Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.Betty i Rita odlaze u stan Diane Selwyn te provaljuju u njega kroz prozor, nakon što im nitko ne otvori vrata.
Grup daha sonra Shane'in gizlice ormanda bıraktığı ve öldürdüğü Randall için bir arama yapar.Grupa kasnije kreće u potragu za Randallom kojeg je u međuvremenu Shane potajno pustio i kasnije ubio u šumi.
Gizlice gözetleme videosu 25 Eylül 2007'de Clarkson'ın resmî internet sitesinde yayınlandı.Jedan mali dio videospota pojavio se 25. rujna 2007. godine na Clarkisnoj službenoj stranici.
2942: Sauron gizlice Mordor'a geri döndü.Sauron se potajno vraća u Mordor 2951.
Geceleri gizlice sahilde buluşurlar.Znali su ploviti i noću daleko od obale.
1989 yılında gizlice Kırım’a döndü.S obitelji se na Krim vratila 1989. godine.
Oyunda oyuncu (Woody) komşusunun evine gizlice girer ve burada bir performans sergiler.Woodyjev zadatak je da krade stvari iz susjedove kuće i radi mu trikove.
Ama Mary Charles Brandon ile 3 Mart 1515 tarihinde gizlice evlendiler.Napriek tomu sa Brandon s Máriou 3. marca 1515 vo Francúzsku tajne zosobášili.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Vytýčil miesto a vykolíčkoval ho.
1930'da gizlice Sovyetler Birliği'ne gitti.V 30. rokoch odišiel do Sovietskeho zväzu.
Kalan 500.000 gümüş mark birçok Haçlı şövalyesi tarafından gizlice geride tutuldu.Ostanek 500.000 srebrnih mark so skrivaj obdržali številni križarski vitezi.
2) Hedefinizi gizlice öldürün.Natančno opredelimo cilje 2.
Gerçek bir barış politikası yerine, gizlice yeni bir savaşın hazırlıkları yapılıyordu.Po treh letih miru so se začele priprave na novo vojno.
Geceleri gizlice sahilde buluşurlar.Na plaži se še zadnjič vidita.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Številčno si judovstvo še ni opomoglo.
Gizlice, çünkü babam yoksuldu ama belli etmek istemezdi.Ker so bili revni, jim je oče odsvetoval, saj jih nobena ne bi hotela.
Turgon'un halkı Nevrast'ı gizlice terkeder.Politeistični prebivalci začasno zapustijo Meko.
Gizlice kaptan ın evine gider.Francoski iz hiše Kapetingov.
Ailesinin izni olmadığı için uzun yıllar antrenman ve müsabakalara gizlice katıldı.Zaradi svojega specialnega znanja se je leta in leta uspešno izogibal identifikaciji in prijetju.
Bu sırada Dillinger, konuşmalarını gizlice dinler ve bilgisayarın önemli bilgi taşıdığını fark eder.Po navadi si je heker te računalnike pridobil z vdorom ali pa ima legalen dostop do njih.
Fakat üretim gizlice devam etti.Gradbena dela so se živahno nadaljevala.
Bu terim aynı zamanda, İslamı gizlice idame ettiren Kripto Müslümanlar için de kullanılır.Taip pat šis terminas, vartojamas musulmonų leistinai mitybai.
Üç genç adam, kadını çıplak görmek için gizlice morga girer.Kai kuriuos vyrus labai jaudina pats moters išgąstis pamačius jo nuogą varpą.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Jis suremontavo ir išdažė bažnyčią.
Fakat üretim gizlice devam etti.Tačiau įmonė dirbo toliau.
Ama Mary Charles Brandon ile 3 Mart 1515 tarihinde gizlice evlendiler.Sellest hoolimata abiellusid Mary ja Charles Brandon salaja Prantsusmaal 3. märtsil 1515.
Bart, herkesten gizlice bir dövmeciye gider ve “Anne” yazan bir dövme yapılmasını ister.Bart tahtab saada tätoveeringut kirjaga Mother (ema).
1539'da gizlice idam edilmesi emrini verdi.1539. aastal on teda surnuna mainitud.
1989 yılında gizlice Kırım’a döndü.Alles 1989. aastal lubati neil Krimmi tagasi pöörduda.
Ancak aynı zamanda gizlice konservatuvar sınavına da girdi.Talle oli konservatooriumiõpingute jooksul vastumeelt sealne distsipliin.
Fakat üretim gizlice devam etti.Edasi jätkas tööstus kasumlikult.
Hedefinizi gizlice öldürün.Tuvastage kriitiline tee.
Arenas buna meydan okurcasına, yazdıklarının müsveddelerini gizlice yurtdışına gönderdi ve orada yayınlandı.Pensionipõlves kirjutas Hruštšov mälestused, mis salaja välismaale toimetati ja seal avaldati.
2942: Sauron gizlice Mordor'a geri döndü.2941. aastal tuli Sauron taas Mordorisse ja alustas Musta Kantsi taastamist.
Diffy ailesi taş devrine gezmeye gittiğinde zaman makinesine gizlice bindi.Kui naaber perekonda hoiatas, õnnestus neil küüditamise ajaks varjuda.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Ta roomab ruumist välja, vererada järel.
16. Louis isteksiz bir biçimde Millet Meclisi'ne gizlice루이 16세는 마지못해 왜 바스티유 습격 사건이 일어났는지 조사해보고는
16. Louis isteksiz bir biçimde Millet Meclisi'ne gizliceLouis XVI verdween min of meer naar de achtergrond (met flinke tegenzin) en zei:
16. Louis isteksiz bir biçimde Millet Meclisi'ne gizliceLuiz XVI havia, relutantemente, ficado nos bastidores.
16. Louis isteksiz bir biçimde Millet Meclisi'ne gizlice "Size artık karışmayacağım" demişti.Ludwik XVI niechętnie wycofał się za kulisy i powiedział:
16. Louis isteksiz bir biçimde Millet Meclisi'ne gizliceأُرغم لويس السادس عشر على ان
16. Louis isteksiz bir biçimde Millet Meclisi'ne gizlice「わかった、国会議会の人達、もうこれ以上邪魔はしないよ」
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Aber sie verrät uns auch, sie wisse, dass Mitglieder der Taliban tatsächlich per SMS für sie stimmen.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Ale zdradza też, że wie, że Talibowie wysyłają SMSy z głosami na nią.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Dar ea dezvăluie și faptul că unii dintre talibani au trimis SMS-uri pentru ea.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.De azt is bevallja, arról is tudomása van, hogy a tálibok valójában SMS-ben szavaztak rá.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.그녀는 또 털어놓습니다 그녀는 탈리반의 구성원들을 알지만 그들도 그녀를 향해 문자 투표를 했다는 것을
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Maar ze vertrouwt ons ook toe... dat ze weet dat leden van de Taliban... via SMS op haar stemmen.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Ma dice anche che è a conoscenza che alcuni membri dei Talebani mandano degli SMS per votarla.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Mais elle confie aussi qu'elle connait des membres des Talibans qui ont en fait voté pour elle par SMS.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Mas ela também confidencia que sabe que membros do Taliban estão a enviar-lhe os seus votos via SMS.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Mutta hän myös tunnustaa, että hän tietää joidenkin Talibanin jäsenten äänestävän häntä.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Namun dia juga memberitahukan bahwa dia tahu anggota-anggota Taliban sebenarnya mengirimkan SMS untuknya.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Nhưng cô cũng tâm sự rằng cô biết những thành viên Taliban thực sự đã gửi tin nhắn bỏ phiếu cho cô
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.SMSから彼女に投票していることを 知っていると打ち明けています アイーダ アル ジャハーニもリスクを冒して
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Αλλά επίσης αποκαλύπτει ότι ξέρει πως μέλη των Ταλιμπάν ψηφίζουν με SMS υπέρ της.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Але вона також зізнається, що знає, що деякі члени Талібану голосували за неї в СМС голосуванні.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.Но она также признаётся, что знает, что некоторые члены Талибана голосовали за неё в СМС голосовании.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.אבל היא גם גילתה שהיא יודעת שיש אנשי טאליבן שממש מסמסים עבורה.
Ama aynı zamanda Taliban üyelerinin kendisi için SMS oyları gönderdiğini bildiğini gizlice açıklıyor.. لكنها أيضا تكشف أنها على علم بأن أعضاء في حركة طالبان كانوا يرسلون الرسائل القصيرة كي يصوتوا لصالحها