Ana içeriğe geç
Sözlük

gruplar ile cümle

gruplar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Daha sonra da her 2 yılda bir, 4 kişiden oluşan grupların Mars'a gönderilmesi planlanmaktadır.Po tym okresie kolejne grupy astronautów miały docierać na Marsa co dwa lata.
Ortak hedefler olduğunda gruplar birbirlerine yardım etmeye ve birbirlerini desteklemeye yönelirler.W czasie wyprawy podróżniczki muszą trzymać się razem i wzajemnie sobie pomagać.
Gruplar içinde yaşar ve farklı sesler ile anlaşırlar.Jest towarzyski i żyje w hałaśliwych grupach.
Bazı grupların diğerlerine göre hayatta daha şanslı olmaları olağandır.Wydawało mu się, że inni mają łatwiej w życiu.
Ukrayna'daki ilk partizan grupları Chernihiv ve Sumy Oblastlarında oluşturulur.Pierwsze radzieckie oddziały partyzanckie pojawiły się w regionach obwodu czernichowskiego i obwodu sumskiego.
Suda çözünebilir protein gruplarıdır.Ze skóry zostają usunięte białka rozpuszczalne w wodzie.
14 yaşında amatör tiyatro gruplarında oyunculuğa başladı.W wieku czternastu lat zaczął występować w amatorskich przedstawieniach teatralnych.
Gruplar aşağıdaki çeşitli kurallara sahipti.: Grup 1 6 takımdan oluştu.Rozgrywki toczyły się w jednej grupie i występowało w nich 16 drużyn.
Bu bir folk metal grupları listesidir.Należą one do grupy metali przejściowych.
Bu gruplar için yaptığı besteleri vardır.Dla takich grup zostały opracowane pewne współczynniki.
Ancak, iki ürün arasında farklı odak nedeniyle, MSN Grupları'ndan içerik Windows Live Gruplara taşınamadı.Z tego m.in. powodu do obozu nie docierały paczki z pomocą MCK.
1970'lerin en ünlü müzik gruplarındandır.Najpopularniejsze Rockowe piosenki 1980-s.
Ancak müziği bırakmadı ve bazı müzik gruplarını organize etti.Nie wyszła, lecz zostali parą i rozpoczęli wspólną działalność muzyczną.
Grupların son maçında Bulgaristan'ı da aynı skorla yenerlerken Meszöly bir gol daha attı.W innym spotkaniu Bułgaria wygrała z Brazylią również takim samym stosunkiem setów.
Pelikanlara özgü bazı parazitlerin dışında çoğu diğer kuş gruplarında da görülür.Wole występuje u większości ptaków poza niektórymi owadożernymi.
Daha önceki kariyerinde "The Starbreakers" ve "Chelsea Girls" gruplarıyla beraber müzik yapmıştır.Była niezwykle kreatywna, jako wokalistka występowała też w zespołach The Starbreakers i Chelsea Girls.
Maquis, II. Dünya Savaşı yıllarında Fransız Direnişi doğrultusunda hareket eden gerilla grupları.Maquis – członkowie francuskiego ruchu oporu walczący w oddziałach partyzanckich w czasie II wojny światowej.
İlk gruplar Romalıların Britanya'dan çekildiği 410 yılından önce geldiler.Około 410 roku ostatnie oddziały rzymskie opuściły Brytanię.
2002 Fransa seçimlerinde Troçkist gruplar tüm oyların %11'ini aldılar.We Francji, w 2002 roku, 10% wyborców zagłosowało na partie określające się jako trockistowskie.
Geçmişte Lostprophets, Killswitch Engage ve The Haunted gibi gruplarla turneye çıkmıştır.Po wydaniu krążka zespół koncertował z takimi zespołami jak Lostprophets, The Haunted, Killswitch Engage.
Henderson, İngiltere formasını farklı pek çok yaş gruplarında giydi.Jones reprezentował Anglię w różnych kategoriach wiekowych.
Bonus şarkılar grubunda 17, diğer gruplarda 5'er şarkı bulunmaktadır.Na 17 brazylijskich rafinerii, 5 znajduje się w tym stanie.
Yunanistan'da etnik gruplar ve azınlıklar.Mniejszości narodowe i etniczne w Polsce.
Bu aşamaya gruplarından çıkmayı başaran 16 takım katıldı.Właśnie stąd wywieziono do Moskwy uczestników procesu szesnastu.
Diğer dini gruplar ise nüfusun %1'i civarındadır.Wyznawcy innych religii stanowią mniej niż 1% populacji.
Gruplarını lider tamamlayan takımlar üçüncü tura yükseldi.Pozostałe drużyny awansowały do rundy trzeciej.
Mutasavvıf grupların gelmesiyle İslam daha hızlı yayılmaya başlamıştır.Dzięki darowiznom kolekcja muzealna zaczęła się powiększać.
Daha sonra, kadın gönüllüleri ile gruplar halinde çalıştı.Potem do swojego dzieła pomocy zjednała wolontariuszki.
Takımlar, aynı ülke takımları farklı gruplarda olmak şartıyla dörderli 12 gruba yerleştirilir.Postanowią także, że w przyszłorocznej II lidze wystąpi aż cztery drużyny z innych krajów.
Üyeler, aynı zamanda kendi kitap tavsiye ve tartışma gruplarını da oluşturabilir.Mogą także tworzyć rady i zespoły problemowe.
Altı jüri üyesi katılımcıları kendi gruplarına seçmiştir.Posłowie sześciu opozycyjnych partii złożyli swoje mandaty parlamentarne.
Çeşitli partizan gruplar İngilizler ile temas kurmayı başardı.Spiskowcy usiłowali nawiązać kontakt z rządem brytyjskim.
İzci gruplarının kendine has üniformaları bulunur.Ścigany przez służby mundurowe musi się ukrywać.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi bütün bitki ve hayvan gruplarında bulunur.Wrodzone układy odpornościowe posiadają wszystkie rośliny i zwierzęta.
Genellikle iki kişilik gruplar halinde yapılır.Czynność tę wykonują zazwyczaj dwie osoby.
1943 yılındaki Kursk Muharebesinde Jagdgeschwader gruplarına iki yeni model verildi.W 1943 roku zamontowano na wszystkich niszczycielach dwie pary działek Boforsa kal.
Kırmızı ve beyaz gruplarda alınan puanlar Final Grubu'na taşındı.Wynik 2-0 dla czerwono-białych wprowadził w radość całą wioskę.
Bantustanlar ve etnik gruplar.Bośniaków ze wszystkich grup etnicznych.
Bu kuvvetlere göre de farklı kromatografik yöntemler farklı gruplarda toplanırlar.Okazy różniące się liczbą chromosomów zbierano w różnych rejonach.
Tipik olarak 5-10 bireyden oluşan ve bazen de daha büyük gruplarla dolaşırlar.Tworzą grupy liczące od 10 do 15 osobników, choć czasem spotyka się również grupy liczniejsze.
Farklı dini grupların arasındaki ilişkiler genellikle hoşgörülüdür.Konflikty między pojedynczymi osobnikami rozstrzygane są na ogół w sposób pokojowy.
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.Vilka de första invånarna (med det obegripliga språket) var, är inte utrett, liksom varifrån dessa kom.
Şah aynı zamanda Birleşik Devletlerde’de Sufi araştırma grupları organize eder.Shah organiserade också studie-grupper i USA.
1995 yılında bu üçlü 'The Lotus Eaters' adındaki ilk gruplarını kurdular.1995 startade de sitt första band, "The Lotus Eaters".
Bu gruplar sigara karşıtı reklamlar yapan gazeteler bastılar.Dessa grupper publicerade tidskrifter som förespråkade icke-rökning.
Bunlar HH II bölgelerindeki yıldız teşekkülünde yaygındır ve genellikle geniş gruplar hâlinde bulunurlar.De förekommer i alla stjärnbildande H II-regioner och ofta i stora grupper.
Kocaelispor'u ve taraftar gruplarını kardeş olarak görmektedirler.Aither var både bror och make till Hemera (Dagen).
Bu moleküller enzimler arasında kimyasal gruplar taşımaya yararlar.Dessa molekyler överför kemiska grupper mellan enzymer.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Världshälsoorganisationen rekommenderar endast tester i de grupper som ligger i högriskzonen.
Bennett’e göre Şah daha sonra New York’taki Gurdjieff gruplarının başındakilerle de tartışmalarda bulunmuştur.Enligt Bennett engagerade sig Shah senare också i diskussioner med ledarna för Gurdijeff-grupper i New York.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Detta kan bero på en ökad känslighet för en västerländsk livsstil hos vissa etniska grupper.
Şubat 2006'da Google, Google Gruplar'a yeni birkaç özellik ekledi.Google uppdaterade Google Grupper 2006 med flera nya funktioner.
Çocukken, Sanda çeşitli korolarda ve gruplarda şarkı söyledi.Redan som barn sjöng Ladoși i olika körer och musikgrupper.
Simon and Garfunkel 60'larin en popüler grupları arasındaydılar.Simon & Garfunkel kom att bli en av 1960-talets populäraste grupper.
Bu turne 23 Haziran - 31 Ağustos arasında düzenlendi ve gruplar 42 şehir ziyaret etti.Mellan den 23 juni och den 31 augusti 2014 besökte de båda banden 42 städer.
2009: Eleme gruplarında ikincilik.2009: Vi arbetar tillsammans.
Gruplar içinde yaşar ve farklı sesler ile anlaşırlar.De leker med varandra och kommunicerar med olika ljud.
Grupları aynı yılın ekim ayında The Ed Sullivan Show'a konuk oldu.Den var i oktober 1964 med i The Ed Sullivan Show.
Koenzimler kimyasal grupları bir enzimden öbürüne taşıyan küçük organik moleküllerdir.Koenzymer är små organiska molekyler som kan transportera kemiska grupper från ett enzym till ett annat.
Birleşmiş Milletlere göre Rohingyalar Dünya′nın en çok eziyet gören etnik gruplarından biridir.Enligt FN är rohingyafolket en av världens mest förföljda folkgrupper.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod