go ile cümle
go kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Zenginler insanları küçük görmeye eğilimlidir.The rich are apt to look down on people.
Zenginler bazen fakirleri hor görürler.The rich sometimes despise the poor.
Miktarı göz önünde bulundurmaksızın,Brian gelecek haftaya kadar doğru,tam miktar istiyor.Regardless of the amount, Brian wants the correct, entire amount by next week.
Bana paranın satın alabileceği en iyi çalışanları gönder. Para sorun değil.Send me the best employees that money can buy. Money is no object.
Hiç para kalmamış gibi görünüyor.It seems like there's no money left.
Kimya bilimi son zamanlarda dikkate değer bir gelişim gösterdi.Chemistry has made notable progress in recent years.
Bu günlerde onu tekrar göreceğim.I will be seeing her again one of these days.
Yakında görüşeceğimizi umuyorum.I hope to see you soon.
Çok geçmeden seni tekrar görmeyi iple çekiyorum.I'm looking forward to seeing you again before long.
Çok geçmeden seni tekrar görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you again before long.
Onu son günlerde hiç görmedim.I haven't seen anything of her lately.
Onun evi yakın olmasına rağmen, onu nadiren görüyorum.Although her house is nearby, I seldom see her.
Çok geçmeden seni görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to seeing you before long.
Yakın gelecekte tekrar görüşebiliriz.We may meet again in the near future.
Yakında onun resmini görmeyi umuyorum.I hope to see his picture soon.
Ben kısa sürede seninle tekrar görüşmek için sabırsızlanıyorum.I look forward to meeting you again soon.
Ben kısa sürede sizi tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to seeing you again soon.
Bugünlerde sizi görebileceğim.I'll be able to see you one of these days.
Bu günlerde sizi görmeye geleceğim.I'll come and see you one of these days.
Bu günlerin birinde seni görmeye gelebilir miyim?May I come to see you one of these days?
Bu günlerde seni görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you one of these days.
Acil durum odasına görününüz.Report to the emergency room.
Görevli memur arkasından yaşlı bir adamın geldiğini hissetti.The police officer on duty sensed an elderly man coming up behind him.
Görevdeyken sigara içmeyin.Don't smoke while you are on duty.
Görevdeyken sigara içme.Don't smoke while you are on duty.
Çalışkanlık onu başarıya götürdü.Diligence led him to success.
Söylemeye gerek yok, gayret mutluluğa götüren bir anahtardır.Needless to say, diligence is a key to happiness.
Soğanları doğradığım zaman gözlerimden yaş geliyordu.Tears came into my eyes when I was chopping onions.
Soğanları doğrarken gözüm yaşardı.Tears came into my eyes when I was chopping onions.
Şaşkınlıkla gözleri büyüdü.Her eyes become round in surprise.
Benim için sürpriz oldu, o bir anda gözden kayboldu.To my amazement, it disappeared in an instant.
Heyecanlı kızlar hoş görünebilir.Excited girls look pretty sometimes.
Ben göğüs filmi çektirmek istiyorum.I'd like you to have a chest X-ray.
Göğsüne masaj yapmamı ister misin?Would you like me to massage your chest?
Göğsümde keskin bir ağrı var.I have a sharp pain in my chest.
Göğsümde şiddetli bir ağrı var.I have a sharp pain in my chest.
Dereyi görmeden paçaları sıvama.Don't cross a bridge till you come to it.
Profesör düşüncelere dalmış görünüyordu.The professor seemed to be lost in thought.
Sınıflarını temizlemek öğrencilerin görevidir.It is the students' duty to clean their classrooms.
Kilise, kenti yukarıdan gören tepe üzerindedir.The church is on the hill overlooking the city.
Ah! Onu bana göster lütfen.Oh! Show it to me please.
Üzgünüm ama bana sonraki köyün yolunu gösterebilir misiniz?Sorry, but can you show me the way to the next village?
Güçlü rüzgar bir fırtınanın geleceğini gösterir.The strong wind indicates that a storm is coming.
Arz talebe göredir.Supply is relative to demand.
Kyoto'nun görecek çok yeri var.Kyoto has many places to see.
Kyoto'da görülecek çok yerler var.There are many places to see in Kyoto.
Kyoto'da hem eski hem de modern yapıları görebilirsiniz.In Kyoto, you can see both old and modern buildings.
Lütfen yabanmersini kavanozunu Takako'nun göremeyeceği bir yere sakla.Please hide the blueberry jam where Takako can't see it.
Nasıl balık yakalayacağını sana göstereceğim.I'll show you how to catch fish.
Balığın ve etin besin değerleri yüksek ama ikincisi öncekine göre daha pahalıdır.Fish and meat are both nourishing, but the latter is more expensive than the former.
Balığın suda su sıçrattığını gördük.We saw a fish splashing in the water.
Şu bulunanların hepsi gözyaşlarına boğuldu.Those present were all moved to tears.
Gözden uzak olan gönülden de ırak olur. Ayrı olduğunda teması kaybedersin.Out of sight out of mind. When you're separated you lose touch.
İnekler kocaman ve uysal görünüyordu.The cows looked big and docile.
Maaş yaş ve deneyime göre tespit edilir.The salary is fixed according to age and experience.
Yeteneğine göre ödeme yapılacak.You will be paid according to your ability.
Paula Grayson'a göre, bu insanlara ödeme yapmanın en iyi tolu.This is a better way of paying people, according to Paula Grayson.
Yaralılar ambulanslarla en yakın hastaneye götürüldü.The ambulances carried the injured to the nearest hospital.
Gökyüzü aniden bulutlandı.All of a sudden the sky became overcast.
Aniden gökler açıldı.Suddenly the heavens opened.