Ana içeriğe geç
Sözlük

giysisi ile cümle

giysisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.제가 흔히 즐겨 입을만한 옷은 아니었지만, 제가 걱정했던 미쉐린맨 같은 옷은 아니었습니다.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Nebyl to oděv, jaký nosím obvykle, ale nevypadal ani jako kombinéza panáčka Michelina, kterou jsem očekávala.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Nem olyan ruha volt, amit általában viselek, de egyáltalán nem volt Michelin-es, ahogy vártam.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Δε θύμιζε το συνηθισμένο μου ντύσιμο, αλλά απείχε πολύ από το ανθρωπάκι της Μισελέν, που είχα προβλέψει.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Не бяха точно типа дрехи, който обикновено нося, но не беше и Мишелиновия екип, който си представях.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Это было не то, что я обычно ношу, но это также и не походило на костюм парня Мишлен, который я ожидала.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.זו לא היתה התלבושת שאני רגילה ללבוש, אך זה גם לא דמה לחליפת הבובה של "מישלן"
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.وكان يشبه أغلب الملابس التي أرتديها عادةً وكان بعيداً جداً عن ملابس رجل الإطارات ميشيلن
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.私が懸念していたミシュランマンとは ほど遠く そこそこのものでした
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.a povedal mu: Priateľu, jako si sem vošiel, nemajúc svadobného rúcha? A on zanemel.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.'Beste vriend. Hoe is het mogelijk dat u hier zonder feestkleding zit?' Maar de man had geen antwoord.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.e perguntou-lhe: Amigo, como entraste aqui, sem teres veste nupcial? Ele, porém, emudeceu.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.És monda néki: Barátom, mi módon jöttél ide, holott nincsen menyegzõi ruhád? Az pedig hallgata.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.gli disse: Amico, come hai potuto entrare qui senz'abito nuziale? Ed egli ammutolì
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.Il lui dit: Mon ami, comment es-tu entré ici sans avoir un habit de noces? Cet homme eut la bouche fermée.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.in mu reče: Prijatelj, kako si prišel sem, ko nimaš svatovskega oblačila? On pa mu umolkne.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.I řekl jemu: Příteli, kteraks ty sem všel, nemaje roucha svadebního? A on oněměl.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.I rzekł mu: Przyjacielu! jakoś tu wszedł, nie mając szaty weselnej? A on zamilknął.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.가로되 친구여 어찌하여 예복을 입지 않고 여기 들어왔느냐 하니 저가 유구무언이어늘
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.le dijo: "Amigo, ¿cómo entraste aquí, sin llevar ropa de bodas?" Pero él quedó mudo
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.Og han sa til ham: Min venn! hvorledes er du kommet inn her og har ikke bryllupsklædning på! Men han tidde.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.Og han siger til ham: Ven! hvorledes er du kommen herind og har ingen Bryllupsklædning på? Men han tav.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.,Prietene,` i -a zis el, ,cum ai intrat aici fără să ai haină de nuntă?` Omul acela a amuţit.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.thì phán cùng người rằng : Hỡi bạn , sao ngươi vào đây mà không mặc áo lễ ? Người đó làm_thinh .
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.thì phán cùng người rằng: Hỡi bạn, sao ngươi vào đây mà không mặc áo lễ? Người đó làm thinh.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.και λεγει προς αυτον Φιλε, πως εισηλθες ενταυθα μη εχων ενδυμα γαμου; Ο δε απεστομωθη.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.и говорит ему: друг! как ты вошел сюда не в брачной одежде? Он же молчал.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.И каза му: Приятелю, ти как си влязъл тук без да имаш сватбарска дреха? А той мълчеше.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.і рече до него: Друже, як се увійшов єси сюди, не мавши весїлньої одежі? Він же мовчав,
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.ויאמר אליו רעי איכה באת הנה ואין לך בגדי חתנה ויאלם׃
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.فقال له يا صاحب كيف دخلت الى هنا وليس عليك لباس العرس. فسكت.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.就 對 他 說 、 朋 友 、 你 到 這 裡 來 、 怎 麼 不 穿 禮 服 呢 。 那 人 無 言 可 答
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.就 對他說 、 朋友 、 你 到 這裡來 、 怎麼 不 穿 禮服 呢 。 那人 無言可答
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Costumul său luminos iese în evidență în marea de galben.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Ihre bunte Kleidung zeichnet sich gegen das gelbe Meer ab.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Son vêtement coloré ressort sur la mer de jaune.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Su traje de colores vivos destaca en el mar de amarillo.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Wanita muda yang membantu menjaga kambing dan mengambil rumput.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Τα φωτεινά χρώματα των ρούχων της ξεχωρίζουν μέσα στο απέραντο κίτρινο.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Её яркий костюм выделяется в море желтого.
Soldaki havarinin giysisinde küçük bir yırtık var, sanırım fakir olmalı.Apoštol vlevo má natrženou košili, je chudě oblečen.
Soldaki havarinin giysisinde küçük bir yırtık var, sanırım fakir olmalı.Apostoł z lewej ma małe przedarcie na swym ubraniu.
Soldaki havarinin giysisinde küçük bir yırtık var, sanırım fakir olmalı.왼쪽에 있는 사도제자의 옷은 약간 찢겨있습니다 그들은 가난해요
Soldaki havarinin giysisinde küçük bir yırtık var, sanırım fakir olmalı.Y el de la izquierda tiene un roto en la ropa. Son pobres.
Sununun etine her dokunan kutsal sayılacak. Kanı birinin giysisine sıçrarsa, giysi kutsal bir yerde yıkanmalı.무릇 그 고기에 접촉하는 자는 거룩할 것이며 그 피가 어떤 옷에든지 묻었으면 묻은 그것을 거룩한 곳에서 빨 것이요
Sununun etine her dokunan kutsal sayılacak. Kanı birinin giysisine sıçrarsa, giysi kutsal bir yerde yıkanmalı.Wszelki człowiek, który by jadł jakąkolwiek krew, wytracony będzie człowiek on z ludu swego.
Sununun etine her dokunan kutsal sayılacak. Kanı birinin giysisine sıçrarsa, giysi kutsal bir yerde yıkanmalı.כל אשר יגע בבשרה יקדש ואשר יזה מדמה על הבגד אשר יזה עליה תכבס במקום קדש׃
Sununun etine her dokunan kutsal sayılacak. Kanı birinin giysisine sıçrarsa, giysi kutsal bir yerde yıkanmalı.كل من مسّ لحمها يتقدس. واذا انتثر من دمها على ثوب تغسل ما انتثر عليه في مكان مقدس.
Sununun etine her dokunan kutsal sayılacak. Kanı birinin giysisine sıçrarsa, giysi kutsal bir yerde yıkanmalı.凡 摸 這 祭 肉 的 、 要 成 為 聖 . 這 祭 牲 的 血 、 若 彈 在 甚 麼 衣 服 上 、 所 彈 的 那 一 件 、 要 在 聖 處 洗 淨
Sununun etine her dokunan kutsal sayılacak. Kanı birinin giysisine sıçrarsa, giysi kutsal bir yerde yıkanmalı.凡 摸這 祭 肉 的 、 要 成 為聖 . 這祭牲 的 血 、 若彈 在 甚 麼 衣服 上 、 所彈 的 那 一 件 、 要 在 聖處 洗淨
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.In glej, žena, ki je imela krvotok dvanajst let, pririne odzadaj in se dotakne roba obleke njegove.
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.열 두 해를 혈루증으로 앓는 여자가 예수의 뒤로 와서 그 겉옷 가를 만지니
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.Nầy , có một người đờn bà mắc bịnh mất huyết đã mười_hai năm , lại gần sau lưng mà rờ đến trôn áo Ngài .
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.Nầy, có một người đờn bà mắc bịnh mất huyết đã mười hai năm, lại gần sau lưng mà rờ đến trôn áo Ngài.
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.Og se, en Kvinde, som havde haft Blodflod i tolv År, trådte hen bagfra og rørte ved Fligen af hans Klædebon;
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.Και ιδου, γυνη αιμορροουσα δωδεκα ετη, πλησιασασα οπισθεν ηγγισε το ακρον του ιματιου αυτου
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.И вот, женщина, двенадцать лет страдавшая кровотечением, подойдя сзади, прикоснулась к краю одежды Его,
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.І ось жінка, що нездужала кровотіччю дванайцять років, приступила ззаду й приторкнулась до краю одежі Його:
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.והנה אשה זבת דם שתים עשרה שנה נגשה מאחריו ותגע בציצת בגדו׃
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.واذا امرأة نازفة دم منذ اثنتي عشرة سنة قد جاءت من ورائه ومسّت هدب ثوبه.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod