Ana içeriğe geç
Sözlük

giysilerin ile cümle

giysilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Da Ruben nu kom tilbage til Cisternen, se, da var Josef der ikke. Så sønderrev han sine Klæder
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.És visszatére Rúben a kúthoz, és ímé József nem vala a kútban, és megszaggatá ruháit.
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Keď sa potom navrátil Rúben k cisterne, hľa, Jozefa už nebolo v cisterne. A roztrhnul svoje rúcha.
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Ketika Ruben kembali ke sumur itu dan tidak menemui Yusuf di situ, dikoyakkannya pakaiannya karena sedih
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.르우벤이 돌아와서 구덩이에 이르러 본즉 거기 요셉이 없는지라 옷을 찢고
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Ko se je pa vrnil Ruben k vodnjaku, glej, ni bilo Jožefa v vodnjaku; in raztrga oblačila svoja.
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Kun sitten Ruuben palasi kaivolle, niin Joosefia ei enää ollut kaivossa. Silloin hän repäisi vaatteensa,
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.När sedan Ruben kom tillbaka till brunnen, se, då fanns Josef icke i brunnen. Då rev han sönder sina kläder
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Ora, Rúben voltou � cova, e eis que José não estava na cova; pelo que rasgou as suas vestes
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Quando Ruben ritornò alla cisterna, ecco Giuseppe non c'era più. Allora si stracciò le vesti
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Ruben revint à la citerne; et voici, Joseph n`était plus dans la citerne. Il déchira ses vêtements,
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Ruben s'a întors la groapă; şi iată că Iosif nu mai era în groapă. El şi -a rupt hainele,
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Ru-bên trở lại hố; nầy Giô-sép đâu mất rồi; bèn xé áo mình,
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Ru-bên trở_lại hố ; nầy Giô-sép đâu mất rồi ; bèn xé áo mình ,
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Tedy się wrócił Ruben do onej studni, a oto, już nie było Józefa w studni; i rozdarł szaty swoje.
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Επεστρεψε δε ο Ρουβην εις τον λακκον, και ιδου, ο Ιωσηφ δεν ητο εν τω λακκω και διεσχισε τα ιματια αυτου.
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.А Рувим се върна при рова, и, ето, Иосиф не беше в рова. И раздра дрехите си.
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Рувим же пришел опять ко рву; и вот, нет Иосифа ворве. И разодрал он одежды свои,
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.וישב ראובן אל הבור והנה אין יוסף בבור ויקרע את בגדיו׃
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.ورجع رأوبين الى البئر واذا يوسف ليس في البئر. فمزّق ثيابه.
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.流 便 回 到 坑 邊 、 見 約 瑟 不 在 坑 裡 、 就 撕 裂 衣 服
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.流便 回到 坑邊 、 見約瑟 不 在 坑裡 、 就 撕裂 衣服
Nasıl gitar çalınacağını da biliyorsun ? Bazı giysilerini ödünç aldım. Tamam.<i>Brought to you by the Pker team @ www.viikii.net
Nasıl gitar çalınacağını da biliyorsun ? Bazı giysilerini ödünç aldım. Tamam.Wiesz także jak grac na gitarze? pożyczyłem trochę twoich ubrań ok. słyszałem, że ocaliłeś HaNi
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Ale keď to počuli apoštolovia, Barnabáš a Pavel, roztrhli svoje rúcha, vybehli medzi zástup, kričali
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Co gdy usłyszeli Apostołowie Barnabasz i Paweł, rozdarłszy szaty swoje, wpadli między lud, wołając,
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Cuando los apóstoles Bernabé y Pablo oyeron esto, rasgaron sus ropas y se lanzaron a la multitud dando voce
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.두 사도 바나바와 바울이 듣고 옷을 찢고 무리 가운데 뛰어 들어가서 소리질러
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Ko pa to zaslišita apostola, Pavel in Barnaba, si raztrgata oblačila in skočita med ljudstvo, kričeč
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Men da apostlene Barnabas og Paulus hørte dette, sønderrev de sine klær og sprang ut til hopen
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Men da Apostlene, Barnabas og Paulus, hørte dette, sønderreve de deres Klæder og sprang ind i Skaren,
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Nhưng hai sứ đồ là Ba-na-ba và Phao-lô hay điều đó, bèn xé áo mình, sấn vào giữa đám đông, mà kêu lên rằng:
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Sentendo ciò, gli apostoli Barnaba e Paolo si strapparono le vesti e si precipitarono tra la folla, gridando
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.To když uslyšeli apoštolé, Barnabáš a Pavel, roztrhše sukně své, vyběhli k zástupům, křičíce,
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Като чуха това апостолите Варнава и Павел, раздраха дрехите си, скочиха всред народа, та извикаха, казвайки:
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Почувши ж апостоли Варнава та Павел, роздерли одежу свою, і вбігли, покликуючи, між народ,
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.ויהי כשמע זאת השליחים פולוס ובר נבא ויקרעו את בגדיהם וירוצו אל תוך העם׃
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.‎فلما سمع الرسولان برنابا وبولس مزقا ثيابهما واندفعا الى الجمع صارخين
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.巴 拿 巴 、 保 羅 、 二 使 徒 聽 見 、 就 撕 開 衣 裳 、 跳 進 眾 人 中 間 、 喊 著 說
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.巴拿巴 、 保羅 、 二 使徒 聽見 、 就 撕 開 衣裳 、 跳進眾 人 中 間 、 喊 著說
Niye giysilerini çıkarıyorsun?De ce-ţi dai jos hainele ?
Niye giysilerini çıkarıyorsun?Dlaczego zdejmujesz ubranie?
Niye giysilerini çıkarıyorsun?Mengapa kamu melepas bajumu?
Niye giysilerini çıkarıyorsun? Öylece gir.?למה הינך מסיר את בגדיך .פשוט כנס פנימה
Niye giysilerini çıkarıyorsun?¿Por qué te desvistes? Entra en el agua simplemente.
Niye giysilerini çıkarıyorsun?Pourquoi t'es-tu déshabillé ?
Niye giysilerini çıkarıyorsun?Proč si sundáváš šaty?
Niye giysilerini çıkarıyorsun?Tại sao anh không cởi đồ ra?
Niye giysilerini çıkarıyorsun?Waarom doe jij je kleren uit?
Niye giysilerini çıkarıyorsun?Zakaj se slačiš? Kar tako zlezi noter.
Niye giysilerini çıkarıyorsun?Защо си сваляш дрехите?
O evde yatan ya da yemek yiyen biri giysilerini yıkamalı.Ai ngủ , hoặc ăn trong nhà đó phải giặt quần_áo mình .
O evde yatan ya da yemek yiyen biri giysilerini yıkamalı.Ai ngủ, hoặc ăn trong nhà đó phải giặt quần áo mình.
O evde yatan ya da yemek yiyen biri giysilerini yıkamalı.Aquele que se deitar na casa lavará, as suas vestes; e quem comer na casa lavara as suas vestes.
O evde yatan ya da yemek yiyen biri giysilerini yıkamalı.A ten, kto by ležal v dome, operie svoje rúcho, i ten, kto by jedol v takom dome, tiež operie svoje rúcho.
O evde yatan ya da yemek yiyen biri giysilerini yıkamalı.Barangsiapa tidur atau makan di rumah itu harus mencuci pakaiannya
O evde yatan ya da yemek yiyen biri giysilerini yıkamalı.Chi avrà dormito in quella casa o chi vi avrà mangiato, si laverà le vesti
O evde yatan ya da yemek yiyen biri giysilerini yıkamalı.Cine se va culca în casă, să-şi spele hainele. Cine va mînca în casă, deasemenea să-şi spele hainele.
O evde yatan ya da yemek yiyen biri giysilerini yıkamalı.den, der sover deri skal tvætte sine Klæder, og den der spiser deri, skal tvætte sine Klæder.
O evde yatan ya da yemek yiyen biri giysilerini yıkamalı.El que duerma en la casa lavará su ropa. El que coma en ella también lavará su ropa
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod