Ana içeriğe geç
Sözlük

gruplar ile cümle

gruplar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
2006 nüfus sayımında 698.025 yerli, il etnik gruplardan birine mensuptur.Bei der Volkszählung von 2006 gaben von diesen Ureinwohnern 698.025 an, zu einer der First Nations zu gehören.
Hiçbiri parlamentoda yer almayan bu gruplar, güçlü bir kampanya yürütemedi.Es konnte kein Zweifel bestehen, dass diese Parteien auf ein funktionstüchtiges Parlament keinen Wert legten.
İş parçacıkları en iyi performans için 32 li gruplar olarak çalıştırılmalı.Empfohlen wird der Betrieb von maximal 32 Geräten pro Segment.
2 - 3 bireyden meydana gelen gruplarda, açık denizin derin bölgelerinde yaşar.Beide Mitte dreißig, leben sie in völlig unterschiedlichen Welten.
Standart para birimleri, farklı gruplardaki Bizans Solidus’u ve Siliqua’sı oldu.Die Standardwährung bildeten der byzantinische Solidus und die Siliqua mit den verschiedenen Unterteilungen.
Bu şekilde resmi ordularda ya da resmi olmayan, yasa dışı silahlı gruplarda kullanılır.Das heißt, es wird Parteien geben, friedliche und unbewaffnete Parteien.
Tayvan'da ise aynı gruplar 13 gruba ayrılmaktadır.Taiwan ist in 13 Nummernbereiche unterteilt.
Pantera ve Damageplan gruplarıyla gitarist olan kardeşi Dimebag Darrell ile birlikte çalmıştır.Nach der Auflösung von Pantera gründeten er und sein Bruder Dimebag Darrell die Band Damageplan.
Ancak heterodoks kabul edilen gruplar kendilerini heterodoks değil, aksine ortodoks (sahih) görürler.Vereine sind jedoch aus Sicht der Akteure nicht homogen, sondern heterogen.
Genellikle iki kişilik gruplar halinde yapılır.Im Normalfall erfolgt der Einsatz durch zwei Personen.
Orkestraların ve müzik gruplarının perküsyon gruplarında sıklıkla yer alır.Oft unterhalten die Musikschulen eigene Musikgruppen und Orchester.
Eleme turundaki gruplardan biri sekiz takımlı, diğer gruplar yedi takımlı olacak.Eine Gruppe hat sieben, die andere Gruppe acht Mannschaften.
Bu gruplar da kendi içlerinde çeşitli türden silahları içermektedir.Dies beinhaltet natürlich auch verschiedene Formen mit Waffen.
Tüm elemanlar başka gruplarla başka yerlerde çalmaya başlamıştı.Alle Mitglieder spielten in anderen Bands weiter.
400'ün üzerinde HH cismi ya da cisim grupları bilinmektedir.Heute sind über 400 individuelle Herbig-Haro-Objekte oder Gruppen von ihnen bekannt.
Öte yandan cephe gerisindeki partizan grupları faaliyete geçmişlerdi.Unmittelbar hinter der Front rückten Angehörige der Einsatzgruppen in Polen ein.
Hitler Gençliği'nin Okul Grupları Yöneticisi oldu.Den Unterricht übernahmen Führer der Hitlerjugend.
Bu etnik grupların büyük kısmı Almanlar, Slavlar ve Macarlar'dan oluşmaktaydı.Die große Zahl dieser Siedler bestand aus Deutschen und Slowaken.
Pars foklar yalnız dolaşan hayvanlar olup, yalnızca genç hayvanlar bazen küçük gruplarda bir araya gelirler.Lediglich jüngere Tiere finden sich manchmal zu kleinen Verbänden zusammen.
Şehirlerde yeraltı direniş grupları partizanlara destek verecektir.Die Dorfbewohner sollen die Partisanen unterstützt haben.
Çeşitli diğer hayırsever grupları da desteklemektedir.Verschiedene Angehörige von Wohltätigkeitsorganisationen kommen auch zu Wort.
Firavun fareleri bazen tek, bazen 2 ila 7 hayvandan oluşan gruplar halinde gezerler.Sie leben in Gruppen mit zwei bis sieben (manchmal bis zu elf) Tieren.
Partiler gruplar oluşturarak iş birliği yapabilirler.Der Gemeinsame Ausschuss kann Arbeitsgruppen einsetzen.
Diğer tüm gruplar ya kapatıldı ya da satıldı.Alle früheren Aktivitäten wurden verkauft oder eingestellt.
Gruplar, sosyal olarak tekeşli bir çift ile bir ya da daha fazla sayıda yardımcıdan oluşur.Die Fraktionen haben je einen oder mehrere fractieassistenten.
Henderson, İngiltere formasını farklı pek çok yaş gruplarında giydi.Henderson durchlief verschiedene Nachwuchsnationalmannschaften Englands.
Kulübe üye olanların dışında tüm dünyada yaklaşık 1.800 peñas (kulübe bağlı resmî taraftar grupları) vardır.Inklusive der Tochterunternehmen gehören rund 1800 Filialen weltweit zu dem Konzern.
Viking grupları kuzey Fransa'ya yerleşmesi.Infanterie-Division in den Norden Frankreichs verlegt.
2012 ve 2013 yıllarında El Nusra Cephesi bazı muhalif grupları İdlip kırsalından sürmüştür.2012 und 2013 führt ihn seine Viva la street genannte Tour durch große Teile Europas.
Bu yıllarda komünizm düşüncesine sert bir şekilde karşı çıkan gruplar bu örgütte birleşmişlerdir.Meine langjährigen Erfahrungen im Kampf gegen den Kommunismus sind mir natürlich dabei zustatten gekommen.
Sanatçılar ve yaratıcı meslek grupları yerleşkeye taşınmaya başladı.Handwerker und Gewerbetreibende haben sich angesiedelt.
Bu gruplara üçlüler adını vermiştir.Er nannte dem Komitee 37 Namen.
İzci gruplarının kendine has üniformaları bulunur.Motorradkorps Sie verfügten über eigene Uniformen.
Bu grup yem arayışında bazen daha küçük gruplara bölünür.Bei diesen kurzen Wanderungen teilt sich die Gruppe oft in kleinere Einheiten.
Bu gruplar sonradan Neri (Siyahlar) ve Bianchi (beyazlar) olarak adlandırılmıştır.Ich bin an die roten und die weißen (gleichermaßen) gesandt worden.
İki ön eleme turunu geçen takım gruplara kaldı.1 an für die beiden verbleibenden Teams angewandt.
Nokta grupları ise kristal sistemi adı verilen 7 başlık altında toplanır.Die Bravais-Gitter werden anhand ihrer Punktgruppe den sieben Kristallsystemen zugeordnet.
Gruplar, dişiler ve yavrular bazen de genç erkeklerden oluşur.Weibchen und Jungtiere tun sich manchmal zu kleinen Verbänden zusammen.
Çeşitli tiyatro gruplarında oyuncu olarak çalıştıktan sonra oyun yazarlığına başladı.Am Anfang ihrer Karriere als Schauspielerin standen verschiedene Theaterengagements.
Ayrıca konu ve buluntu yeri bakımından bütünlük içeren eser grupları için ayrı sunumlar düzenlenmiştir.Zu diesem Zweck gab es auch Teilpläne, die nur einzelne Siedlungsareale betrafen und betreffen.
Bu gruplara toplu hâlde, uzmanlar tarafından "Esseniler" denmektedir.Weil sie sozusagen „Intelligenz“ besitzen, werden diese Sensoren als smart bezeichnet.
2000'li yılların başından itibaren ise başka taraftar grupları da eklenmiştir.Ende des Jahres traten zusätzlich weitere Gruppen auf.
Avrupa'da, farklı grupların %1 ila %20'sinde bulaştırma oluşmaktadır.Der Anteil an anderen Nationen muss mindestens 20 Prozent betragen.
Çeşitli müzik gruplarında yer aldıktan sonra kendi yolunu çizmeye başlamıştır.Gleichzeitig war sie aber Mitglied in mehreren Bands, bevor sie beschloss, ihre eigene Musik zu machen.
1970'lerin başlarında, kült olarak görülen gruplara karşı seküler bir mücadele hareketi oluşmuştur.In den 1970er Jahren war die Auseinandersetzung mit sogenannten Sekten einer der Arbeitsschwerpunkte.
Önemli gruplar olarak Die Ärzte ve Die Toten Hosen’i sayabiliriz.M. Wagner: Auf den Spuren der Ärzte und der Toten Hosen.
Google Gruplar arabirimi ile "Sadece başlıkları göruntüle" özelliğini kullanabilirsiniz.Er selbst vertrat die Ansicht, Afrikaner könnten nur mit der „eisernen Faust im Samthandschuh“ regiert werden.
İlk tur müsabakaları sonunda gruplarında son sırada yer alan takımlar sınıflandırma grubuna katıldı.Die Israelis schieden als Gruppenletzte in der Gruppenphase aus.
Böyle gruplar arasında en çok yedi erkek filin olduğu bir grup gözlemlenmiştir.Manche Sagen haben auch ein Eigenleben entwickelt und gehören zu den Sieben Memminger Wahrzeichen.
P takımı ise gruplarda 1 galibiyet 2 beraberlik 3 mağlubiyet alarak elensin.In der Gruppe F belegten drei Teams punktgleich die ersten drei Plätze mit jeweils zwei Siegen.
Genellikle tek başlarına avlanırlar ancak çift ya da küçük gruplar hâlinde avlandıkları da gözlemlenmiştir.Er lebte vorwiegend allein, manchmal jagte er aber auch in Paaren oder kleinen Gruppen.
Çocukluğundan itibaren önemli gruplarda dansetmeye başladı.Schon in der frühen Kindheit gründete er erste Bands.
Bazen diğer gruplar yerlerinde tutulmalıdır.Manchmal tritt der Ortsname auch in Gruppen auf.
Bölükler sayıların sağdan üçerlik gruplar halinde ayrılmasıyla oluşur.Die Wirbel stehen in Dreier-Gruppen und Dreier-Reihen rechts außen.
Açık yerde çoğunlukla küçük gruplarla yuva yaparlar.Meist leben sie in kleinen Gruppen zusammen.
Banka soygunu, bir nevi para elde etmek için genellikle silahlı gruplar tarafından yapılır.Le braquage de banque est souvent utilisé par les groupes armés comme un moyen pour obtenir de l'argent.
Animal JazZ ve The Dolphin gibi Rus gruplarıyla turladılar.Ils tournent avec des groupes russes, comme Animal JazZ et The Dolphin.
1938'de Bormann, Martin Bormann'a bağlı olmayan küçük yardımcı gruplara atandı.En 1938, Bormann a été rattaché à un petit groupe d'adjutants qui n'étaient pas subordonnées à Martin Bormann.
Michelle, 14 yaşında yerel amatör gruplarda şarkı söylemeye başlamıştır.Michelle chante dans des groupes amateurs locaux depuis l'âge de 14 ans.
Microsoft, telefonların hedef yaş gruplarını 15-30 yaş arası kadın ve erkek olarak nitelendirdi.Microsoft décrivait la cible de ces produits comme les hommes et femmes entre 15 et 30 ans.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod