Ana içeriğe geç
Sözlük

gruplar ile cümle

gruplar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Etnik gruplarEthnic groups
Rakip grupları yok etmek için aralarında işbirliği yaptıklarını gösteren örnekler de mevcuttur.[3]There were also instances of collaboration between them to exterminate rival factions.[3]
Jeong Mun-bu, Kilju'yu kuşattı ve birliklerini üçlü gruplara ayırdı.Jeong Mun-bu besieged Kilju splitting his troops into groups of three.
Sosyal medyanın bu tür avantajları, belirli ebeveyn grupları ile sınırlı değildir.Such advantages of social media are not limited to particular groups of parents.
Bu arada, mevcut komünist gruplar, Kim İl-sung'un liderliğinde bir parti haline geldi.Meanwhile, existing Communist groups were reconstituted as a party under Kim Il-sung's leadership.
Diğer grupların çoğu üyesi nüfuz sahibi konumlarını kaybetmişti.Most members of other factions had lost their positions of influence.
Kümeler, gruplar, klanlar ve kabilelerClusters, clumps, clans and tribes
Tamarinler, bir veya daha fazla aileden oluşan 40 üyeye kadar olan gruplar halinde yaşarlar.Tamarins live together in groups of up to 40 members consisting of one or more families.
Genellikle gruplar yalnızca üç ila dokuz üyeden oluşur.More frequently, though, groups are composed of just three to nine members.
Kıllar gruplar halinde düzenlendi.Hairs are arranged in groups.
Fedakar gruplar bencil grupları yener.Altruistic groups beat selfish groups.
FTP, Fransız Direniş gruplarının en organize ve en etkilisiydi.The FTP became the best organized and most effective of the French Resistance groups.
Bu da grupların üst üste bindiği ve genel grupla birleşme eğiliminde oldukları anlamına gelmektedir.This means that clusters tend to overlap and merge with the overall swarm.
Jüpiter'in yörüngesine doğru savrulan asteroit grupları.Asteroid groups out to the orbit of Jupiter.
Jüpiter yörüngesiyle ilgili diğer gruplarOther groups out to the orbit of Jupiter
Neptün'ün yörüngesi veya ötesindeki gruplarGroups at or beyond the orbit of Neptune
Dünya yörüngesiyle ilgili gruplarGroups out to the orbit of Earth
Mars yörüngesiyle ilgili gruplarGroups out to the orbit of Mars
Diğer gruplar yol boyunca katıldı.Other groups joined along the way.
Burada aynı zamanda Truvalı grupların yuvarlak biçimi de görülebilmektedir.One can see the spherical form of the Trojan swarms.
Sicilya'nın fethi, Yahudilerin katkıları ve aljamas gruplara yüklenenen vergiler ile finanse edildi.The conquest of Sicily was financed by Jewish contributions and taxes charged to the aljamas.
Tiyatro grupları Kolomyia, Stanyslaviv ve Chernivtsi'de turne için için Lviv'in ötesine gönderildi.The theater sent troupes beyond Lviv, to tour Kolomyia, Stanyslaviv, and Chernivtsi.
Yerel Ukrayna-Kanada müzik grupları "Zapovid" ve "Hudi a Mocni" gösterilerini açtı.Local Ukrainian-Canadian music groups, "Zapovid" and "Hudi a Mocni" opened their shows.
Bir araştırmaya göre Selk'nam aşağıdaki gruplara ayrılmıştır: [1]According to one study, the Selk'nam were divided into the following groups:[7]
Güney Amerika'da Avrupalıların ulaştığı son yerli gruplardan biriydiler.They were one of the last aboriginal groups in South America to be reached by Europeans.
Başlıca Sosyometrik Gruplar:Descriptions of specific sociometric groups
Küçük gezegen grupları listesiExtinct comet List of centaurs (small Solar System bodies)
Gruplar hâlinde bulunurlar.Sie werden in Gruppen abgelegt.
Animal JazZ ve The Dolphin gibi Rus gruplarıyla turladılar.Sie tourten mit russischen Bands wie Animal JazZ und The Dolphin durchs Land.
Çeşitli organizasyonlar, müzik grupları ve medya organları bu adı taşırlar.Verschiedene Organisationen, Musikgruppen und Medien tragen diesen Namen.
Grup, yaz sonunda Motionless In White ve Alesana gibi gruplarla All Stars Tour’da sahne aldı.Im Sommer spielte die Band auf der All Stars Tour mit Emmure, Motionless in White und Alesana.
Bahçelere tek başına ya da gruplar halinde dikilebilir.Sie können einzeln oder in Gruppen im Gelände liegen“
Frank, 11 yaşından beri değişik gruplarda çaldı.Frank hatte zuvor bereits in zahlreichen Bands gespielt seit er 11 Jahre alt war.
The Who 1960 ve 1970'lerin en önemli İngiliz Rock gruplarından biridir.The Who ist eine der bedeutendsten britischen Rockbands der 1960er- und 1970er-Jahre.
Törende Beastie Boys, D12 ve Yeah Yeah Yeahs isimli müzik grupları sahne almıştır.Musikalische Auftritte gab es von den Beastie Boys, D 12 und den Yeah Yeah Yeahs.
Kendi aralarında bazı gruplar kurdular.Unter ihnen gibt es verschiedene Gruppierungen.
Sonra grup, Depeche Mode ve Placebo gruplarıyla turneye çıktı.Anschließend waren sie als Vorgruppe mit Depeche Mode und Placebo auf Tour.
Ülkedeki Taliban bağlantılı gruplar.In den Händen der Taliban.
Pampa geyikleri ortalama beş bireyden oluşan küçük gruplar halinde yaşarlar.Pampashirsche leben in kleinen Gruppen von durchschnittlich fünf Tieren.
Sağcı gruplar özellikle yapımcı Yamamoto'yu tehdit etmeye başlamışlardır.So häuften sich die Drohungen rechtsradikaler Gruppierungen, vor allem gegen Koproduzent Yamamoto.
Bu dergi, her genel kurul sonrası tüm yerel gruplara dağıtılmaktadır.Das Magazin wird in einer kurzen Zeitspanne nach jeder Hauptversammlung an alle lokalen Gruppen verteilt.
19 Ekim 2006'da Madrid'de çekilen gruplar.Am 19. Oktober 2006 wurden die Gruppen in Madrid ausgelost.
Atacameñolar, ülkenin ilk çiftçileri olup böylece yine ilk yerleşik gruplarıdır.Die Atacameños waren die ersten Landwirte und damit auch die erste sesshafte Gruppe des Landes.
Sovyetler Birliği'ndeki diller birçok farklı dil gruplarından yüzlerce farklı dil ve lehçedir.Unter den Sprachen in der Sowjetunion waren hunderte Sprachen und Dialekte aus verschiedenen Sprachfamilien.
Buradaki temel prensip, Amnesty gruplarının kendi ülkelerindeki bir vakada çalışmamalarıdır.Ein Grundsatz dabei war, dass Amnesty-Gruppen nicht zu Vorgängen im eigenen Land arbeiten.
İmparator penguenler gruplar halinde avlanırlar.Kaiserpinguine jagen in Gruppen.
Daha önceki kariyerinde "The Starbreakers" ve "Chelsea Girls" gruplarıyla beraber müzik yapmıştır.Außerdem sang sie in den Coverbands The Starbreakers und Chelsea Girls.
Inti-Illimani ve Quilapayún gibi diğer gruplar darbeden sonra güvenlik için yurtdışına çıkmışlardır.Gruppen wie Inti-Illimani, Quilapayún und Tiempo Nuevo fanden außerhalb des Landes Zuflucht.
Fakat nüfus mübadelesinden sonra teker teker ve gruplar halinde terk etmişlerdir.Doch wird er von einer Gruppe Männern, die ihm nachlaufen, eingeholt, zu Boden geworfen und geschlagen.
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.Dort sind sie nicht als First Nation anerkannt, doch bemühen sie sich darum.
Ayrıca bütün hakları ve sorumluluklarıyla bağımsız olan etnik grupların daha çok üzerine durulmaktadır.Gleichzeitig wird der Charakter einer souveränen Nation mit allen Rechten und Pflichten stärker betont.
Maislinger Auschwitz-Birkenau Müzesi'nde Alman gençlik gruplari ile ilgileniyordu.Im Museum Auschwitz-Birkenau betreute er deutsche Jugendgruppen.
News Corporation (ya da News Corp), dünyanın en büyük medya gruplarından biridir.Die News Corporation (abgekürzt News Corp) war eines der weltgrößten Medienkonglomerate.
Toplamda, 1996–2006 yılları arasında ilk etnik gruplara mensup kişi sayısı %29 artmıştır.Insgesamt wuchs die Zahl der Angehörigen der First Nations von 1996 bis 2006 um 29 %.
2002 yılında Diyarbakırspor'un altyapısına girdi ve dört sezon boyunca çeşitli yaş gruplarında oynadı.2002 wechselte er in die Jugend von Diyarbakırspor und spielte vier Jahre in verschiedenen Altersgruppen.
Söz konusu etnik grupların nüfus oranları tam olarak bilinmemektedir.Streitigkeiten zwischen den Volksgruppen sind jedoch an sich nicht bekannt.
Küçük aile grupları içerisinde yaşadığı tahmin edilir.Wahrscheinlich lebt er in kleinen Familiengruppen.
1979 yılında başbakan Ian Smith bağımsızlık mücadelesi veren gruplar ile ateşkes imzalamıştır.1979 vereinbarte Regierungschef Ian Smith mit den Befreiungsbewegungen einen Waffenstillstand.
1888 yıllarında gruplar tekrar yakınlaşmış ve pantolon-etek kıyafetinde anlaşmışlardır.Um 1888 näherten sich die Lager wieder an und einigten sich nun auf ein Hosenrock-Kostüm.
Bölge coğrafyasında, yukarıda sayılan diller, kendi ağız grupları ile beraber konuşulurlar.Wenn Sprossranken vorhanden sind, dann stehen sie gegenüber den Laubblättern.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod