıstır.Elizabeth Bennet er en af hovedpersonerne i Jane Austens roman Stolthed og fordom.
Bellerophone canavarın cansız bedenine gururla bakmış.Nebelhorn kan nås med en kæmpe svævebane.
Deidara yarattığı sanattan çok gurur duyar.En raffineret hyldest til den kunst, han udøvede.
31 Mayıs 2013 tarihinde erişilmiştir. ^ Diego Maradona: ‘The Soccer Guru’.Hentet 29. maj 2013. "Christian Dalmose, håndboldtræner".
Lincoln Michael'a bakım gururla gülümser.Den kinesiske kirke omtaler Ellen Nielsen med stor respekt.
Beşiktaş'ın Çarşı taraftar gurubunun isteği doğrultusunda transfer edilmiştir.Mindehøjtidelighed blev sendt direkte på KXAN, efter hans fars ønske.
2008 yılının en fazla adaylık elde eden filmi, yedi adaylıkla The Love Guru isimli film oldu.Den mest nominerte filmen fra 2008 var The Love Guru, med hele syv nominasjoner.
Gurur duydum onunla.Han sa seg stolt over det.
Müzenin hattının gururu, 1929'dan Arnhem tramvayının bir kopyası, müze tarafından inşa edilen GETA 76'dır.Museets stoltehet er en rekonstruksjon av en Arnhem trikk fra 1929, en GETA 76, som ble bygd nær museet.
Gurur duydum onunla.Setiap ada dia bangga.
Gururu her şeyden önce geliyor.Tingretten behandler alle saker i første instans.
Dünya güneşin çevresinde turunu yaparken,bu meteor guruplarına yaklaşabilir.Hvis jorden krysser kometens bane rundt solen, kan det oppstå meteorsvermer.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Stolthet og fordom (originaltittel Pride and Prejudice) er en roman av Jane Austen.
Gurur renkleri olarak da tanımlanabilir.Ordensbåndets farger regnes gjerne som ordenens farge.