Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.לא תירא לביתה משלג כי כל ביתה לבש שנים׃
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.لا تخشى على بيتها من الثلج لان كل اهل بيتها لابسون حللا.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.他 不 因 下 雪 為 家 裡 的 人 擔 心 、 因 為 全 家 都 穿 著 朱 紅 衣 服
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.他 不因 下雪 為家裡 的 人 擔心 、 因 為 全 家 都 穿著 朱 紅 衣服
Koyu renkli bir giysisi var.Ano, a s černou tunikou.
Koyu renkli bir giysisi var.Так, і в чорній накидці.
Kral David, Hz. Kral David'in giysisinin rengi ileA král David byl chápán jako Kristův předek.
Kral David, Hz. Kral David'in giysisinin rengi ile--uważano, że król Dawid to przodek Chrystusa
Kral David, Hz. Kral David'in giysisinin rengi ileІ Цар Давид вважався предком Христа.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.(44:14) Вся слава дщери Царя внутри; одежда ее шита золотом;
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.A filha do rei está esplendente lá dentro do palácio; as suas vestes são entretecidas de ouro.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Công chúa trong đền được rất vinh hiển; Áo xống nàng đều thêu dệt bằng vàng.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Công_chúa trong đền được rất vinh_hiển ; Áo_xống nàng đều thêu_dệt bằng vàng .
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Dan zullen de rijken der aarde u, dochter van Tyrus, geschenken geven en naar uw gunst dingen.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Da Tiro vengono portando doni, i più ricchi del popolo cercano il tuo volto
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Des Königs Tochter drinnen ist ganz herrlich; sie ist mit goldenen Gewändern gekleidet.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Fata împăratului este plină de strălucire înlăuntrul casei împărăteşti; ea poartă o haină ţesută cu aur.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.I dcéra Týru prijde s darom; bohatí z národa budú hľadať tvoju priazeň.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Idel Pragt er Kongedatteren, hendes Dragt er Perler, stukket i Guld;
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.왕의 딸이 궁중에서 모든 영화를 누리니 그 옷은 금으로 수 놓았도다
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Og Tyrus' datter skal søke din yndest med gaver - de rike blandt folket.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Putri raja masuk dengan penuh semarak, gaunnya bersulam emas
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Se, dottern Tyrus, ja, de rikaste folk söka nu att vinna din ynnest med skänker.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Toda gloriosa está la hija del rey; de perlas engastadas en oro es su vestido
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tuť i Tyrští s dary, před oblíčejem tvým kořiti se budou bohatí národové.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tyrus leánya is, a nép dúsai, ajándékkal hizelegnek néked.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tyryjczycy także z upominkami przed obliczem twojem kłaniać się będą, najbogatsi z narodów.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tytär Tyyro ja kansan rikkaimmat etsivät lahjoillaan sinun suosiotasi.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Vsa krasna je hči kraljeva v notranjščini hiše, obleka njena z zlatom je pretkana.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Ολη η δοξα της θυγατρος του βασιλεως ειναι εσωθεν το ενδυμα αυτης ειναι χρυσουφαντον.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Всеславна е царската дъщеря във вътрешността на палата; Облеклото й е златоткано.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.כל כבודה בת מלך פנימה ממשבצות זהב לבושה׃
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.كلها مجد ابنة الملك في خدرها. منسوجة بذهب ملابسها.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.王 女 在 宮 裡 、 極 其 榮 華 . 他 的 衣 服 是 用 金 線 繡 的
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.王 女 在 宮裡 、 極其 榮華 . 他 的 衣服 是 用 金線繡的
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Ale keď vošiel kráľ podívať sa na hodovníkov, videl tam človeka neodiateho svadobným rúchom,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.A wszedłszy król, aby oglądał goście, obaczył tam człowieka nie odzianego szatą weselną;
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Da nu Kongen gik ind for at se Gæsterne, så han der et Menneske, som ikke var iført Bryllupsklædning.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Il re entrò per vedere i commensali e, scorto un tale che non indossava l'abito nuziale
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Împăratul a intrat să-şi vadă oaspeţii; şi a zărit acolo pe un om, care nu era îmbrăcat în haina de nuntă.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.임금이 손을 보러 들어올쌔 거기서 예복을 입지 않은 한 사람을 보고
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Ko pa pride kralj, da pogleda goste, ugleda tu človeka, ki ni bil oblečen v svatovsko oblačilo,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Mas, quando o rei entrou para ver os convivas, viu ali um homem que não trajava veste nupcial;
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Men när konungen nu kom in för att se på gästerna, fick han där se en man som icke var klädd i bröllopskläder.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Mutta kun kuningas meni katsomaan pöytävieraita, näki hän siellä miehen, joka ei ollut puettu häävaatteisiin.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Pero cuando entró el rey para ver a los convidados y vio allí a un hombre que no llevaba ropa de bodas
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Tedy všed král, aby pohleděl na hodovníky, uzřel tam člověka neoděného rouchem svadebním.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Vua vào xem khách dự tiệc , chợt thấy một người không mặc áo lễ ,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Vua vào xem khách dự tiệc, chợt thấy một người không mặc áo lễ,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Εισελθων δε ο βασιλευς δια να θεωρηση τους ανακεκλιμενους, ειδεν εκει ανθρωπον μη ενδεδυμενον ενδυμα γαμου,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.А царят, като влезе да прегледа гостите, видя там един човек, който не бе облечен в сватбарска дреха.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Цар же, ввійшовши подивитись на гостї, побачив там чоловіка, не одягненого у весїлню одежу;
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Царь, войдя посмотреть возлежащих, увидел там человека, одетого не в брачную одежду,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.ויהי כבוא המלך לראות את המסבים וירא בהם איש ולא היה לבוש בגדי חתנה׃
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.فلما دخل الملك لينظر المتكئين رأى هناك انسانا لم يكن لابسا لباس العرس.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.王 進 來 觀 看 賓 客 、 見 那 裡 有 一 個 沒 有 穿 禮 服 的
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.王進來觀 看 賓客 、 見那裡 有 一 個沒 有 穿 禮服 的
Meryem Ana'nın giysisi aynı renk, ikisi de mavi.Dr Zucker: ubrany jest na niebiesko przywołując bezpośrednio ubraną również w niebieskie szaty Maryję
Meryem Ana'nın giysisi aynı renk, ikisi de mavi.Na sobě má modrou, čímž odkazuje přímo k modré, kterou nosí Marie
Meryem Ana'nın giysisi aynı renk, ikisi de mavi.І він одягнений в блакитне, що точно співпадає з кольором одягу Марії,