Ana içeriğe geç
Sözlük

gruplar ile cümle

gruplar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Her üç grubunda arasında geçiş formu gruplar bulunmaktadır.Det finns olika former för övergångar mellan de tre kategorierna.
Bütün gruplara hayatta eşit şans verilmelidir.Alla medlemmar har samma tillgång till husets möjligheter.
Gruplar hâlinde avlanırlar.Ofta jagar de i grupp.
Diğer tüm gruplar ya kapatıldı ya da satıldı.Övriga lok såldes eller slopades.
Grupların belirleneceği kura çekimi 11 Kasım 2010'da La Plata şehrinde çekildi.Turneringen lottades i La Plata den 11 november 2010.
İlk toplumlarda, insanlar avcı-toplayıcı gruplar halinde yaşadılar.De första människorna levde som jägare/samlare.
Grubun sonraki gelişimi diğer gruplardan farklı olur.En brors berättelse kommer att vara annorlunda än den andres.
Gorgoroth ve Mayhem'le birlikte black metal akımının önemli gruplarından olmuşlardır.Darkthrone och Mayhem skapade några av black metals viktigaste alster.
Popüler indie gruplarıyla asla tanışmadım, o da her ne demekse.Han kom aldrig att tillhöra någon gruppering av tonsättare utan är högst individuell.
2 - 5 bireyden oluşan aile grupları içinde yaşarlar.Individerna lever i familjegrupper som består av två till fem individer.
Kendi başlarına albümler yaptılar; veya başka gruplara girip oralarda devam ettiler kariyerlerine.Man tar egenskaper eller känslor som (man tror) finns hos andra och tillskriver dem sin egen person.
Bazen diğer gruplar yerlerinde tutulmalıdır.I bland sker gästspel på andra orter.
Hayatta kalanlar küçük gruplara ayrılıp, dağlarda ilerleyerek hayatta kalan kişilere ulaşmaya çalıştılar.De kvarvarande försöker sedan rädda sig själva ner för berget.
Bu grupların bazı üyeleri fotosentetik değildir, bazıları plastid taşımaz ya da kloroplastları yoktur.Några innehåller plastider men inte kloroplaster och några saknar till och med kloroplaster.
1884–85'te toplanan Berlin Konferansı Afrika'nın etnik grupları için oldukça önemli bir dönüm noktasıdır.Vid Berlinkonferensen 1884-85 delades Afrika mellan de europeiska stormakterna.
Eğer gruplar eşit olabilseydi iyi olurdu.Enda kravet var att bandlänkarna skulle vara likadana.
Ancak, gevşek de olsa, geçici gruplar da aksanları ile tanımlanabilirler.Lite senare kan barnet också uttala konsonanter.
Cüce ispermeçet balinaları genellikle yalnızdır, ama ara sıra küçük gruplar halinde de görülebilirler.Fjädersvansfalanger lever troligen ensam men de iakttogs även i par.
Gruplar periyodik tablodaki sütunlardır.Nedan följer grupperna i det periodiska systemet.
Ortak hedefler olduğunda gruplar birbirlerine yardım etmeye ve birbirlerini desteklemeye yönelirler.De bestämmer sig för att hjälpa varandra och ge varandra stöd.
Beyaz başlı yunuslar iki ile sekiz bireyden oluşan gruplar hâlinde yaşar.Dessa primater lever i grupper av två till åtta individer.
Tool, A Perfect Circle ve Puscifer gruplarının üyesidir.Han är känd från banden Tool, A Perfect Circle och Puscifer.
Grupların eşitliği idealimizi olmalıdır.De olika typerna av skiktning är ideala.
Bu orkestrayla The Shadows ve The Spotnicks gibi grupların hit şarkılarını çalıyorlardı.Inom rockmusiken förekommer renodlade instrumentalgrupper som The Shadows och Spotnicks.
Halka kuyruklu maki son derece sosyal bir hayvandır, 30'dan fazla hayvandan oluşan gruplar halinde yaşar.Den falska späckhuggaren är ett socialt djur som lever i familjegrupper på 10 till 50 djur.
Rock müzik yapan müzisyenlerden oluşan gruplara “rock grubu” denir.Som rockare betecknas även de som lyssnar på rockmusik.
Kilise korolarında şarkılar söyleyip, aynı zamanda rock müzik gruplarında gitaristlik yapıyordu.Han gjorde kyrkokonserter och sjöng på rockklubbar.
Bu gruplardan her biri sekiz kişi olmalıdır.Varje kabin rymmer 8 personer.
Dördüncü ligde de kendi gruplarında dördüncü olmayı başardılar.Din hånd i min hånd slutade där på fjärde plats.
Ayrıca küçük gruplar yerine daha büyük gruplar vardır.Det gjorde istället de mindre partigrupperna.
Nitekim grup canlı bir gösteri sergiledi ve böylece yerel çevrenin en popüler gruplarından biri haline geldi.Till slut dök de äntligen upp live och blev ett av de mest populära banden i området.
Tüm elemanlar başka gruplarla başka yerlerde çalmaya başlamıştı.Bandmedlemmarna hade samtliga tidigare spelat i andra lokala band.
Sonisphere Festivali kapsamında verilen bu konserden sonra da, gruplar birlikte konser vermeye devam ettiler.Efter ytterligare en egen konsert i ishallen året efter beslutade gruppen sig för att ta en paus.
Yaklaşık 15 kişilik aile grupları oluşturular.Individerna bildar familjegrupper med upp till 15 medlemmar.
Çeşitli medya gruplarından gazeteciler ve siyasi partilerden siyasetçiler de destek ziyaretinde bulundu.Även politiker och fristående debattörer från olika politiska läger deltog i debatten.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.Naturligtvis är detta en grov indelning och hela skalan mellan dessa är vanlig.
Çift olarak veya 3 - 10 bireyden oluşan gruplar içinde yaşar.De lever i par eller i grupper om tre till tio djur.
Nijerya'yı oluşturan etnik grupların en büyüğü, kuzeyde yer alan çoğunluğu müslüman Hausa halkıdır.Attackerna har främst utförts i norra Nigeria där majoritetsbefolkningen är muslimsk.
Grupları ilk sırada bitirenler direkt 1. Lig'e çıkarlar.Klubben som kommer sist flyttas ner till 1.
Katılımcılar genel olarak küçük, bağımsız gruplar halinde organize olmuştur.Denna var sammansatt av medlemmar från mindre självständighetsgrupper.
Bu gruplar senede yaklaşık iki kere görev alıyordu.Dessa courer hölls två gånger i veckan.
Beş-altı üyeli gruplar hâlinde yaşar ve gündüzleri etkin olurlar.Sedan stannar de 5 till 40 dagar i gruppens bo och deltar i utflykter.
News Corporation (ya da News Corp), dünyanın en büyük medya gruplarından biridir.News Corporation är ett av världens största mediaföretag.
Avusturya Demokratik Birliği, bazı sosyal demokrat ve liberal grupların birleşmesinden oluşmaktaydı.Reformen genomfördes efter förslag från en koalitionsregering bestående av liberaler och socialdemokrater.
Bazı küçük Galyalılar grupları geceleyin Romalılar ordugahlarına saldırdılar.Flera rojalistiska soldater tillfångatogs under natten.
Doğu Slavları Doğu Slav dillerini konuşan etnik gruplara verilen addır.Östslaver kallas den slaviska grupp som talar östslaviska språk och bor i de östligaste delarna av Europa.
Büyük gruplar yiyecek arayışı için daha küçük gruplara bölünür ve uyumak için tekrar bir araya gelir.I en del arter delar sig flocken i mindre grupper vid letandet efter föda och förenar sig före natten igen.
Bu kuralların bazıları kadın, engelli, genç gibi gruplar için değişiklikler gösterebilir.Variationer av dessa grundregler finns dock för dam-, barn- och ungdomslag.
Bu grup yem arayışında bazen daha küçük gruplara bölünür.Vid födosöket delar sig flocken ibland i mindre grupper.
Grupları sonuncu bitiren takımlar direkt Seconda Divisione'ye düşer.Laget som kommer sist i tabellen flyttas ner till Segunda División.
Diğer durumlarda da grupların açık anahtarına sahip olmak gerekebilir.I andra fall kan det behöva omfatta även en del av den egna personalen.
Fransa Ulusal Meclisi'nde merkez çizgideki gruplarda üye olarak bulunmuştur.Hon tillhörde där den franska fraktionen vid hovet.
Kalın yazılan takımlar gruplarında birinci olarak elemeleri geçmiştir.Den ursprungliga första tån saknas hos alla medlemmar.
İlk turda alınan puanlar bu gruplarda da geçerli oldu.Tourings första uppdrag kom också från dessa företag.
İzci gruplarının kendine has üniformaları bulunur.Utrustning Stadsvakterna är uniformerade.
Dakar'da yaşayan halk çeşitli etnik gruplara mensuptur.Dagestan bebos av ett antal olika folkgrupper.
Her grup diğer gruplardan ikisiyle ilişkilidir.Var och en innefattar något av de andra tre.
Diğer dini gruplar ise nüfusun %1'i civarındadır.Övriga religioner omfattar totalt knappt en procent av befolkningen.
Çünkü o zamanlar, Doğu Almanya'da bu tür grupların olması yasaktı.Till följd därav Analogs kunde inte banda i Tyskland.
Grupları belirleyen kuralar Monako'da, diğer tüm kuralar İsviçre 'nin Nyon kentinde çekilmiştir.Alla varor som fördes in i städerna skulle beläggas med tull, precis som skedde i alla svenska städer.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod