Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Ja oli muutamia kreikkalaisia niiden joukosta, jotka tulivat ylös juhlaan rukoilemaan.
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.명절에 예배하러 올라온 사람 중에 헬라인 몇이 있는데
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Men der var nogen grekere blandt dem som pleide å dra op for å tilbede på høitiden;
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Men der var nogle Grækere af dem, som plejede at gå op for at tilbede på Højtiden.
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Néhány görög is vala azok között, a kik felmenének, hogy imádkozzanak az ünnepen:
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Nişte Greci dintre ceice se suiseră să se închine la praznic,
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Nu voro där ock några greker, av dem som plägade fara upp för att tillbedja under högtiden.
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Ora, entre os que tinham subido a adorar na festa havia alguns gregos.
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Quelques Grecs, du nombre de ceux qui étaient montés pour adorer pendant la fête,
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Tra quelli che erano saliti per il culto durante la festa, c'erano anche alcuni Greci
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Vả , trong đám đã lên đặng thờ lạy trong kỳ lễ , có mấy người Gờ-réc ,
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Vả, trong đám đã lên đặng thờ lạy trong kỳ lễ, có mấy người Gờ-réc,
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Ησαν δε τινες Ελληνες μεταξυ των αναβαινοντων δια να προσκυνησωσιν εν τη εορτη.
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Були ж деякі Геленяне між тими, що поприходили, щоб поклонитись у сьвято.
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Из пришедших на поклонение в праздник были некоторые Еллины.
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.Учениците се спогледваха помежду си, недоумявайки за кого говори.
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.ובתוך העלים להשתחות בחג היו אנשים יונים׃
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.وكان اناس يونانيون من الذين صعدوا ليسجدوا في العيد.
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.那 時 、 上 來 過 節 禮 拜 的 人 中 、 有 幾 個 希 利 尼 人
Bayramda tapınmak üzere Yeruşalime gidenler arasında bazı Grekler vardı.那時 、 上來過 節禮 拜 的 人中 、 有 幾個 希利尼人
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Ale ani Titus, kterýž se mnou byl, pohan byv, nebyl přinucen obřezati se,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Ale ani Títus, ktorý bol so mnou, súc Grék nebol prinútený dať sa obrezať,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Ale ani Tytus, który ze mną był, będąc Grekiem, nie był przymuszony obrzezać się,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Ali tudi Tit, ki je bil z menoj in je bil Grk, ni bil prisiljen, da se obreže.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Dầu Tít, kẻ cùng đi với tôi, là người Gờ-réc, cũng không bị ép phải cắt bì.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Dầu_Tít , kẻ cùng đi với tôi , là người Gờ-réc , cũng không bị ép phải cắt bì .
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.De még a velem levõ Titus sem kényszeríttetett a körülmetélkedésre, noha görög vala,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.그러나 나와 함께 있는 헬라인 디도라도 억지로 할례를 받게 아니하였으니
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Mais Tite, qui était avec moi, et qui était Grec, ne fut pas même contraint de se faire circoncire.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Mas nem mesmo Tito, que estava comigo, embora sendo grego, foi constrangido a circuncidar-se;
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Men end ikke min Ledsager, Titus, som var en Græker, blev tvungen til at omskæres,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Men icke ens Titus, min följeslagare, som var grek, blev nödgad att låta omskära sig.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Men ikke engang Titus, som var med mig, han som var en greker, blev tvunget til å la sig omskjære -
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Mutta ei edes seuralaistani Tiitusta, joka oli kreikkalainen, pakotettu ympärileikkauttamaan itseänsä.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Nici chiar Tit, care era cu mine, măcar că era Grec, n'a fost silit să se taie împrejur,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Ora neppure Tito, che era con me, sebbene fosse greco, fu obbligato a farsi circoncidere
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Sin embargo, ni siquiera Tito quien estaba conmigo, siendo griego, fue obligado a circuncidarse
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Titus, yang menemani saya, adalah seorang Yunani, tetapi ia tidak dipaksa mengikuti peraturan sunat
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Zij verlangden zelfs niet van Titus, die immers geen Jood is, dat hij besneden zou worden.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Αλλ' ουδε ο Τιτος ο μετ' εμου, Ελλην ων, ηναγκασθη να περιτμηθη,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.А когато Кифа дойде в Антиохия, аз му се възпротивих в очи, защото беше се провинил.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Но они и Тита, бывшего со мною, хотя и Еллина, не принуждали обрезаться,
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.Та й Тит, що був зо мною, не був, яко Грек, примушений обрізатись.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.אבל גם טיטוס אשר אתי אף כי יוני הוא לא הכרח להמול׃
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.لكن لم يضطر ولا تيطس الذي كان معي وهو يوناني ان يختتن.
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.但 與 我 同 去 的 提 多 、 雖 是 希 利 尼 人 、 也 沒 有 勉 強 他 他 受 割 禮
Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı.但 與 我 同去 的 提多 、 雖是 希利尼人 、 也沒 有 勉強 他 他 受 割禮
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.A tak mnozí z nich uvěřili, i Řecké ženy poctivé i mužů nemálo.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.A tak uverili mnohí z nich, i gréckych žien popredných i mužov uveril nemalý počet.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.De sorte que muitos deles creram, bem como bom número de mulheres gregas de alta posição e não poucos homens.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.In tako jih je veliko izmed njih sprejelo vero, tudi odličnih grških žen in mož ne malo.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.Ja monet heistä uskoivat, niin myös useat ylhäiset kreikkalaiset naiset ja miehet.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.그중에 믿는 사람이 많고 또 헬라의 귀부인과 남자가 적지 아니하나
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.Många av dem kommo därigenom till tro, likaså ganska många ansedda grekiska kvinnor och jämväl män.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.Mange av disse kom da til troen, og ikke få av de fornemme greske kvinner og menn.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.Molti di loro credettero e anche alcune donne greche della nobiltà e non pochi uomini
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.Mulţi dintre ei şi din femeile cu vază ale Grecilor, şi mulţi bărbaţi au crezut.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.Plusieurs d`entre eux crurent, ainsi que beaucoup de femmes grecques de distinction, et beaucoup d`hommes.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.Przetoż wiele ich z nich uwierzyło, i Greckich niewiast uczciwych, i mężów niemało.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.Så troede da mange af dem og ikke få af de fornemme græske Kvinder og Mænd.