Pek çok büyük ve birbirlerinden farklı grupların kendi kültürleri, inanç yapıları ve dilleri bulunmaktadır.Existe una gran variedad de grupos, cada uno con su propia cultura, sistema de creencias e idiomas.
Çok nadiren, aile fertlerinden oluşan ufak gruplar kurabilir.Probablemente las edificaciones formasen pequeños grupos, pertenecientes a unidades familiares.
8 ila 100 bireyden oluşan gruplar içinde yaşarlar.Viven en grupos de hasta 80 individuos.
Batı Afrikalı çeşitli etnik gruplar tarafından ortaya çıkarılmıştır.Está poblado por diversos grupos étnicos.
Bunun ardından sağ ve sol görüşlü öğrenci grupları arasındaki çatışmalarda kan dökülmeye başladı.En las calles estallaron entonces enfrentamientos entre los grupos de derecha e izquierda.
Söz konusu etnik grupların nüfus oranları tam olarak bilinmemektedir.En cuanto a sus pobladores no se sabe nada sobre su composición étnica.
Dahası, bu eşevre durumları kuantum gruplarınca genellenebilir.Quizá tú equipares a los hombres con ese tipo de chusma.
Gençlik döneminde kişilerin ve grupların portrelerini çizdi.Retratos y bustos de personalidades de su época.
Jerry Heller o dönemler bu gruplara menejerlik yapmıştı.El ministerio estaba a cargo en esos años de Jack Lang.
Birleşmiş Milletlere göre Rohingyalar Dünya′nın en çok eziyet gören etnik gruplarından biridir.Ya no es un secreto que los rohinyás son la minoría étnica más perseguida de la Tierra.
Gruplarında son sırada yer alan takımlar ise sınıflandırma turuna katıldı.Algunos de los equipos convocados desistieron a última hora de participar.
Animal JazZ ve The Dolphin gibi Rus gruplarıyla turladılar.Sono andati in tournée con band russe come Animal JazZ e The Dolphin.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.L'Organizzazione Mondiale della Sanità raccomanda solamente di proporre il test ai gruppi ad alto rischio.
Brezilya'da bu gruplar ve hükümet arasındaki ilişkiler, çok yakından, yıllardır iç içe gelişmektedir.Le relazioni fra questi gruppi e il governo brasiliano, molto strette per decenni, si stanno evolvendo.
Şah aynı zamanda Birleşik Devletlerde’de Sufi araştırma grupları organize eder.Shah organizzò anche gruppi di studio Sufi negli Stati Uniti.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi bütün bitki ve hayvan gruplarında bulunur.Il sistema immunitario innato si trova in tutte le piante e gli animali.
Çoğu türler belli bir sosyal yapısı olmayan gruplar içerisinde yaşar.Molte specie vivono in gruppi senza strutture sociali definite.
Farklı dini grupların arasındaki ilişkiler genellikle hoşgörülüdür.Le differenti comunità religiose hanno tra di loro un rapporto generalmente tollerante.
Bildirimler ertelenebilir ve "kanallar" olarak bilinen konu tabanlı gruplara toplanabilir.Le notifiche possono essere posticipate e raggruppate in gruppi tematici noti come "canali".
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.Le divisioni tra tutti questi gruppi sono approssimative ed i loro confini non sono sempre chiari.
Kid Quarkstar, Mondello ve Happy Dog gruplarıyla çalıştı.James cominciò a suonare a Lincoln con varie band: Kid Quarkstar, Mondello e Happy Dog.
OSE - Yahudi Nüfusu Koruma Grupları Birliği OSE - Yunan Devlet Demiryolları (Οργανισμός Σιδηροδρόμων Ελλάδας)Compagnia ferroviaria statale: Căile Ferate Române (CFR).
Etnik gruplar arasında devlet kaynakları uğruna çıkan çatışmalar etnik şiddet olasılığını artırabilir.I conflitti sulle risorse tra gruppi etnici possono incrementare sino a divenire violenza etnica.
Bütün gruplar kendisiyle komşu iki grubu tolere ederken,diğer üç grupla kavga halindedir.9 Se due gruppi di credenti combattono tra loro, riconciliateli.
Jasenovac anma listesinde tüm etnik gruplardan 75.159 kişinin ismi vardır.Il memoriale di Jasenovac elenca i nomi di 75.159 uccisi in questo campo di concentramento.
Tipik olarak 5-10 bireyden oluşan ve bazen de daha büyük gruplarla dolaşırlar.Si raggruppano solitamente in gruppi di circa 5-10 individui e a volte anche in gruppi più numerosi.
Soyeon'un sesi Güney Koreli kız grupları içinde en iyi seslerden biri olarak kabul edilir.La sua voce è considerata una delle migliori tra i girl group sudcoreani.
Michaels ve Kevin Nash, Triple H'i gruplarına almak için onu Raw'a getirmeyi planlamıştı.Michaels e Kevin Nash progettarono un piano per riportare Triple H a Raw in modo da inserirlo nel gruppo.
Ancak bu plana, çeşitli dini gruplar tarafından karşı konulmuştur.Non stupisce che questo simbolo sia stato adottato da molti sistemi religiosi.
Prograd uydular Himalia grupları ortalama eğimini 28° olarak paylaşırlar.Satelliti progradi Gruppo di Himalia, condividono un'inclinazione media di 28° e orbite raggruppate.
2003-2005 yılları arasında Aktöbeli rap gruplarının prodüktörlüğünü yaptı.Dal 2003 al 2005 ha fatto da producer per alcuni gruppi rap di Aktobe.
Albüm genel olarak olumlu görüşler aldı ancak Pink Floyd, Tool ve Brian Eno gibi gruplarla karşılaştırıldı.L'album ricevette recensioni positive e fu paragonato ai lavori dei Pink Floyd, Tool e Brian Eno.
A ve D grupları Bratislava'da, B ve C grupları ise Košice'de maçlarını oynadı.I gruppi A e D si giocano a Bratislava, mentre quelli B e C a Košice.
Bunların en küçüğü galaksi gruplarıdır.I gruppi di galassie sono i più piccoli aggregati di galassie.
Yaz ve sonbahar aylarında nadiren de olsa 100 bireye varan büyük gruplar halinde rastlanmışlardır.In rare occasioni in estate e autunno sono stati avvistati gruppi molto più grandi (100 individui).
Son 'D' belli grupların şeytanı, uğursuz veya satanic betimlenmesini gösterir.L'ultima D è riferita alla raffigurazione di alcuni gruppi come malvagi, demoniaci, o satanici.
Nilsen Ketil Hvoslef, Jostein Stalheim ve Knut Vaage ile beraber Av garde adlı kendi gruplarını kurdular.Fondò, insieme a Ketil Hvoslef, Jostein Stalheim e Knut Vaage, fondò il Av garde.
Maislinger Auschwitz-Birkenau Müzesi'nde Alman gençlik gruplari ile ilgileniyordu.Durante la sua permanenza in Polonia assistì gruppi di giovani tedeschi al museo „Auschwitz-Birkenau“.
Yahudi geleneklerine uyan çeşitli gruplar bulunmaktadır.Esistono alcuni gruppi che hanno adottato customanze e pratiche ebraiche.
İki ila sekiz kuştan oluşan gruplar hâlinde yıl boyunca bölgelerini korur.Gruppi da due a otto esemplari restano nel loro territorio e lo difendono per tutto l'anno.
Çünkü Rammstein'ın diğer gruplardan farklı bir yanı iş arkadaşı olmamalarıdır.Nessun altro membro dei Rammstein è coinvolto.
Firavun fareleri bazen tek, bazen 2 ila 7 hayvandan oluşan gruplar halinde gezerler.Le otarde di Stanley vivono solitamente da sole o in piccoli gruppi formati da 2 a 7 individui.
Ayrıca Korn, Clawfinger ve Samael gibi dünyaca üne sahip gruplarla da performans sergilediler.Si sono anche esibiti con gruppi di fama internazionale come Korn, Clawfinger, e Samael.
Onları diğer gruplardan ayıran en büyük özellik ise, vokal Henning May'ın pürüzlü sesidir.La caratteristica principale del gruppo è la particolare voce del cantante Henning May.
Genç yaşlarda görülebilmesine karşın, ileri yaş gruplarında bu risk artar.Tuttavia nelle persone anziane sembra che possano diminuire il rischio.
Seether genellikle Nirvana (müzik grubu) ve Alice in Chains gibi Amerikan grunge gruplarından esinlenir.I Seether sono fortemente influenzati da gruppi grunge statunitensi come Nirvana e Alice in Chains.
Dokular, daha büyük ve karmaşık simetri grupları bozulduğunda oluşur.Un difetto di trama si forma in caso di completa rottura di gruppi di simmetria larghi e complessi.
Aşağıdaki tablo tüm SCI şubeleri ve grupları hakkında bir özet niteliğindedir.Le tabelle riportate di seguito offrono una panoramica su tutti i settori e gruppi di SCI.
Şarjlı pil gruplarından yapılmış bataryalarla çalışırlar.Sono avvitatori provvisti di batterie ricaricabili.
Özellikle gerçek çelik silah kullanan gruplar arasında yaygındır.Talvolta combattono armati di tubi d'acciaio.
Grubun sonraki gelişimi diğer gruplardan farklı olur.Lo stile sarà completamente diverso da quello del gruppo.
Ancak takım bir üst lige yükselme gruplarına kalamadı.La squadra rimane ad alti livelli.
Bugün de çeşitli gruplarla çalışmalarına devam etmektedir.Inizia nuovamente a collaborare con diversi gruppi.
Sanatçılar ve yaratıcı meslek grupları yerleşkeye taşınmaya başladı.Lascia il gruppo "Creatori e industriali" per mettersi in proprio.
Gruplarına göre köpekler listesi United Kennel Club.I setter "americani" sono stati selezionati dall'American Kennel Club.
Cermenler daha çok küçük ya da büyük baskın gruplarıyla savaşmayı tercih ediyorlardı.I germani si dedicavano piuttosto a piccole o grandi scorrerie.
Bunlar, çevredeki özgün yapı gruplarıyla tutarlı bir bütünlük ve uyum içindedirler.Queste serate amabili coi suoi compagni furono l'unico divertimento che si concesse.
Goriller genelde küçük aile grupları halinde yaşarlar.Generalmente questi uccelli vivono in gruppi familiari piuttosto ridotti.
Gruplar halinde hareket ederler, hızlıdırlar ve güçlü vururlar.Lavorano in coppia, colpiscono con forza e rapidità.
Grupları yenilgisiz tamamlayan iki sporcu, finalde mücadele etti.Il round è finito con entrambi gli atleti infortunati e in parità.